1361. Hadis
وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، أَنَّهُ بَلَغَهُ أَنَّ الْقَاسِمَ بْنَ مُحَمَّدٍ، سُئِلَ عَنْ رَجُلٍ، اشْتَرَى سِلْعَةً بِعَشَرَةِ دَنَانِيرَ نَقْدًا أَوْ بِخَمْسَةَ عَشَرَ دِينَارًا إِلَى أَجَلٍ فَكَرِهَ ذَلِكَ وَنَهَى عَنْهُ . قَالَ مَالِكٌ فِي رَجُلٍ ابْتَاعَ سِلْعَةً مِنْ رَجُلٍ بِعَشَرَةِ دَنَانِيرَ نَقْدًا أَوْ بِخَمْسَةَ عَشَرَ دِينَارًا إِلَى أَجَلٍ قَدْ وَجَبَتْ لِلْمُشْتَرِي بِأَحَدِ الثَّمَنَيْنِ إِنَّهُ لاَ يَنْبَغِي ذَلِكَ لأَنَّهُ إِنْ أَخَّرَ الْعَشَرَةَ كَانَتْ خَمْسَةَ عَشَرَ إِلَى أَجَلٍ وَإِنْ نَقَدَ الْعَشَرَةَ كَانَ إِنَّمَا اشْتَرَى بِهَا الْخَمْسَةَ عَشَرَ الَّتِي إِلَى أَجَلٍ . قَالَ مَالِكٌ فِي رَجُلٍ اشْتَرَى مِنْ رَجُلٍ سِلْعَةً بِدِينَارٍ نَقْدًا أَوْ بِشَاةٍ مَوْصُوفَةٍ إِلَى أَجَلٍ قَدْ وَجَبَ عَلَيْهِ بِأَحَدِ الثَّمَنَيْنِ إِنَّ ذَلِكَ مَكْرُوهٌ لاَ يَنْبَغِي لأَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَدْ نَهَى عَنْ بَيْعَتَيْنِ فِي بَيْعَةٍ وَهَذَا مِنْ بَيْعَتَيْنِ فِي بَيْعَةٍ . قَالَ مَالِكٌ فِي رَجُلٍ قَالَ لِرَجُلٍ أَشْتَرِي مِنْكَ هَذِهِ الْعَجْوَةَ خَمْسَةَ عَشَرَ صَاعًا أَوِ الصَّيْحَانِيَّ عَشَرَةَ أَصْوُعٍ أَوِ الْحِنْطَةَ الْمَحْمُولَةَ خَمْسَةَ عَشَرَ صَاعًا أَوِ الشَّامِيَّةَ عَشَرَةَ أَصْوُعٍ بِدِينَارٍ قَدْ وَجَبَتْ لِي إِحْدَاهُمَا إِنَّ ذَلِكَ مَكْرُوهٌ لاَ يَحِلُّ وَذَلِكَ أَنَّهُ قَدْ أَوْجَبَ لَهُ عَشَرَةَ أَصْوُعٍ صَيْحَانِيًّا فَهُوَ يَدَعُهَا وَيَأْخُذُ خَمْسَةَ عَشَرَ صَاعًا مِنَ الْعَجْوَةِ أَوْ تَجِبُ عَلَيْهِ خَمْسَةَ عَشَرَ صَاعًا مِنَ الْحِنْطَةِ الْمَحْمُولَةِ فَيَدَعُهَا وَيَأْخُذُ عَشَرَةَ أَصْوُعٍ مِنَ الشَّامِيَّةِ فَهَذَا أَيْضًا مَكْرُوهٌ لاَ يَحِلُّ وَهُوَ أَيْضًا يُشْبِهُ مَا نُهِيَ عَنْهُ مِنْ بَيْعَتَيْنِ فِي بَيْعَةٍ وَهُوَ أَيْضًا مِمَّا نُهِيَ عَنْهُ أَنْ يُبَاعَ مِنْ صِنْفٍ وَاحِدٍ مِنَ الطَّعَامِ اثْنَانِ بِوَاحِدٍ .
Bana Mâlik'ten (anlattı)ğına göre; Kâsım b. Muhammed'e, "Bir malı peşin on dinara veya vadeli on beş dinara (seçenekli olarak) satın alan" bir adamın durumu soruldu. Kâsım bunu mekruh gördü ve yasakladı. İmam Mâlik dedi ki: Bir malı peşin on dinara veya vadeli on beş dinara, iki fiyattan biri üzerinde kesinleşmek üzere satın alan kimse hakkında (şöyle düşünüyorum): Bu doğru değildir. Çünkü eğer on (dinarı ödemeyi) geciktirirse, (peşin olan) on, vadeli on beş olmuş olur (faiz). Eğer onu peşin öderse, vadeli on beş dinarı (peşin) on dinara satın almış gibi olur. İmam Mâlik dedi ki: Bir kişinin diğerinden bir malı, "peşin bir dinar" veya "vadeli (nitelikleri) tarif edilmiş bir koyun" karşılığında; iki fiyattan birinin kesinleşmesi şartıyla satın alması mekruhtur ve doğru değildir. Çünkü Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem "bir satış içinde iki satış" yapmayı yasaklamıştır. Bu da "bir satış içinde iki satış" türündendir. İmam Mâlik dedi ki: Bir kişinin diğerine: "Senden şu Acve hurmasından on beş sâ' veya Sayhânî hurmasından on sâ' yahut (tahıldan) Mahmûle buğdayından on beş sâ' veya Şâmiye buğdayından on sâ'; (bu seçeneklerden) biri benim için kesinleşmek üzere bir dinara satın alıyorum" demesi de mekruhtur, helal değildir. Çünkü o, on sâ' Sayhânî hurmasını alması gerekirken (vazgeçip) onu bırakır ve on beş sâ' Acve hurmasını alır; yahut on beş sâ' Mahmûle buğdayı alması gerekirken onu bırakıp on sâ' Şâmiye buğdayını alır. Bu da mekruhtur, helal değildir. Bu da yasaklanan "bir satış içinde iki satış" gibidir. Ayrıca bu, aynı cinsten yiyecek maddelerinin (miktar farkıyla) ikiye bir oranında satılması yasağına da girer.