Alışveriş (Büyû‘) Kitabı

Malik b. Enes · Muvatta Malik (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

1374. Hadis

وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ قَيْسٍ الْمَكِّيِّ، عَنْ مُجَاهِدٍ، أَنَّهُ قَالَ اسْتَسْلَفَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ مِنْ رَجُلٍ دَرَاهِمَ ثُمَّ قَضَاهُ دَرَاهِمَ خَيْرًا مِنْهَا فَقَالَ الرَّجُلُ يَا أَبَا عَبْدِ الرَّحْمَنِ هَذِهِ خَيْرٌ مِنْ دَرَاهِمِي الَّتِي أَسْلَفْتُكَ ‏.‏ فَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ قَدْ عَلِمْتُ وَلَكِنْ نَفْسِي بِذَلِكَ طَيِّبَةٌ ‏.‏ قَالَ مَالِكٌ لاَ بَأْسَ بِأَنْ يُقْبِضَ مَنْ أُسْلِفَ شَيْئًا مِنَ الذَّهَبِ أَوِ الْوَرِقِ أَوِ الطَّعَامِ أَوِ الْحَيَوَانِ مِمَّنْ أَسْلَفَهُ ذَلِكَ أَفْضَلَ مِمَّا أَسْلَفَهُ إِذَا لَمْ يَكُنْ ذَلِكَ عَلَى شَرْطٍ مِنْهُمَا أَوْ عَادَةٍ فَإِنْ كَانَ ذَلِكَ عَلَى شَرْطٍ أَوْ وَأْىٍ أَوْ عَادَةٍ فَذَلِكَ مَكْرُوهٌ وَلاَ خَيْرَ فِيهِ ‏.‏ قَالَ وَذَلِكَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَضَى جَمَلاً رَبَاعِيًا خِيَارًا مَكَانَ بَكْرٍ اسْتَسْلَفَهُ وَأَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ اسْتَسْلَفَ دَرَاهِمَ فَقَضَى خَيْرًا مِنْهَا فَإِنْ كَانَ ذَلِكَ عَلَى طِيبِ نَفْسٍ مِنَ الْمُسْتَسْلِفِ وَلَمْ يَكُنْ ذَلِكَ عَلَى شَرْطٍ وَلاَ وَأْىٍ وَلاَ عَادَةٍ كَانَ ذَلِكَ حَلاَلاً لاَ بَأْسَ بِهِ ‏.‏

Bana Mâlik'ten (anlattı)ğına göre; Humeyd b. Kays el-Mekkî, Mücâhid'in şöyle dediğini nakletmiştir: Abdullah b. Ömer bir adamdan borç olarak bir miktar dirhem aldı. Daha sonra borcunu, aldığı dirhemlerden daha iyi (kaliteli) dirhemlerle ödedi. Adam: "Ey Ebû Abdurrahman! Bunlar benim sana borç verdiğim dirhemlerden daha iyi" dedi. Abdullah b. Ömer: "Biliyorum, lakin gönlümden böyle koptu (bunu isteyerek yapıyorum)" dedi. İmam Mâlik dedi ki: Altın, gümüş, yiyecek veya hayvan ödünç alan bir kimsenin; ödünç verene, aldığı şeyden daha üstününü geri ödemesinde -eğer aralarında önceden bir şart veya (böyle yapılacağına dair) bir âdet yoksa- bir sakınca yoktur. Ancak bu bir şarta, bir vaade veya bir âdete dayanıyorsa, bu mekruhtur ve bunda hayır yoktur. Bunun delili şudur: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, ödünç aldığı genç bir devenin yerine dört yaşını bitirmiş seçkin bir deve vermiştir. Abdullah b. Ömer de, ödünç aldığı dirhemlerden daha iyisini geri ödemiştir. Eğer bu (fazlalık), ödünç alanın gönül rızasıyla olursa ve arada bir şart, vaat veya âdet bulunmazsa, bu helaldir ve bunda bir sakınca yoktur.