1426. Hadis
وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ صَفِيَّةَ بِنْتِ أَبِي عُبَيْدٍ، أَنَّهَا أَخْبَرَتْهُ أَنَّ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ قَالَ مَا بَالُ رِجَالٍ يَطَئُونَ وَلاَئِدَهُمْ ثُمَّ يَدَعُوهُنَّ يَخْرُجْنَ لاَ تَأْتِينِي وَلِيدَةٌ يَعْتَرِفُ سَيِّدُهَا أَنْ قَدْ أَلَمَّ بِهَا إِلاَّ قَدْ أَلْحَقْتُ بِهِ وَلَدَهَا فَأَرْسِلُوهُنَّ بَعْدُ أَوْ أَمْسِكُوهُنَّ . قَالَ يَحْيَى سَمِعْتُ مَالِكًا يَقُولُ الأَمْرُ عِنْدَنَا فِي أُمِّ الْوَلَدِ إِذَا جَنَتْ جِنَايَةً ضَمِنَ سَيِّدُهَا مَا بَيْنَهَا وَبَيْنَ قِيمَتِهَا وَلَيْسَ لَهُ أَنْ يُسَلِّمَهَا وَلَيْسَ عَلَيْهِ أَنْ يَحْمِلَ مِنْ جِنَايَتِهَا أَكْثَرَ مِنْ قِيمَتِهَا .
Bana Mâlik'ten, o Nâfi'den, o Safiyye bint Ebî Ubeyd'den rivayet edildiğine göre; kendisine Ömer b. Hattâb'ın şöyle dediğini haber vermiştir: "O adamlara ne oluyor ki cariyeleriyle cinsi münasebette bulunuyorlar, sonra da onların başıboş gezmelerine izin veriyorlar? Efendisinin kendisine temas ettiğini itiraf ettiği hiçbir cariye bana gelmez ki, (hamile ise) çocuğunu o efendiye ilhak etmiş olmayayım! Artık bundan sonra (cariyelerinizi) ister serbest bırakın, ister tutun (sonuçlarına katlanırsınız)." Yahya dedi ki; Mâlik'i şöyle derken işittim: Ümmü Veled (efendisinden çocuğu olan cariye) bir cinayet işlediğinde bizdeki hüküm şudur: Efendisi, cariyenin kıymeti miktarını aşmamak üzere cezayı öder (tazmin eder). Efendisinin onu teslim etme (suçu işleyene verme) hakkı yoktur. (Tazminat cariyenin değerinden fazla ise) efendisi, cariyenin kıymetinden fazlasını ödemekle yükümlü değildir.