1490. Hadis
وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، أَنَّهُ بَلَغَهُ أَنَّ عُرْوَةَ بْنَ الزُّبَيْرِ، وَسُلَيْمَانَ بْنَ يَسَارٍ، كَانَا يَقُولاَنِ الْمُكَاتَبُ عَبْدٌ مَا بَقِيَ عَلَيْهِ مِنْ كِتَابَتِهِ شَىْءٌ . قَالَ مَالِكٌ وَهُو رَأْيِي . قَالَ مَالِكٌ فَإِنْ هَلَكَ الْمُكَاتَبُ وَتَرَكَ مَالاً أَكْثَرَ مِمَّا بَقِيَ عَلَيْهِ مِنْ كِتَابَتِهِ وَلَهُ وَلَدٌ وُلِدُوا فِي كِتَابَتِهِ أَوْ كَاتَبَ عَلَيْهِمْ وَرِثُوا مَا بَقِيَ مِنَ الْمَالِ بَعْدَ قَضَاءِ كِتَابَتِهِ .
Bana Mâlik'ten, ona ulaştığına göre Urve b. ez-Zübeyr ve Süleyman b. Yesâr şöyle derlerdi: "Mükâteb, kitabet borcundan geriye bir şey kaldığı sürece köledir." Mâlik dedi ki: "Benim görüşüm de budur." Mâlik dedi ki: "Şayet mükâteb ölür de geriye borcundan daha fazla mal bırakırsa ve kitabeti sırasında doğmuş veya kitabet sözleşmesine dahil edilmiş çocukları varsa; kitabet borcu ödendikten sonra kalan mala çocukları varis olur."