1494. Hadis
حَدَّثَنِي مَالِكٌ، أَنَّهُ بَلَغَهُ أَنَّ عُرْوَةَ بْنَ الزُّبَيْرِ، وَسُلَيْمَانَ بْنَ يَسَارٍ، سُئِلاَ عَنْ رَجُلٍ، كَاتَبَ عَلَى نَفْسِهِ وَعَلَى بَنِيهِ ثُمَّ مَاتَ هَلْ يَسْعَى بَنُو الْمُكَاتَبِ فِي كِتَابَةِ أَبِيهِمْ أَمْ هُمْ عَبِيدٌ فَقَالاَ بَلْ يَسْعَوْنَ فِي كِتَابَةِ أَبِيهِمْ وَلاَ يُوْضَعُ عَنْهُمْ لِمَوْتِ أَبِيهِمْ شَىْءٌ . قَالَ مَالِكٌ وَإِنْ كَانُوا صِغَارًا لاَ يُطِيقُونَ السَّعْىَ لَمْ يُنْتَظَرْ بِهِمْ أَنْ يَكْبَرُوا وَكَانُوا رَقِيقًا لِسَيِّدِ أَبِيهِمْ إِلاَّ أَنْ يَكُونَ الْمُكَاتَبُ تَرَكَ مَا يُؤَدَّى بِهِ عَنْهُمْ نُجُومُهُمْ إِلَى أَنْ يَتَكَلَّفُوا السَّعْىَ فَإِنْ كَانَ فِيمَا تَرَكَ مَا يُؤَدَّى عَنْهُمْ أُدِّيَ ذَلِكَ عَنْهُمْ وَتُرِكُوا عَلَى حَالِهِمْ حَتَّى يَبْلُغُوا السَّعْىَ فَإِنْ أَدَّوْا عَتَقُوا وَإِنْ عَجَزُوا رَقُّوا . قَالَ مَالِكٌ فِي الْمُكَاتَبِ يَمُوتُ وَيَتْرُكُ مَالاً لَيْسَ فِيهِ وَفَاءُ الْكِتَابَةِ وَيَتْرُكُ وَلَدًا مَعَهُ فِي كِتَابَتِهِ وَأُمَّ وَلَدٍ فَأَرَادَتْ أُمُّ وَلَدِهِ أَنْ تَسْعَى عَلَيْهِمْ إِنَّهُ يُدْفَعُ إِلَيْهَا الْمَالُ إِذَا كَانَتْ مَأْمُونَةً عَلَى ذَلِكَ قَوِيَّةً عَلَى السَّعْىِ وَإِنْ لَمْ تَكُنْ قَوِيَّةً عَلَى السَّعْىِ وَلاَ مَأْمُونَةً عَلَى الْمَالِ لَمْ تُعْطَ شَيْئًا مِنْ ذَلِكَ وَرَجَعَتْ هِيَ وَوَلَدُ الْمُكَاتَبِ رَقِيقًا لِسَيِّدِ الْمُكَاتَبِ . قَالَ مَالِكٌ إِذَا كَاتَبَ الْقَوْمُ جَمِيعًا كِتَابَةً وَاحِدَةً وَلاَ رَحِمَ بَيْنَهُمْ فَعَجَزَ بَعْضُهُمْ وَسَعَى بَعْضُهُمْ حَتَّى عَتَقُوا جَمِيعًا فَإِنَّ الَّذِينَ سَعَوْا يَرْجِعُونَ عَلَى الَّذِينَ عَجَزُوا بِحِصَّةِ مَا أَدَّوْا عَنْهُمْ لأَنَّ بَعْضَهُمْ حُمَلاَءُ عَنْ بَعْضٍ .
Bana Mâlik'ten, ona ulaştığına göre Urve b. ez-Zübeyr ve Süleyman b. Yesâr'a: "Kendi nefsi ve oğulları adına kitabet (hürriyet) sözleşmesi yapıp sonra ölen bir adamın durumu" soruldu. "Oğulları babalarının kitabet borcunu ödemek için çalışırlar (sa'y ederler) mı, yoksa köle mi olurlar?" İkisi de: "Bilakis babalarının kitabet borcu için çalışırlar. Babalarının ölümü sebebiyle borçtan hiçbir şey düşülmez" dediler. Mâlik dedi ki: "Eğer çocuklar çalışmaya güç yetiremeyecek kadar küçük iseler, büyümeleri beklenmez; babalarının efendisine köle olurlar. Ancak mükâteb baba, geriye çocukların çalışabilecek yaşa gelinceye kadar taksitlerini ödeyecek bir mal bırakmışsa durum değişir. Eğer bırakılan mal taksitleri karşılıyorsa, onlardan ödenir ve çocuklar çalışma çağına gelinceye kadar halleri üzere (mükâteb statüsünde) bırakılırlar. Öderlerse hür olurlar, aciz kalırlarsa köle olurlar." Mâlik, ölüp de geriye borcunu karşılamayan bir mal, kitabet sözleşmesine dahil bir çocuk ve bir ümmü veled bırakan mükâteb hakkında dedi ki: "Eğer ümmü veled onlar adına çalışmak (kazanmak) isterse; bu konuda güvenilirse ve çalışmaya gücü yetiyorsa mal ona teslim edilir. Eğer çalışmaya gücü yetmiyor veya mal konusunda güvenilir değilse, ona hiçbir şey verilmez. Kendisi ve mükâtebin çocuğu, efendisine köle olarak dönerler." Mâlik dedi ki: "Aralarında akrabalık bağı bulunmayan bir topluluk, tek bir kitabet sözleşmesiyle (ortaklaşa) kitabet yapsalar, sonra bazıları aciz kalsa ve diğerleri çalışıp hepsi adına ödeme yaparak hür olsalar: Ödeme yapanlar, aciz kalanların payına düşen miktarı onlardan (borç olarak) geri alırlar. Çünkü onlar birbirlerine kefil (hamîl) sayılırlar."