1584. Hadis
قَالَ مَالِكٌ إِنَّ ابْنَ شِهَابٍ قَالَ مَضَتِ السُّنَّةُ فِي قَتْلِ الْعَمْدِ حِينَ يَعْفُو أَوْلِيَاءُ الْمَقْتُولِ أَنَّ الدِّيَةَ تَكُونُ عَلَى الْقَاتِلِ فِي مَالِهِ خَاصَّةً إِلاَّ أَنْ تُعِينَهُ الْعَاقِلَةُ عَنْ طِيبِ نَفْسٍ مِنْهَا . قَالَ مَالِكٌ وَالأَمْرُ عِنْدَنَا أَنَّ الدِّيَةَ لاَ تَجِبُ عَلَى الْعَاقِلَةِ حَتَّى تَبْلُغَ الثُّلُثَ فَصَاعِدًا فَمَا بَلَغَ الثُّلُثَ فَهُوَ عَلَى الْعَاقِلَةِ وَمَا كَانَ دُونَ الثُّلُثِ فَهُوَ فِي مَالِ الْجَارِحِ خَاصَّةً . قَالَ مَالِكٌ الأَمْرُ الَّذِي لاَ اخْتِلاَفَ فِيهِ عِنْدَنَا فِيمَنْ قُبِلَتْ مِنْهُ الدِّيَةُ فِي قَتْلِ الْعَمْدِ أَوْ فِي شَىْءٍ مِنَ الْجِرَاحِ الَّتِي فِيهَا الْقِصَاصُ أَنَّ عَقْلَ ذَلِكَ لاَ يَكُونُ عَلَى الْعَاقِلَةِ إِلاَّ أَنْ يَشَاءُوا وَإِنَّمَا عَقْلُ ذَلِكَ فِي مَالِ الْقَاتِلِ أَوِ الْجَارِحِ خَاصَّةً إِنْ وُجِدَ لَهُ مَالٌ فَإِنْ لَمْ يُوجَدْ لَهُ مَالٌ كَانَ دَيْنًا عَلَيْهِ وَلَيْسَ عَلَى الْعَاقِلَةِ مِنْهُ شَىْءٌ إِلاَّ أَنْ يَشَاءُوا . قَالَ مَالِكٌ وَلاَ تَعْقِلُ الْعَاقِلَةُ أَحَدًا أَصَابَ نَفْسَهُ عَمْدًا أَوْ خَطَأً بِشَىْءٍ وَعَلَى ذَلِكَ رَأْىُ أَهْلِ الْفِقْهِ عِنْدَنَا وَلَمْ أَسْمَعْ أَنَّ أَحَدًا ضَمَّنَ الْعَاقِلَةَ مِنْ دِيَةِ الْعَمْدِ شَيْئًا وَمِمَّا يُعْرَفُ بِهِ ذَلِكَ أَنَّ اللَّهَ تَبَارَكَ وَتَعَالَى قَالَ فِي كِتَابِهِ {فَمَنْ عُفِيَ لَهُ مِنْ أَخِيهِ شَىْءٌ فَاتِّبَاعٌ بِالْمَعْرُوفِ وَأَدَاءٌ إِلَيْهِ بِإِحْسَانٍ} فَتَفْسِيرُ ذَلِكَ - فِيمَا نُرَى وَاللَّهُ أَعْلَمُ - أَنَّهُ مَنْ أُعْطِيَ مِنْ أَخِيهِ شَىْءٌ مِنَ الْعَقْلِ فَلْيَتْبَعْهُ بِالْمَعْرُوفِ وَلْيُؤَدِّ إِلَيْهِ بِإِحْسَانٍ . قَالَ مَالِكٌ فِي الصَّبِيِّ الَّذِي لاَ مَالَ لَهُ وَالْمَرْأَةِ الَّتِي لاَ مَالَ لَهَا إِذَا جَنَى أَحَدُهُمَا جِنَايَةً دُونَ الثُّلُثِ إِنَّهُ ضَامِنٌ عَلَى الصَّبِيِّ وَالْمَرْأَةِ فِي مَالِهِمَا خَاصَّةً إِنْ كَانَ لَهُمَا مَالٌ أُخِذَ مِنْهُ وَإِلاَّ فَجِنَايَةُ كُلِّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا دَيْنٌ عَلَيْهِ لَيْسَ عَلَى الْعَاقِلَةِ مِنْهُ شَىْءٌ وَلاَ يُؤْخَذُ أَبُو الصَّبِيِّ بِعَقْلِ جِنَايَةِ الصَّبِيِّ وَلَيْسَ ذَلِكَ عَلَيْهِ . قَالَ مَالِكٌ الأَمْرُ عِنْدَنَا الَّذِي لاَ اخْتِلاَفَ فِيهِ أَنَّ الْعَبْدَ إِذَا قُتِلَ كَانَتْ فِيهِ الْقِيمَةُ يَوْمَ يُقْتَلُ وَلاَ تَحْمِلُ عَاقِلَةُ قَاتِلِهِ مِنْ قِيمَةِ الْعَبْدِ شَيْئًا قَلَّ أَوْ كَثُرَ وَإِنَّمَا ذَلِكَ عَلَى الَّذِي أَصَابَهُ فِي مَالِهِ خَاصَّةً بَالِغًا مَا بَلَغَ وَإِنْ كَانَتْ قِيمَةُ الْعَبْدِ الدِّيَةَ أَوْ أَكْثَرَ فَذَلِكَ عَلَيْهِ فِي مَالِهِ وَذَلِكَ لأَنَّ الْعَبْدَ سِلْعَةٌ مِنَ السِّلَعِ .
Mâlik dedi ki: İbn Şihâb şöyle dedi: "Kasten öldürmede, öldürülenin velileri affettiği zaman diyetin sadece katilin malından ödeneceği hususunda sünnet süregelmiştir; ancak âkıle gönül rızasıyla ona yardım ederse o başka." Mâlik dedi ki: "Bize göre hüküm şöyledir: Diyet (miktarı), (tam diyetin) üçte birine ve üzerine ulaşmadıkça âkıleye vacip olmaz. Üçte bire ulaşan (miktar), âkıle üzerinedir. Üçte birden az olan ise sadece yaralayanın malındandır." Mâlik dedi ki: "Bize göre hakkında ihtilaf olmayan hüküm şöyledir: Kasten öldürme veya kısas gerektiren yaralanma durumlarında, (kısas yerine) kendisinden diyet kabul edilen kişi hakkında; bunun diyeti, kendileri dilemedikçe âkıleye yüklenmez. Bu diyet ancak -eğer malı varsa- katilin veya yaralayanın kendi malından ödenir. Eğer malı yoksa, bu onun üzerinde bir borç olur; âkıle üzerine bundan bir şey (sorumluluk) düşmez, ancak dilerlerse (ödeyebilirler)." Mâlik dedi ki: "Âkıle, kendisini kasten veya hataen bir şeyle yaralayan kimsenin diyetini ödemez. Bize göre fıkıh ehlinin görüşü budur. Ben, hiç kimsenin kasten (işlenen suçların) diyetinden bir şeyi âkıleye ödettiğini işitmedim. Bunun (böyle olduğu) şuradan bilinir: Allah Tebâreke ve Teâlâ Kitabında şöyle buyurmuştur: {Kim kardeşi tarafından (kısas yerine diyet kabul edilerek) bağışlanırsa, (alacaklının) örfe uyması, (borçlunun da) ona (diyetini) güzellikle ödemesi gerekir.} (Bakara, 178). Bunun tefsiri -gördüğümüz kadarıyla, en doğrusunu Allah bilir- şudur: Kardeşi tarafından kendisine diyetten bir şey bağışlanan (kabul edilen) kimse, (alacaklıya) örfe uymalı ve ona (borcunu) güzellikle ödemelidir." Mâlik, malı olmayan çocuk ve malı olmayan kadın hakkında dedi ki: "Bunlardan biri üçte birden az (tazminat gerektiren) bir suç işlerse, bu (tazminat) sadece çocuğun ve kadının malında (sorumluluk olarak) sabittir. Eğer malları varsa ondan alınır. Yoksa, her birinin işlediği suç (tazminatı) kendi üzerlerinde bir borçtur; âkıleye bundan bir şey düşmez. Çocuğun babası da çocuğun suçunun diyetinden sorumlu tutulmaz, bu onun üzerine (vazife) değildir." Mâlik dedi ki: "Bize göre hakkında ihtilaf olmayan hüküm şöyledir: Bir köle öldürüldüğünde, öldürüldüğü günkü kıymeti (ödenir). Katilinin âkılesi, kölenin kıymetinden -az olsun çok olsun- hiçbir şeyi yüklenmez. Bu, miktarı neye ulaşırsa ulaşsın, sadece onu öldürenin malından (ödenir). Kölenin kıymeti (hür bir kişinin) diyetine veya daha fazlasına ulaşsa bile, bu (katilin) kendi malından ödenir. Çünkü köle, mallardan bir maldır."