1711. Hadis
وَحَدَّثَنِي يَحْيَى، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ أَبِي أُمَامَةَ بْنِ سَهْلِ بْنِ حُنَيْفٍ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَاهُ، يَقُولُ اغْتَسَلَ أَبِي سَهْلُ بْنُ حُنَيْفٍ بِالْخَرَّارِ فَنَزَعَ جُبَّةً كَانَتْ عَلَيْهِ وَعَامِرُ بْنُ رَبِيعَةَ يَنْظُرُ قَالَ وَكَانَ سَهْلٌ رَجُلاً أَبْيَضَ حَسَنَ الْجِلْدِ - قَالَ - فَقَالَ لَهُ عَامِرُ بْنُ رَبِيعَةَ مَا رَأَيْتُ كَالْيَوْمِ وَلاَ جِلْدَ عَذْرَاءَ . قَالَ فَوُعِكَ سَهْلٌ مَكَانَهُ وَاشْتَدَّ وَعْكُهُ فَأُتِيَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأُخْبِرَ أَنَّ سَهْلاً وُعِكَ وَأَنَّهُ غَيْرُ رَائِحٍ مَعَكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ فَأَتَاهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرَهُ سَهْلٌ بِالَّذِي كَانَ مِنْ شَأْنِ عَامِرٍ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " عَلاَمَ يَقْتُلُ أَحَدُكُمْ أَخَاهُ أَلاَّ بَرَّكْتَ إِنَّ الْعَيْنَ حَقٌّ تَوَضَّأْ لَهُ " . فَتَوَضَّأَ لَهُ عَامِرٌ فَرَاحَ سَهْلٌ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَيْسَ بِهِ بَأْسٌ .
Ve bana Yahya, Mâlik'ten; Muhammed b. Ebî Umame b. Sehl b. Huneyf'ten anlattı ki; o babasını şöyle derken işitmiş: “Babam Sehl b. Huneyf, Harrâr denilen yerde yıkandı. Üzerindeki cübbeyi çıkardı. Amir b. Rebia da ona bakıyordu. Sehl, beyaz tenli, cildi güzel bir adamdı.” (Babası) dedi ki: “Amir b. Rebia ona: ‘Bugünkü gibi (bir güzellik) ve böylesine (pürüzsüz) bir bakire cildi hiç görmedim’ dedi. Sehl olduğu yerde (birden) hastalandı ve rahatsızlığı şiddetlendi. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e gelindi ve Sehl'in hastalandığı, ‘Sizinle yola çıkamayacak ey Allah'ın Rasûlü’ diye haber verildi. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona geldi. Sehl, Amir'in durumunu (söylediklerini) ona anlattı. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem (Amir'e): ‘Sizden biri neden kardeşini öldürüyor? (Gıpta ettiğinde) ‘Bereketli olsun’ deseydin ya! Göz değmesi haktır (gerçektir). Onun için abdest al’ buyurdu. Bunun üzerine Amir onun için abdest aldı. Sehl de (iyileşip) hiçbir şeyi yokmuş gibi Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile yola çıktı.”