1712. Hadis
وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي أُمَامَةَ بْنِ سَهْلِ بْنِ حُنَيْفٍ، أَنَّهُ قَالَ رَأَى عَامِرُ بْنُ رَبِيعَةَ سَهْلَ بْنَ حُنَيْفٍ يَغْتَسِلُ فَقَالَ مَا رَأَيْتُ كَالْيَوْمِ وَلاَ جِلْدَ مُخْبَأَةٍ . فَلُبِطَ سَهْلٌ فَأُتِيَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقِيلَ يَا رَسُولَ اللَّهِ هَلْ لَكَ فِي سَهْلِ بْنِ حُنَيْفٍ وَاللَّهِ مَا يَرْفَعُ رَأْسَهُ . فَقَالَ " هَلْ تَتَّهِمُونَ لَهُ أَحَدًا " قَالُوا نَتَّهِمُ عَامِرَ بْنَ رَبِيعَةَ . قَالَ فَدَعَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَامِرًا فَتَغَيَّظَ عَلَيْهِ وَقَالَ " عَلاَمَ يَقْتُلُ أَحَدُكُمْ أَخَاهُ أَلاَّ بَرَّكْتَ اغْتَسِلْ لَهُ " . فَغَسَلَ عَامِرٌ وَجْهَهُ وَيَدَيْهِ وَمِرْفَقَيْهِ وَرُكْبَتَيْهِ وَأَطْرَافَ رِجْلَيْهِ وَدَاخِلَةَ إِزَارِهِ فِي قَدَحٍ ثُمَّ صُبَّ عَلَيْهِ فَرَاحَ سَهْلٌ مَعَ النَّاسِ لَيْسَ بِهِ بَأْسٌ .
Ve bana Mâlik'ten; İbn Şihab'dan; Ebu Umame b. Sehl b. Huneyf'ten anlattı ki; o şöyle dedi: “Amir b. Rebia, Sehl b. Huneyf'i yıkanırken gördü ve: ‘Bugünkü gibi (bir güzellik) ve böylesine (pürüzsüz) bir bakire cildi hiç görmedim’ dedi. Bunun üzerine Sehl (olduğu yere) yığılıp kaldı. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e gelindi ve: ‘Ey Allah'ın Rasûlü! Sehl b. Huneyf'e bir baksan! Vallahi başını kaldıramıyor’ denildi. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: ‘(Nazar değdirdiğinden) şüphelendiğiniz kimse var mı?’ diye sordu. ‘Amir b. Rebia'dan şüpheleniyoruz’ dediler. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Amir'i çağırdı, ona kızdı ve şöyle buyurdu: ‘Sizden biri neden kardeşini öldürüyor? (Gıpta ettiğinde) ‘Bereketli olsun’ deseydin ya! Onun için yıkan (abdest al).’ Amir yüzünü, ellerini, dirseklerini, dizlerini, ayak uçlarını ve izarının (peştemalinin) iç kısmını bir kabın içine yıkadı. Sonra (bu su) Sehl'in üzerine döküldü. Sehl de (iyileşip) hiçbir şeyi yokmuş gibi insanlarla birlikte gitti.”