1787. Hadis
وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، أَنَّ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ، قَالَ لِرَجُلٍ مَا اسْمُكَ فَقَالَ جَمْرَةُ . فَقَالَ ابْنُ مَنْ فَقَالَ ابْنُ شِهَابٍ . قَالَ مِمَّنْ قَالَ مِنَ الْحُرَقَةِ . قَالَ أَيْنَ مَسْكَنُكَ قَالَ بِحَرَّةِ النَّارِ . قَالَ بِأَيِّهَا قَالَ بِذَاتِ لَظًى . قَالَ عُمَرُ أَدْرِكْ أَهْلَكَ فَقَدِ احْتَرَقُوا . قَالَ فَكَانَ كَمَا قَالَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ رضى الله عنه .
Ve bana Mâlik'ten; Yahya b. Saîd'den anlattı ki; Ömer b. el-Hattâb bir adama: “İsmin ne?” dedi. Adam: “Cemre (Kor ateş)” dedi. Ömer: “Kimin oğlu?” dedi. Adam: “İbn Şihâb (Alev/Kıvılcım oğlu)” dedi. Ömer: “Kimlerdensin?” dedi. Adam: “Huraka'dan (Yanmaktan)” dedi. Ömer: “Evin nerede?” dedi. Adam: “Harretu'n-Nâr'da (Ateşin harresinde/volkanik arazisinde)” dedi. Ömer: “Neresinde?” dedi. Adam: “Zât-ı Lazâ'da (Alevli yerde)” dedi. Ömer: “Ailene yetiş, yandılar!” dedi. Ravi dedi ki: “Durum, Ömer b. el-Hattâb'ın —Allah ondan razı olsun— dediği gibi oldu.”