İzin İsteme Kitabı

Malik b. Enes · Muvatta Malik (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

1795. Hadis

وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ صَيْفِيٍّ، مَوْلَى ابْنِ أَفْلَحَ عَنْ أَبِي السَّائِبِ، مَوْلَى هِشَامِ بْنِ زُهْرَةَ أَنَّهُ قَالَ دَخَلْتُ عَلَى أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ فَوَجَدْتُهُ يُصَلِّي فَجَلَسْتُ أَنْتَظِرُهُ حَتَّى قَضَى صَلاَتَهُ فَسَمِعْتُ تَحْرِيكًا تَحْتَ سَرِيرٍ فِي بَيْتِهِ فَإِذَا حَيَّةٌ فَقُمْتُ لأَقْتُلَهَا فَأَشَارَ أَبُو سَعِيدٍ أَنِ اجْلِسْ فَلَمَّا انْصَرَفَ أَشَارَ إِلَى بَيْتٍ فِي الدَّارِ فَقَالَ أَتَرَى هَذَا الْبَيْتَ فَقُلْتُ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ إِنَّهُ قَدْ كَانَ فِيهِ فَتًى حَدِيثُ عَهْدٍ بِعُرْسٍ فَخَرَجَ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى الْخَنْدَقِ فَبَيْنَا هُوَ بِهِ إِذْ أَتَاهُ الْفَتَى يَسْتَأْذِنُهُ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ ائْذَنْ لِي أُحْدِثُ بِأَهْلِي عَهْدًا فَأَذِنَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَقَالَ ‏"‏ خُذْ عَلَيْكَ سِلاَحَكَ فَإِنِّي أَخْشَى عَلَيْكَ بَنِي قُرَيْظَةَ ‏"‏ فَانْطَلَقَ الْفَتَى إِلَى أَهْلِهِ فَوَجَدَ امْرَأَتَهُ قَائِمَةً بَيْنَ الْبَابَيْنِ فَأَهْوَى إِلَيْهَا بِالرُّمْحِ لِيَطْعُنَهَا وَأَدْرَكَتْهُ غَيْرَةٌ فَقَالَتْ لاَ تَعْجَلْ حَتَّى تَدْخُلَ وَتَنْظُرَ مَا فِي بَيْتِكَ ‏.‏ فَدَخَلَ فَإِذَا هُوَ بِحَيَّةٍ مُنْطَوِيَةٍ عَلَى فِرَاشِهِ فَرَكَزَ فِيهَا رُمْحَهُ ثُمَّ خَرَجَ بِهَا فَنَصَبَهُ فِي الدَّارِ فَاضْطَرَبَتِ الْحَيَّةُ فِي رَأْسِ الرُّمْحِ وَخَرَّ الْفَتَى مَيِّتًا فَمَا يُدْرَى أَيُّهُمَا كَانَ أَسْرَعَ مَوْتًا الْفَتَى أَمِ الْحَيَّةُ فَذُكِرَ ذَلِكَ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ إِنَّ بِالْمَدِينَةِ جِنًّا قَدْ أَسْلَمُوا فَإِذَا رَأَيْتُمْ مِنْهُمْ شَيْئًا فَآذِنُوهُ ثَلاَثَةَ أَيَّامٍ فَإِنْ بَدَا لَكُمْ بَعْدَ ذَلِكَ فَاقْتُلُوهُ فَإِنَّمَا هُوَ شَيْطَانٌ ‏"‏ ‏.‏

Ve bana Mâlik'ten; İbn Eflah'ın azatlısı Sayfî'den; Hişâm b. Zühre'nin azatlısı Ebu's-Sâib'den anlattı ki o, şöyle dedi: Ebu Saîd el-Hudrî'nin yanına girdim, namaz kılıyordu. Namazını bitirinceye kadar beklemek üzere oturdum. Evindeki bir sedirin altında bir hareket duydum. Baktım ki bir yılan. Öldürmek için kalktım. Ebu Saîd oturmamı işaret etti. Namazı bitirince avludaki bir odayı işaret ederek: “Şu odayı görüyor musun?” dedi. Ben: “Evet” dedim. (Ebu Saîd) anlattı: “Orada yeni evlenmiş bir genç vardı. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraber Hendek'e çıktı. O oradayken genç, (evine gitmek için) ondan izin istedi ve: ‘Ey Allah'ın Elçisi! Bana izin ver, ailemle görüşeyim’ dedi. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona izin verdi ve: ‘Silahını üzerine al. Ben Beni Kurayza'nın sana zarar vermesinden korkarım’ buyurdu. Genç ailesine gitti ve karısını iki kapı arasında ayakta dururken buldu. Kıskançlık damarı tutarak mızrağını ona saplamak için yöneldi. Kadın: ‘Acele etme! İçeri gir ve evindekine bak’ dedi. Genç içeri girdi, yatağının üzerinde kıvrılmış bir yılan gördü. Mızrağını ona sapladı. Sonra onu (mızrağın ucunda) dışarı çıkardı ve avluya dikti. Yılan mızrağın ucunda çırpındı, genç de ölü olarak yere yığıldı. Hangisinin daha önce öldüğü bilinemedi: Genç mi, yoksa yılan mı? Bu durum Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e anlatıldı. Şöyle buyurdu: ‘Medine'de Müslüman olmuş cinler vardır. Onlardan bir şey (yılan) görürseniz ona üç gün (süre vererek) bildirin (gitmesini söyleyin). Bundan sonra size (yine) görünürse onu öldürün. Çünkü o ancak bir şeytandır.’”