1818. Hadis
وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، أَنَّهُ بَلَغَهُ أَنَّ عِيسَى ابْنَ مَرْيَمَ، كَانَ يَقُولُ لاَ تُكْثِرُوا الْكَلاَمَ بِغَيْرِ ذِكْرِ اللَّهِ فَتَقْسُوَ قُلُوبُكُمْ فَإِنَّ الْقَلْبَ الْقَاسِيَ بَعِيدٌ مِنَ اللَّهِ وَلَكِنْ لاَ تَعْلَمُونَ وَلاَ تَنْظُرُوا فِي ذُنُوبِ النَّاسِ كَأَنَّكُمْ أَرْبَابٌ وَانْظُرُوا فِي ذُنُوبِكُمْ كَأَنَّكُمْ عَبِيدٌ فَإِنَّمَا النَّاسُ مُبْتَلًى وَمُعَافًى فَارْحَمُوا أَهْلَ الْبَلاَءِ وَاحْمَدُوا اللَّهَ عَلَى الْعَافِيَةِ .
Ve bana Mâlik'ten; kendisine ulaştığına göre Meryem oğlu İsa'nın şöyle dediği anlatıldı: “Allah'ı zikretmeksizin çok konuşmayın, kalpleriniz katılaşır. Çünkü katı kalp Allah'tan uzaktır, lakin siz bilmezsiniz. İnsanların günahlarına rabler (efendiler) gibi bakmayın; kendi günahlarınıza köleler gibi bakın. Şüphesiz insanlar (iki kısımdır): İmtihan edilenler (bela ehli) ve afiyette olanlar. Bela ehline merhamet edin ve afiyet (kurtuluş) üzere olduğunuz için Allah'a hamdedin.”