350. Hadis
حَدَّثَنِي يَحْيَى، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّهُ لَمْ يَكُنْ يُصَلِّي مَعَ صَلاَةِ الْفَرِيضَةِ فِي السَّفَرِ شَيْئًا قَبْلَهَا وَلاَ بَعْدَهَا إِلاَّ مِنْ جَوْفِ اللَّيْلِ فَإِنَّهُ كَانَ يُصَلِّي عَلَى الأَرْضِ وَعَلَى رَاحِلَتِهِ حَيْثُ تَوَجَّهَتْ .
Bana Yahya anlattı; Mâlik'ten; Nâfi'den; Abdullah b. Ömer'in şöyle yaptığı rivayet edildi: “O, seferde iken farz namazla birlikte, ondan önce veya sonra hiçbir şey (nafile) kılmazdı. Ancak gece ortasında (teheccüd) namazı hariç. Zira o (teheccüd namazını), hem yerde hem de biniti üzerinde, biniti ne yöne dönerse dönsün kılardı.”