376. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ عَمِّهِ أَبِي سُهَيْلِ بْنِ مَالِكٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ قَالَ كُنْتُ مَعَ عُثْمَانَ بْنِ عَفَّانَ فَقَامَتِ الصَّلاَةُ وَأَنَا أُكَلِّمُهُ، فِي أَنْ يَفْرِضَ، لِي فَلَمْ أَزَلْ أُكَلِّمُهُ وَهُوَ يُسَوِّي الْحَصْبَاءَ بِنَعْلَيْهِ حَتَّى جَاءَهُ رِجَالٌ قَدْ كَانَ وَكَلَهُمْ بِتَسْوِيَةِ الصُّفُوفِ . فَأَخْبَرُوهُ أَنَّ الصُّفُوفَ قَدِ اسْتَوَتْ فَقَالَ لِي اسْتَوِ فِي الصَّفِّ . ثُمَّ كَبَّرَ .
Bana Mâlik'ten; amcası Ebu Süheyl b. Mâlik'ten; babasından anlatıldığına göre o şöyle dedi: “Osman b. Affan ile birlikteydim. Namaza kamet getirildi, ben ise bana bir tahsisat ayırması hakkında onunla konuşuyordum. O, nalınlarıyla çakılları düzeltirken ben konuşmaya devam ettim. Nihayet safları düzeltmekle görevlendirdiği adamlar gelip safların düzeldiğini haber verdiler. Bunun üzerine bana: ‘Safta yerini al,’ dedi. Sonra tekbir getirdi.”