1014. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنْ شَرِيكٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ رَجُلاً، دَخَلَ الْمَسْجِدَ يَوْمَ جُمُعَةٍ مِنْ بَابٍ كَانَ نَحْوَ دَارِ الْقَضَاءِ، وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَائِمٌ يَخْطُبُ، فَاسْتَقْبَلَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَائِمًا ثُمَّ قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ هَلَكَتِ الأَمْوَالُ وَانْقَطَعَتِ السُّبُلُ، فَادْعُ اللَّهَ يُغِيثُنَا فَرَفَعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَدَيْهِ ثُمَّ قَالَ " اللَّهُمَّ أَغِثْنَا، اللَّهُمَّ أَغِثْنَا، اللَّهُمَّ أَغِثْنَا ". قَالَ أَنَسٌ وَلاَ وَاللَّهِ مَا نَرَى فِي السَّمَاءِ مِنْ سَحَابٍ، وَلاَ قَزَعَةً، وَمَا بَيْنَنَا وَبَيْنَ سَلْعٍ مِنْ بَيْتٍ وَلاَ دَارٍ. قَالَ فَطَلَعَتْ مِنْ وَرَائِهِ سَحَابَةٌ مِثْلُ التُّرْسِ، فَلَمَّا تَوَسَّطَتِ السَّمَاءَ انْتَشَرَتْ ثُمَّ أَمْطَرَتْ، فَلاَ وَاللَّهِ مَا رَأَيْنَا الشَّمْسَ سِتًّا، ثُمَّ دَخَلَ رَجُلٌ مِنْ ذَلِكَ الْبَابِ فِي الْجُمُعَةِ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَائِمٌ يَخْطُبُ، فَاسْتَقْبَلَهُ قَائِمًا فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ هَلَكَتِ الأَمْوَالُ وَانْقَطَعَتِ السُّبُلُ، فَادْعُ اللَّهَ يُمْسِكْهَا عَنَّا. قَالَ فَرَفَعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَدَيْهِ ثُمَّ قَالَ " اللَّهُمَّ حَوَالَيْنَا وَلاَ عَلَيْنَا، اللَّهُمَّ عَلَى الآكَامِ وَالظِّرَابِ وَبُطُونِ الأَوْدِيَةِ وَمَنَابِتِ الشَّجَرِ ". قَالَ فَأَقْلَعَتْ وَخَرَجْنَا نَمْشِي فِي الشَّمْسِ. قَالَ شَرِيكٌ سَأَلْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ أَهُوَ الرَّجُلُ الأَوَّلُ فَقَالَ مَا أَدْرِي.
Kuteybe b. Saîd bize tahdis etti, dedi ki: İsmail b. Ca’fer bize tahdis etti; Şerîk’ten, o Enes b. Mâlik’ten [naklen] ki: Bir adam Cuma günü Dârü’l-Kadâ (Adalet Evi) tarafındaki kapıdan girdi. O sırada Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ayakta hutbe okuyordu. [Adam] ayakta Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e yöneldi, sonra: “Ey Resûlullah! Mallar helak oldu, yollar kesildi. Allah’a dua et de bize yardım etsin [yağmur versin]” dedi. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ellerini kaldırdı, sonra: “Allah’ım bize imdat et [yağmur ver]! Allah’ım bize imdat et! Allah’ım bize imdat et!” buyurdu. Enes dedi ki: “Vallahi o sırada gökyüzünde ne bir bulut, ne bir bulut parçası (kaza’) görüyorduk. Bizimle Sel’ [dağı] arasında da ne bir ev ne de bir konut vardı.” [Enes devamla] dedi ki: “[Dağın] arkasından kalkan gibi [yuvarlak] bir bulut çıktı. Gökyüzünün ortasına varınca yayıldı, sonra yağmur yağmaya başladı.” “Vallahi altı [gün] boyunca güneşi görmedik. Sonra Cuma günü yine o kapıdan bir adam girdi. O sırada Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ayakta hutbe okuyordu. [Adam] ayakta ona yöneldi ve: ‘Ey Resûlullah! Mallar helak oldu, yollar kesildi. Allah’a dua et de [yağmuru] bizden çeksin [durdursun]’ dedi.” Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ellerini kaldırdı, sonra: “Allah’ım! [Yağmuru] üzerimize değil, etrafımıza ver! Allah’ım! Tepelerin, küçük tepelerin (zirâb), vadi içlerinin ve ağaç biten yerlerin üzerine [ver]!” buyurdu. [Enes] dedi ki: “[Yağmur] bulutları dağıldı ve biz güneşte yürüyerek [mescitten] çıktık.” Şerîk: “Enes b. Mâlik’e: ‘O [adam], ilk gelen adam mıydı?’ diye sordum” dedi. O da: “Bilmiyorum” dedi.