1033. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُقَاتِلٍ، قَالَ أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، قَالَ أَخْبَرَنَا الأَوْزَاعِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ الأَنْصَارِيُّ، قَالَ حَدَّثَنِي أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ، قَالَ أَصَابَتِ النَّاسَ سَنَةٌ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَبَيْنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَخْطُبُ عَلَى الْمِنْبَرِ يَوْمَ الْجُمُعَةِ قَامَ أَعْرَابِيٌّ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ، هَلَكَ الْمَالُ وَجَاعَ الْعِيَالُ، فَادْعُ اللَّهَ لَنَا أَنْ يَسْقِيَنَا. قَالَ فَرَفَعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَدَيْهِ، وَمَا فِي السَّمَاءِ قَزَعَةٌ، قَالَ فَثَارَ سَحَابٌ أَمْثَالُ الْجِبَالِ، ثُمَّ لَمْ يَنْزِلْ عَنْ مِنْبَرِهِ حَتَّى رَأَيْتُ الْمَطَرَ يَتَحَادَرُ عَلَى لِحْيَتِهِ، قَالَ فَمُطِرْنَا يَوْمَنَا ذَلِكَ، وَفِي الْغَدِ وَمِنْ بَعْدِ الْغَدِ وَالَّذِي يَلِيهِ إِلَى الْجُمُعَةِ الأُخْرَى، فَقَامَ ذَلِكَ الأَعْرَابِيُّ أَوْ رَجُلٌ غَيْرُهُ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ، تَهَدَّمَ الْبِنَاءُ وَغَرِقَ الْمَالُ، فَادْعُ اللَّهَ لَنَا. فَرَفَعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَدَيْهِ وَقَالَ " اللَّهُمَّ حَوَالَيْنَا وَلاَ عَلَيْنَا ". قَالَ فَمَا جَعَلَ يُشِيرُ بِيَدِهِ إِلَى نَاحِيَةٍ مِنَ السَّمَاءِ إِلاَّ تَفَرَّجَتْ حَتَّى صَارَتِ الْمَدِينَةُ فِي مِثْلِ الْجَوْبَةِ، حَتَّى سَالَ الْوَادِي ـ وَادِي قَنَاةَ ـ شَهْرًا. قَالَ فَلَمْ يَجِئْ أَحَدٌ مِنْ نَاحِيَةٍ إِلاَّ حَدَّثَ بِالْجَوْدِ.
Muhammed b. Mukâtil bize tahdis etti, dedi ki: Abdullah b. el-Mübârek bize haber verdi, dedi ki: Evzâî bize haber verdi, dedi ki: İshak b. Abdullah b. Ebî Talha el-Ensârî bize tahdis etti, dedi ki: Enes b. Mâlik bana [şöyle] tahdis etti: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem döneminde insanlara bir sene (kıtlık yılı) isabet etmişti. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Cuma günü minber üzerinde hutbe okurken bir bedevî ayağa kalktı ve: “Ey Resûlullah! Mal helak oldu, aile aç kaldı; Allah’a dua et de bize su versin [yağmur yağdırsın]” dedi. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ellerini kaldırdı —o sırada gökyüzünde bir bulut parçası (kaza’) bile yoktu—. [Enes] dedi ki: Dağlar gibi bulutlar kabarıp toplandı, sonra daha minberinden inmemişti ki yağmurun sakalından süzüldüğünü gördüm. [Enes] dedi ki: O günümüzü, ertesi günü, ondan sonraki günü ve diğer günü, ta öteki Cumaya kadar yağmur altında geçirdik. [Ertesi Cuma] o bedevî —yahut başka bir adam— ayağa kalktı ve: “Ey Resûlullah! Binalar yıkıldı, mallar sular altında kaldı; Allah’a bizim için dua et” dedi. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ellerini kaldırdı ve: “Allah’ım! [Yağmuru] üzerimize değil, etrafımıza ver!” buyurdu. [Enes] dedi ki: Eliyle gökyüzünün bir tarafına her işaret edişinde [bulutlar] oradan açılıyordu; sonunda Medine bir cevbe (etrafı bulutla çevrili açık alan/çukur) gibi oldu. Öyle ki vadi —Kanât vadisi— bir ay boyunca aktı. [Artık] hangi yönden biri gelse, ancak bol yağmurun (cevd) haberini veriyordu.