1090. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتِ الصَّلاَةُ أَوَّلُ مَا فُرِضَتْ رَكْعَتَيْنِ فَأُقِرَّتْ صَلاَةُ السَّفَرِ، وَأُتِمَّتْ صَلاَةُ الْحَضَرِ. قَالَ الزُّهْرِيُّ فَقُلْتُ لِعُرْوَةَ مَا بَالُ عَائِشَةَ تُتِمُّ قَالَ تَأَوَّلَتْ مَا تَأَوَّلَ عُثْمَانُ.
Abdullah b. Muhammed bize tahdis etti, dedi ki: Süfyân bize tahdis etti; Zührî’den, o Urve’den, o da Âişe radıyallâhu anhâ’dan [naklen] dedi ki: Namaz ilk farz kılındığında ikişer rekat idi; [sonradan] sefer namazı [olduğu üzere] bırakıldı, hazar (mukimlik) namazı ise tamamlandı (artırıldı). Zührî dedi ki: Urve’ye: “Âişe’ye ne oluyor da [seferdeyken namazı] tamamlıyor?” dedim. O [Urve]: “[Aynı] Osman’ın yaptığı gibi tevil etti (yorumladı)” dedi.