1120. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ أَبِي مُسْلِمٍ، عَنْ طَاوُسٍ، سَمِعَ ابْنَ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِذَا قَامَ مِنَ اللَّيْلِ يَتَهَجَّدُ قَالَ " اللَّهُمَّ لَكَ الْحَمْدُ أَنْتَ قَيِّمُ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضِ وَمَنْ فِيهِنَّ وَلَكَ الْحَمْدُ، لَكَ مُلْكُ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضِ وَمَنْ فِيهِنَّ، وَلَكَ الْحَمْدُ أَنْتَ نُورُ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضِ، وَلَكَ الْحَمْدُ أَنْتَ الْحَقُّ، وَوَعْدُكَ الْحَقُّ، وَلِقَاؤُكَ حَقٌّ، وَقَوْلُكَ حَقٌّ، وَالْجَنَّةُ حَقٌّ، وَالنَّارُ حَقٌّ، وَالنَّبِيُّونَ حَقٌّ، وَمُحَمَّدٌ صلى الله عليه وسلم حَقٌّ، وَالسَّاعَةُ حَقٌّ، اللَّهُمَّ لَكَ أَسْلَمْتُ، وَبِكَ آمَنْتُ وَعَلَيْكَ تَوَكَّلْتُ، وَإِلَيْكَ أَنَبْتُ، وَبِكَ خَاصَمْتُ، وَإِلَيْكَ حَاكَمْتُ، فَاغْفِرْ لِي مَا قَدَّمْتُ وَمَا أَخَّرْتُ، وَمَا أَسْرَرْتُ وَمَا أَعْلَنْتُ، أَنْتَ الْمُقَدِّمُ وَأَنْتَ الْمُؤَخِّرُ، لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ ـ أَوْ لاَ إِلَهَ غَيْرُكَ ـ ". قَالَ سُفْيَانُ وَزَادَ عَبْدُ الْكَرِيمِ أَبُو أُمَيَّةَ " وَلاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللَّهِ ". قَالَ سُفْيَانُ قَالَ سُلَيْمَانُ بْنُ أَبِي مُسْلِمٍ سَمِعَهُ مِنْ طَاوُسٍ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم.
Ali b. Abdullah bize tahdis etti, dedi ki: Süfyân bize tahdis etti, dedi ki: Süleyman b. Ebî Müslim bize tahdis etti; Tâvûs’tan, o İbn Abbâs radıyallâhu anhumâ’yı [şöyle] derken işitmiş: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem geceleyin teheccüd (gece namazı) için kalktığında şöyle derdi: “Allah’ım! Hamd Sana mahsustur; Sen göklerin, yerin ve içindekilerin yöneticisisin (kayyim). Hamd Sana mahsustur; göklerin, yerin ve içindekilerin mülkü Sana aittir. Hamd Sana mahsustur; Sen göklerin ve yerin nurusun. Hamd Sana mahsustur; Sen Hak’sın, vaadin haktır, Sana kavuşmak haktır, sözün haktır, Cennet haktır, Cehennem haktır, peygamberler haktır, Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem haktır, Kıyamet (es-Sâat) haktır. Allah’ım! Sana teslim oldum, Sana iman ettim, Sana tevekkül ettim, Sana yöneldim, Senin [verdiğin delillerle] mücadele ettim ve Senin hükmüne başvurdum. Önden gönderdiğim ve geride bıraktığım, gizli yaptığım ve açıktan işlediğim günahlarımı bağışla! Öne alan Sensin, geriye bırakan Sensin. Sen’den başka ilah yoktur —veya Sen’den başka hiçbir ilah yoktur—.” Süfyân dedi ki: Abdülkerim Ebû Ümeyye şunu ekledi: “Güç ve kuvvet ancak Allah iledir (ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh).” Süfyân dedi ki: Süleyman b. Ebî Müslim bunu Tâvûs’tan, o İbn Abbâs radıyallâhu anhumâ’dan, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklen] işitmiştir.