Teheccüd (Gece Namazı) Kitabı

El-Buhari · Sahih-i Buhari (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

1166. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ أَبِي الْمَوَالِي، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُعَلِّمُنَا الاِسْتِخَارَةَ فِي الأُمُورِ كَمَا يُعَلِّمُنَا السُّورَةَ مِنَ الْقُرْآنِ يَقُولُ ‏ "‏ إِذَا هَمَّ أَحَدُكُمْ بِالأَمْرِ فَلْيَرْكَعْ رَكْعَتَيْنِ مِنْ غَيْرِ الْفَرِيضَةِ ثُمَّ لِيَقُلِ اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْتَخِيرُكَ بِعِلْمِكَ وَأَسْتَقْدِرُكَ بِقُدْرَتِكَ، وَأَسْأَلُكَ مِنْ فَضْلِكَ الْعَظِيمِ، فَإِنَّكَ تَقْدِرُ وَلاَ أَقْدِرُ وَتَعْلَمُ وَلاَ أَعْلَمُ وَأَنْتَ عَلاَّمُ الْغُيُوبِ، اللَّهُمَّ إِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنَّ هَذَا الأَمْرَ خَيْرٌ لِي فِي دِينِي وَمَعَاشِي وَعَاقِبَةِ أَمْرِي ـ أَوْ قَالَ عَاجِلِ أَمْرِي وَآجِلِهِ ـ فَاقْدُرْهُ لِي وَيَسِّرْهُ لِي ثُمَّ بَارِكْ لِي فِيهِ، وَإِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنَّ هَذَا الأَمْرَ شَرٌّ لِي فِي دِينِي وَمَعَاشِي وَعَاقِبَةِ أَمْرِي ـ أَوْ قَالَ فِي عَاجِلِ أَمْرِي وَآجِلِهِ ـ فَاصْرِفْهُ عَنِّي وَاصْرِفْنِي عَنْهُ، وَاقْدُرْ لِي الْخَيْرَ حَيْثُ كَانَ ثُمَّ أَرْضِنِي بِهِ ـ قَالَ ـ وَيُسَمِّي حَاجَتَهُ ‏"‏‏.‏

Kuteybe bize tahdis etti, dedi ki: Abdurrahman b. Ebî’l-Mevalî bize tahdis etti; Muhammed b. el-Münkedir’den, o da Câbir b. Abdullah radıyallâhu anhumâ’dan [naklen] şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize, Kur’an’dan bir sûre öğretir gibi bütün işlerimizde istihareyi (hayırlı olanı dilemeyi) öğretir ve şöyle buyururdu: “Sizden biriniz bir işe niyetlendiği (hemme) zaman, farzın dışında iki rekât [nafile] namaz kılsın, sonra da şöyle desin: ‘Allâhümme innî estahîruke bi-ilmike ve estakdiruke bi-kudretike ve es’elüke min fadlikel-azîm. Fe-inneke takdiru velâ akdiru ve ta’lemü velâ a’lemü ve ente allâmül-guyûb. Allâhümme in künte ta’lemü enne hazel-emra hayrun lî fî dînî ve meâşî ve âkıbeti emrî —veyahut şöyle dedi: Âcili emrî ve âcilihî— fakdurhü lî ve yessirhü lî sümme bârik lî fîh. Ve in künte ta’lemü enne hazel-emra şerrun lî fî dînî ve meâşî ve âkıbeti emrî —veyahut şöyle dedi: Fî âcili emrî ve âcilihî— fasrifhü annî vasrifnî anhü vakdur liyel-hayra haysü kâne sümme ardınî bih. (Allah’ım! Senin ilminle Senden hayırlı olanı isterim, Senin kudretinle Senden güç isterim ve Senin büyük lütfundan dilerim. Çünkü Senin gücün yeter, benimki yetmez; Sen bilirsin, ben bilmem. Sen gizli şeyleri en iyi bilensin. Allah’ım! Eğer bu işin benim dinim, dünyam ve işimin sonu (âkıbeti) için —veyahut şöyle dedi: dünyam ve ahiretim için— hayırlı olduğunu biliyorsan, onu benim için takdir et, bana kolaylaştır ve sonra onu benim için mübarek kıl. Eğer bu işin benim dinim, dünyam ve işimin sonu için —veyahut şöyle dedi: dünyam ve ahiretim için— şerli olduğunu biliyorsan, onu benden uzaklaştır, beni de ondan uzaklaştır. Hayır nerede ise onu benim için takdir et ve sonra beni onunla hoşnut kıl.)’” Buyurdu ki: “[Kişi bu sırada] ihtiyacı olan işini de zikreder.”