Cenazeler Kitabı

El-Buhari · Sahih-i Buhari (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

1295. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عَامِرِ بْنِ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ، عَنْ أَبِيهِ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَعُودُنِي عَامَ حَجَّةِ الْوَدَاعِ مِنْ وَجَعٍ اشْتَدَّ بِي فَقُلْتُ إِنِّي قَدْ بَلَغَ بِي مِنَ الْوَجَعِ وَأَنَا ذُو مَالٍ، وَلاَ يَرِثُنِي إِلاَّ ابْنَةٌ، أَفَأَتَصَدَّقُ بِثُلُثَىْ مَالِي قَالَ ‏"‏ لاَ ‏"‏‏.‏ فَقُلْتُ بِالشَّطْرِ فَقَالَ ‏"‏ لاَ ‏"‏ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ الثُّلُثُ وَالثُّلْثُ كَبِيرٌ ـ أَوْ كَثِيرٌ ـ إِنَّكَ أَنْ تَذَرَ وَرَثَتَكَ أَغْنِيَاءَ خَيْرٌ مِنْ أَنْ تَذَرَهُمْ عَالَةً يَتَكَفَّفُونَ النَّاسَ، وَإِنَّكَ لَنْ تُنْفِقَ نَفَقَةً تَبْتَغِي بِهَا وَجْهَ اللَّهِ إِلاَّ أُجِرْتَ بِهَا، حَتَّى مَا تَجْعَلُ فِي فِي امْرَأَتِكَ ‏"‏‏.‏ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ، أُخَلَّفُ بَعْدَ أَصْحَابِي قَالَ ‏"‏ إِنَّكَ لَنْ تُخَلَّفَ فَتَعْمَلَ عَمَلاً صَالِحًا إِلاَّ ازْدَدْتَ بِهِ دَرَجَةً وَرِفْعَةً، ثُمَّ لَعَلَّكَ أَنْ تُخَلَّفَ حَتَّى يَنْتَفِعَ بِكَ أَقْوَامٌ وَيُضَرَّ بِكَ آخَرُونَ، اللَّهُمَّ أَمْضِ لأَصْحَابِي هِجْرَتَهُمْ، وَلاَ تَرُدَّهُمْ عَلَى أَعْقَابِهِمْ، لَكِنِ الْبَائِسُ سَعْدُ ابْنُ خَوْلَةَ، يَرْثِي لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ مَاتَ بِمَكَّةَ ‏"‏‏.‏

Abdullah b. Yûsuf bize haber verdi, Mâlik bize haber verdi; İbn Şihâb’dan, o da Âmir b. Sa’d b. Ebî Vakkâs’tan, o da babasından [Sa’d b. Ebî Vakkâs] radıyallâhu anh’dan [naklen] [o şöyle] dedi: Veda Haccı yılında tutulduğum şiddetli bir hastalık sebebiyle Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem beni ziyarete gelmişti. [Ona]: “Gördüğün gibi ağrım çok şiddetlendi. Ben mal mülk sahibi biriyim ve [Mekke’de] bir kızımdan başka mirasçım da yok. Malımın üçte ikisini (sülüseyn) sadaka olarak vereyim mi?” dedim. [Nebi]: “Hayır!” buyurdu. “Yarısını (şatr) vereyim mi?” dedim. [Nebi] yine: “Hayır!” buyurdu. Sonra [Nebi] şöyle buyurdu: “Üçte birini (sülüs) [ver]; o bile çoktur —veya büyüktür—. Şüphesiz senin mirasçılarını zengin olarak bırakman, onları insanlara el açacak (yetekeffefûn) derecede fakir (âle) olarak bırakmandan daha hayırlıdır. Allah rızasını murat ederek yapacağın her harcamadan dolayı mutlaka sana sevap (ecir) verilir; hatta eşinin ağzına koyduğun lokmadan bile [sevap kazanırsın].” [Bunun üzerine]: “Ey Allah’ın Resulü! [Arkadaşlarım Medine’ye dönerken ben burada] geride mi kalacağım?” dedim. [Nebi] şöyle buyurdu: “Sen geri kalsan da salih ameller işlediğin sürece onlarla derecen ve şanın artar. Hem belki sen [daha uzun süre] geride kalırsın da [İslam sayesinde] senden birtakım topluluklar faydalanır, başkaları [düşmanlar] ise zarar görür. Allah’ım! Arkadaşlarımın hicretlerini tamamla ve onları ökçeleri üzere [eski hallerine] döndürme! Lakin asıl çaresiz (bedbaht/bâis) olan Sa’d b. Havle’dir.” Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, onun Mekke’de vefat etmesine üzülüp acımıştı.