1554. Hadis
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ دَاوُدَ أَبُو الرَّبِيعِ، حَدَّثَنَا فُلَيْحٌ، عَنْ نَافِعٍ، قَالَ كَانَ ابْنُ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ إِذَا أَرَادَ الْخُرُوجَ إِلَى مَكَّةَ ادَّهَنَ بِدُهْنٍ لَيْسَ لَهُ رَائِحَةٌ طَيِّبَةٌ، ثُمَّ يَأْتِي مَسْجِدَ الْحُلَيْفَةِ فَيُصَلِّي ثُمَّ يَرْكَبُ، وَإِذَا اسْتَوَتْ بِهِ رَاحِلَتُهُ قَائِمَةً أَحْرَمَ، ثُمَّ قَالَ هَكَذَا رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَفْعَلُ.
Süleyman b. Dâvûd Ebû’r-Rebî’ bize tahdis etti, Füleyh bize tahdis etti; Nâfi’den, [o şöyle] dedi: İbn Ömer radıyallâhu anhumâ Mekke’ye gitmek (için yola çıkmak) istediği zaman, güzel kokusu olmayan bir yağ (duhin) sürünürdü. Sonra Huleyfe Mescidi’ne gelir ve (orada) namaz kılardı. Sonra binerdi; binek devesi kendisiyle birlikte (üzerinde iken) ayağa kalkıp doğrulunca ihrama girer (niyet edip telbiye getirir) ve: “Nebi’yi sallallâhu aleyhi ve sellem böyle yaparken gördüm” derdi.