1643. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ عُرْوَةُ سَأَلْتُ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ فَقُلْتُ لَهَا أَرَأَيْتِ قَوْلَ اللَّهِ تَعَالَى {إِنَّ الصَّفَا وَالْمَرْوَةَ مِنْ شَعَائِرِ اللَّهِ فَمَنْ حَجَّ الْبَيْتَ أَوِ اعْتَمَرَ فَلاَ جُنَاحَ عَلَيْهِ أَنْ يَطَّوَّفَ بِهِمَا} فَوَاللَّهِ مَا عَلَى أَحَدٍ جُنَاحٌ أَنْ لاَ يَطُوفَ بِالصَّفَا وَالْمَرْوَةِ. قَالَتْ بِئْسَ مَا قُلْتَ يَا ابْنَ أُخْتِي إِنَّ هَذِهِ لَوْ كَانَتْ كَمَا أَوَّلْتَهَا عَلَيْهِ كَانَتْ لاَ جُنَاحَ عَلَيْهِ أَنْ لاَ يَتَطَوَّفَ بِهِمَا، وَلَكِنَّهَا أُنْزِلَتْ فِي الأَنْصَارِ، كَانُوا قَبْلَ أَنْ يُسْلِمُوا يُهِلُّونَ لِمَنَاةَ الطَّاغِيَةِ الَّتِي كَانُوا يَعْبُدُونَهَا عِنْدَ الْمُشَلَّلِ، فَكَانَ مَنْ أَهَلَّ يَتَحَرَّجُ أَنْ يَطُوفَ بِالصَّفَا وَالْمَرْوَةِ، فَلَمَّا أَسْلَمُوا سَأَلُوا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ ذَلِكَ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِنَّا كُنَّا نَتَحَرَّجُ أَنْ نَطُوفَ بَيْنَ الصَّفَا وَالْمَرْوَةِ، فَأَنْزَلَ اللَّهُ تَعَالَى {إِنَّ الصَّفَا وَالْمَرْوَةَ مِنْ شَعَائِرِ اللَّهِ} الآيَةَ. قَالَتْ عَائِشَةُ ـ رضى الله عنها ـ وَقَدْ سَنَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الطَّوَافَ بَيْنَهُمَا، فَلَيْسَ لأَحَدٍ أَنْ يَتْرُكَ الطَّوَافَ بَيْنَهُمَا. ثُمَّ أَخْبَرْتُ أَبَا بَكْرِ بْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، فَقَالَ إِنَّ هَذَا لَعِلْمٌ مَا كُنْتُ سَمِعْتُهُ، وَلَقَدْ سَمِعْتُ رِجَالاً مِنْ أَهْلِ الْعِلْمِ، يَذْكُرُونَ أَنَّ النَّاسَ إِلاَّ مَنْ ذَكَرَتْ عَائِشَةُ مِمَّنْ كَانَ يُهِلُّ بِمَنَاةَ، كَانُوا يَطُوفُونَ كُلُّهُمْ بِالصَّفَا وَالْمَرْوَةِ، فَلَمَّا ذَكَرَ اللَّهُ تَعَالَى الطَّوَافَ بِالْبَيْتِ، وَلَمْ يَذْكُرِ الصَّفَا وَالْمَرْوَةَ فِي الْقُرْآنِ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ كُنَّا نَطُوفُ بِالصَّفَا وَالْمَرْوَةِ، وَإِنَّ اللَّهَ أَنْزَلَ الطَّوَافَ بِالْبَيْتِ، فَلَمْ يَذْكُرِ الصَّفَا فَهَلْ عَلَيْنَا مِنْ حَرَجٍ أَنْ نَطَّوَّفَ بِالصَّفَا وَالْمَرْوَةِ فَأَنْزَلَ اللَّهُ تَعَالَى {إِنَّ الصَّفَا وَالْمَرْوَةَ مِنْ شَعَائِرِ اللَّهِ} الآيَةَ. قَالَ أَبُو بَكْرٍ فَأَسْمَعُ هَذِهِ الآيَةَ نَزَلَتْ فِي الْفَرِيقَيْنِ كِلَيْهِمَا فِي الَّذِينَ كَانُوا يَتَحَرَّجُونَ أَنْ يَطُوفُوا بِالْجَاهِلِيَّةِ بِالصَّفَا وَالْمَرْوَةِ، وَالَّذِينَ يَطُوفُونَ ثُمَّ تَحَرَّجُوا أَنْ يَطُوفُوا بِهِمَا فِي الإِسْلاَمِ مِنْ أَجْلِ أَنَّ اللَّهَ تَعَالَى أَمَرَ بِالطَّوَافِ بِالْبَيْتِ، وَلَمْ يَذْكُرِ الصَّفَا حَتَّى ذَكَرَ ذَلِكَ بَعْدَ مَا ذَكَرَ الطَّوَافَ بِالْبَيْتِ.
Ebû’l-Yemân bize tahdis etti, Şuayb bize haber verdi; Zührî’den (naklen) ki; Urve şöyle dedi: Âişe’ye radıyallâhu anhâ sordum ve ona şöyle dedim: “Allah Teâlâ’nın: {Şüphesiz Safa ile Merve Allah’ın şeâirindendir (nişanelerindendir). Kim Beyt’i hacceder veya umre yaparsa, o ikisini tavaf etmesinde (sa’y yapmasında) kendisine bir günah yoktur} (Bakara 2:158) kavli hakkında ne dersin? Vallahi (ayete göre) Safa ile Merve’de tavaf (sa’y) etmemekte kimseye bir günah yoktur.” (Bunun üzerine Âişe) dedi ki: “Ne kötü söyledin ey kız kardeşimin oğlu! Eğer bu (ayet) senin yorumladığın gibi olsaydı; ‘O ikisini tavaf etmemesinde kendisine bir günah yoktur’ şeklinde olurdu. Lakin bu (ayet) Ensar hakkında indirildi. Onlar (İslam’dan önce), Müşellel’deki taptıkları ‘Menât’ putu adına ihrama girerlerdi (telbiye getirirlerdi). İhrama giren kimse ise (İslam geldikten sonra da cahiliye adeti sanısıyla) Safa ile Merve arasında tavaf (sa’y) etmekten çekinirdi (bunu günah sayardı). Müslüman oldukları zaman Resûlullah’a sallallâhu aleyhi ve sellem bundan sordular ve: ‘Ey Allah’ın Resûlü! Biz Safa ile Merve arasında tavaf etmekten çekinirdik’ dediler. Bunun üzerine Allah Teâlâ: {Şüphesiz Safa ile Merve Allah’ın şeâirindendir} ayetini indirdi.” Âişe radıyallâhu anhâ (devamla) şöyle dedi: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem o ikisi arasında tavaf etmeyi (sa’yi) sünnet kıldı (meşru ve vacip bir yol yaptı). Hiç kimse için o ikisi arasında tavaf etmeyi terk etmek (caiz) değildir.” Sonra (Zührî dedi ki): Ebû Bekir b. Abdurrahman’a (bu konuşmayı) haber verdim. O şöyle dedi: “Şüphesiz bu, kendisini (daha önce) işitmediğim bir ilimdir. Ben ilim ehlinden birtakım adamları (şöyle) zikrederken işitmiştim: Âişe’nin zikrettiği Menât adına ihrama girenler dışındaki diğer insanlar, (cahiliye devrinde de) hepsi Safa ile Merve’yi tavaf ederlerdi. Allah Teâlâ (Kur’an’da) Beyt’i tavaf etmeyi zikredip de Safa ile Merve’yi zikretmeyince; onlar: ‘Ey Allah’ın Resûlü! Biz (eskiden) Safa ile Merve’yi tavaf ederdik. Allah ise Beyt’i tavaf etmeyi indirdi (zikretti) fakat Safa’yı zikretmedi. Acaba Safa ile Merve’yi tavaf etmemizde bize bir günah (vebâl) var mıdır?’ dediler. Bunun üzerine Allah Teâlâ: {Şüphesiz Safa ile Merve Allah’ın şeâirindendir} ayetini indirdi.” Ebû Bekir (b. Abdurrahman) dedi ki: “İşitiyorum ki bu ayet her iki grup hakkında; yani hem cahiliye devrinde (Menât’a taptıkları için) Safa ile Merve’de tavaf etmekten çekinenler, hem de (eskiden) tavaf edip de (şimdi) Allah Teâlâ (sadece) Beyt’i tavaf etmeyi emredip Safa’yı (açıkça) zikretmediği için İslam’da o ikisini tavaf etmekten çekinenler hakkında (onların şüphelerini gidermek üzere) inmiştir.”