1823. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا صَالِحُ بْنُ كَيْسَانَ، عَنْ أَبِي مُحَمَّدٍ، نَافِعٍ مَوْلَى أَبِي قَتَادَةَ سَمِعَ أَبَا قَتَادَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كُنَّا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِالْقَاحَةِ مِنَ الْمَدِينَةِ عَلَى ثَلاَثٍ ح. وَحَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ حَدَّثَنَا صَالِحُ بْنُ كَيْسَانَ عَنْ أَبِي مُحَمَّدٍ عَنْ أَبِي قَتَادَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كُنَّا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِالْقَاحَةِ، وَمِنَّا الْمُحْرِمُ، وَمِنَّا غَيْرُ الْمُحْرِمِ، فَرَأَيْتُ أَصْحَابِي يَتَرَاءَوْنَ شَيْئًا فَنَظَرْتُ، فَإِذَا حِمَارُ وَحْشٍ ـ يَعْنِي وَقَعَ سَوْطُهُ ـ فَقَالُوا لاَ نُعِينُكَ عَلَيْهِ بِشَىْءٍ، إِنَّا مُحْرِمُونَ. فَتَنَاوَلْتُهُ فَأَخَذْتُهُ، ثُمَّ أَتَيْتُ الْحِمَارَ مِنْ وَرَاءِ أَكَمَةٍ، فَعَقَرْتُهُ، فَأَتَيْتُ بِهِ أَصْحَابِي، فَقَالَ بَعْضُهُمْ كُلُوا. وَقَالَ بَعْضُهُمْ لاَ تَأْكُلُوا. فَأَتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ أَمَامَنَا، فَسَأَلْتُهُ فَقَالَ " كُلُوهُ حَلاَلٌ ". قَالَ لَنَا عَمْرٌو اذْهَبُوا إِلَى صَالِحٍ فَسَلُوهُ عَنْ هَذَا وَغَيْرِهِ، وَقَدِمَ عَلَيْنَا هَا هُنَا.
Abdullah b. Muhammed bize tahdis etti, Süfyân [b. Uyeyne] bize tahdis etti, Sâlih b. Keysân bize tahdis etti; Ebû Katâde’nin azatlısı Ebû Muhammed Nâfi’den [naklen], o Ebû Katâde’yi radıyallâhu anh şöyle derken işitmiş: Biz [yolculukta] Medine’den üç [konak/mil] mesafedeki el-Kâha [mevkiinde] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’le birlikteydik. (Ravi kanalı değişiyor): Ali b. Abdullah bize tahdis etti, Süfyân bize tahdis etti, Sâlih b. Keysân bize tahdis etti; Ebû Muhammed’den, o Ebû Katâde’den radıyallâhu anh [naklen]; şöyle dedi: [el-Kâha’da] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’le birlikteydik; aramızda ihramlı olanlar da vardı, ihramlı olmayanlar da. Arkadaşlarımın bir şeye (işaret ederek) birbirlerine gösterdiklerini gördüm. Bakınca bir yaban eşeği gördüm. (O esnada) kamçım yere düştü [ancak ashab]: “Biz ihramlıyız, sana bu konuda hiçbir şekilde yardım edemeyiz” dediler. Bunun üzerine ben kendim [kamçımı] aldım, sonra bir tepenin [ekeme] arkasından yaban eşeğine yaklaşıp onu yaraladım [ve kestim]. Onu arkadaşlarıma getirdim. Bazıları: “Yiyin!” dedi, bazıları da: “Yemeyin!” dedi. Bunun üzerine önümüzde (yol almakta) olan Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e yetişip O’na sordum; buyurdu ki: “Onu yiyin, o helaldir.” Amr [b. Dînâr] bize: “Sâlih [b. Keysân]’e gidin ve ona hem bunu hem de diğer meseleleri sorun, kendisi buraya [Mekke’ye] yanımıza gelmişti” dedi.