1889. Hadis
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ لَمَّا قَدِمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْمَدِينَةَ وُعِكَ أَبُو بَكْرٍ وَبِلاَلٌ، فَكَانَ أَبُو بَكْرٍ إِذَا أَخَذَتْهُ الْحُمَّى يَقُولُ كُلُّ امْرِئٍ مُصَبَّحٌ فِي أَهْلِهِ وَالْمَوْتُ أَدْنَى مِنْ شِرَاكِ نَعْلِهِ وَكَانَ بِلاَلٌ إِذَا أُقْلِعَ عَنْهُ الْحُمَّى يَرْفَعُ عَقِيرَتَهُ يَقُولُ أَلاَ لَيْتَ شِعْرِي هَلْ أَبِيتَنَّ لَيْلَةً بِوَادٍ وَحَوْلِي إِذْخِرٌ وَجَلِيلُ وَهَلْ أَرِدَنْ يَوْمًا مِيَاهَ مَجَنَّةٍ وَهَلْ يَبْدُوَنْ لِي شَامَةٌ وَطَفِيلُ قَالَ اللَّهُمَّ الْعَنْ شَيْبَةَ بْنَ رَبِيعَةَ، وَعُتْبَةَ بْنَ رَبِيعَةَ، وَأُمَيَّةَ بْنَ خَلَفٍ، كَمَا أَخْرَجُونَا مِنْ أَرْضِنَا إِلَى أَرْضِ الْوَبَاءِ ثُمَّ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " اللَّهُمَّ حَبِّبْ إِلَيْنَا الْمَدِينَةَ كَحُبِّنَا مَكَّةَ أَوْ أَشَدَّ، اللَّهُمَّ بَارِكْ لَنَا فِي صَاعِنَا، وَفِي مُدِّنَا، وَصَحِّحْهَا لَنَا وَانْقُلْ حُمَّاهَا إِلَى الْجُحْفَةِ ". قَالَتْ وَقَدِمْنَا الْمَدِينَةَ، وَهْىَ أَوْبَأُ أَرْضِ اللَّهِ. قَالَتْ فَكَانَ بُطْحَانُ يَجْرِي نَجْلاً. تَعْنِي مَاءً آجِنًا.
Ubeyd b. İsmâil bize tahdis etti, Ebû Üsâme bize tahdis etti; Hişâm’dan, o babasından, o da Âişe radıyallâhu anhâ’dan [naklen]; şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Medine’ye geldiğinde Ebû Bekir ve Bilâl (ateşli bir hastalığa yakalanıp) hastalandılar [ve’ake]. Ebû Bekir’i sıtma tuttuğunda şöyle derdi: “Herkes ailesi içinde sabahlar, Hâlbuki ölüm ona ayakkabısının bağından daha yakındır.” Sıtma Bilâl’den geçtiğinde ise sesini yükselterek şöyle derdi: “Âh, bir bilsem! Bir gece daha geçirebilecek miyim, Mekke vadisinde, çevremde izhir ve celîl (kokulu otları) olduğu hâlde? Bir gün varabilecek miyim Mecenne sularına? Şâme ve Tafîl (dağları) tekrar görünecek mi bana?” Sonra [Bilâl] şöyle dedi: “Allah’ım! Şeybe b. Rebîa’ya, Utbe b. Rebîa’ya ve Ümeyye b. Halef’e lânet et; zira onlar bizi yurdumuzdan çıkarıp bu veba (salgın hastalık) diyarına sürdüler.” Daha sonra Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle dua etti: “Allah’ım! Medine’yi bize, Mekke’yi sevdiğimiz gibi hatta [ondan] daha da şiddetli sevdir. Allah’ım! Sâ’mıza ve müddümüze bereket ver; [Medine’yi] bizim için sağlıklı kıl ve onun (sıtma/veba) ateşini Cuhfe’ye naklet.” Âişe devamla dedi ki: Medine’ye geldiğimizde orası Allah’ın [yarattığı] yerlerin en vebalı/hastalıklı olanıydı. Buthân vadisinden necl (bozulmuş/kokmuş su) akardı.