1916. Hadis
حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مِنْهَالٍ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، قَالَ أَخْبَرَنِي حُصَيْنُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ لَمَّا نَزَلَتْ {حَتَّى يَتَبَيَّنَ لَكُمُ الْخَيْطُ الأَبْيَضُ مِنَ الْخَيْطِ الأَسْوَدِ} عَمَدْتُ إِلَى عِقَالٍ أَسْوَدَ وَإِلَى عِقَالٍ أَبْيَضَ، فَجَعَلْتُهُمَا تَحْتَ وِسَادَتِي، فَجَعَلْتُ أَنْظُرُ فِي اللَّيْلِ، فَلاَ يَسْتَبِينُ لِي، فَغَدَوْتُ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرْتُ لَهُ ذَلِكَ فَقَالَ " إِنَّمَا ذَلِكَ سَوَادُ اللَّيْلِ وَبَيَاضُ النَّهَارِ ".
Haccâc b. Minhâl bize tahdis etti, Huşeym bize tahdis etti; Husayn b. Abdurrahman bana haber verdi; eş-Şa’bî’den, o da Adiyy b. Hâtim radıyallâhu anh’tan [naklen]; şöyle demiştir: { حَتَّى يَتَبَيَّنَ لَكُمُ الْخَيْطُ الأَبْيَضُ مِنَ الْخَيْطِ الأَسْوَدِ } “Fecrin beyaz ipi, siyah ipinden ayırt edilinceye kadar...” [ayeti] nazil olunca; biri siyah, diğeri beyaz iki ikal (deve yuları/bağı) aldım ve bunları yastığımın altına koydum. Geceleyin bunlara bakmaya başladım; lakin (renkleri) bana pek belli olmuyordu. Sabahleyin Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e gidip bu durumu ona zikrettim. Buyurdu ki: “Bu (ayette kasdedilen), ancak gecenin karanlığı ve gündüzün aydınlığıdır.”