Oruç Kitabı

El-Buhari · Sahih-i Buhari (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

1917. Hadis

حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي مَرْيَمَ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ، ح‏.‏ حَدَّثَنِي سَعِيدُ بْنُ أَبِي مَرْيَمَ، حَدَّثَنَا أَبُو غَسَّانَ، مُحَمَّدُ بْنُ مُطَرِّفٍ قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو حَازِمٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ، قَالَ أُنْزِلَتْ ‏{‏وَكُلُوا وَاشْرَبُوا حَتَّى يَتَبَيَّنَ لَكُمُ الْخَيْطُ الأَبْيَضُ مِنَ الْخَيْطِ الأَسْوَدِ‏}‏ وَلَمْ يَنْزِلْ مِنَ الْفَجْرِ، فَكَانَ رِجَالٌ إِذَا أَرَادُوا الصَّوْمَ رَبَطَ أَحَدُهُمْ فِي رِجْلِهِ الْخَيْطَ الأَبْيَضَ وَالْخَيْطَ الأَسْوَدَ، وَلَمْ يَزَلْ يَأْكُلُ حَتَّى يَتَبَيَّنَ لَهُ رُؤْيَتُهُمَا، فَأَنْزَلَ اللَّهُ بَعْدُ ‏{‏مِنَ الْفَجْرِ‏}‏ فَعَلِمُوا أَنَّهُ إِنَّمَا يَعْنِي اللَّيْلَ وَالنَّهَارَ‏.‏

Saîd b. Ebû Meryem bize tahdis etti, İbn Ebû Hâzim bize tahdis etti; babasından, o da Sehl b. Sa’d’dan [naklen]. (H). Saîd b. Ebû Meryem bana tahdis etti, Ebû Gassân (Muhammed b. Mutarrif) bize tahdis etti; dedi ki: Ebû Hâzim bana tahdis etti; Sehl b. Sa’d’dan [naklen]; şöyle demiştir: { وَكُلُوا وَاشْرَبُوا حَتَّى يَتَبَيَّنَ لَكُمُ الْخَيْطُ الأَبْيَضُ مِنَ الْخَيْطِ الأَسْوَدِ } “Fecrin beyaz ipi, siyah ipinden ayırt edilinceye kadar yiyin ve için” [ayeti] nazil olmuş, henüz “fecirden [olduğunu bildiren kısım]” nazil olmamıştı. Oruç tutmak isteyen bazı kimseler, ayağına beyaz ve siyah birer ip bağlar, iplerin (renkleri) kendisince ayırt edilinceye kadar yemeye devam ederdi. Bunun üzerine Allah Teâlâ daha sonra: { مِنَ الْفَجْرِ } “...fecirden (olan)” [kısmını] indirdi. Böylece bununla gece ve gündüzün (farkının) kastedildiğini anladılar.