Oruç Kitabı

El-Buhari · Sahih-i Buhari (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

1925. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ سُمَىٍّ، مَوْلَى أَبِي بَكْرِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْحَارِثِ بْنِ هِشَامِ بْنِ الْمُغِيرَةِ أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا بَكْرِ بْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، قَالَ كُنْتُ أَنَا وَأَبِي، حِينَ دَخَلْنَا عَلَى عَائِشَةَ وَأُمِّ سَلَمَةَ ح‏.‏ حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو بَكْرِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْحَارِثِ بْنِ هِشَامٍ، أَنَّ أَبَاهُ عَبْدَ الرَّحْمَنِ، أَخْبَرَ مَرْوَانَ، أَنَّ عَائِشَةَ، وَأُمَّ سَلَمَةَ أَخْبَرَتَاهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُدْرِكُهُ الْفَجْرُ وَهُوَ جُنُبٌ مِنْ أَهْلِهِ، ثُمَّ يَغْتَسِلُ وَيَصُومُ‏.‏ وَقَالَ مَرْوَانُ لِعَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْحَارِثِ أُقْسِمُ بِاللَّهِ لَتُقَرِّعَنَّ بِهَا أَبَا هُرَيْرَةَ‏.‏ وَمَرْوَانُ يَوْمَئِذٍ عَلَى الْمَدِينَةِ‏.‏ فَقَالَ أَبُو بَكْرٍ فَكَرِهَ ذَلِكَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ، ثُمَّ قُدِّرَ لَنَا أَنْ نَجْتَمِعَ بِذِي الْحُلَيْفَةِ، وَكَانَتْ لأَبِي هُرَيْرَةَ هُنَالِكَ أَرْضٌ، فَقَالَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ لأَبِي هُرَيْرَةَ إِنِّي ذَاكِرٌ لَكَ أَمْرًا، وَلَوْلاَ مَرْوَانُ أَقْسَمَ عَلَىَّ فِيهِ لَمْ أَذْكُرْهُ لَكَ‏.‏ فَذَكَرَ قَوْلَ عَائِشَةَ وَأُمِّ سَلَمَةَ‏.‏ فَقَالَ كَذَلِكَ حَدَّثَنِي الْفَضْلُ بْنُ عَبَّاسٍ، وَهُنَّ أَعْلَمُ، وَقَالَ هَمَّامٌ وَابْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَأْمُرُ بِالْفِطْرِ‏.‏ وَالأَوَّلُ أَسْنَدُ‏.‏

Abdullah b. Mesleme bize tahdis etti; Mâlik’ten, [o] Ebû Bekir b. Abdurrahman b. el-Hâris b. Hişâm b. el-Muğîre’nin mevlâsı Sümey’den; Ebû Bekir b. Abdurrahman’ın şöyle dediğini işitmiş: Ben ve babam [Abdurrahman], Âişe ve Ümmü Seleme radıyallâhu anhumâ’nın yanına girdiğimizde [şöyle oldu]. (H). Ebû’l-Yemân bize tahdis etti, Şuayb bize haber verdi; ez-Zührî’den; şöyle demiştir: Ebû Bekir b. Abdurrahman b. el-Hâris b. Hişâm bana haber verdi ki; babası Abdurrahman, Mervân’a şunu haber vermiş: Âişe ve Ümmü Seleme, kendisine; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in, hanımları ile [münasebetinden dolayı] cünüp (cünub) olarak fecir vaktine ulaştığını, sonra gusledip (boy abdesti alıp) orucuna devam ettiğini haber vermişlerdir. [Bunun üzerine] Mervân, Abdurrahman b. el-Hâris’e: “Allah’a yemin ederim ki, bununla Ebû Hüreyre’yi mutlaka susturmalısın!” dedi. Mervân o günlerde Medine [valisi] idi. Ebû Bekir dedi ki: Abdurrahman bunu (Ebû Hüreyre’ye söylemeyi) hoş karşılamadı. Sonra Zülhuleyfe’de (Zü’l-Huleyfe) bir araya gelmemiz nasip oldu; Ebû Hüreyre’nin orada bir arazisi vardı. Abdurrahman, Ebû Hüreyre’ye: “Sana bir hususu zikredeceğim; eğer Mervân bu konuda bana yemin ettirmeseydi bunu sana zikretmezdim” diyerek Âişe ve Ümmü Seleme’nin sözünü zikretti. Bunun üzerine [Ebû Hüreyre]: “Onlar (müminlerin anneleri) daha iyi bilirler” dedi. Hemmâm ve İbn Abdullah b. Ömer’in Ebû Hüreyre’den [nakillerinde]; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in (cünüp sabahlayana) orucu bozmayı (kaza etmeyi) emrettiği [geçer]. Ancak birinci (rivayet) isnad bakımından daha kuvvetlidir (esned).