2078. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَمْزَةَ، حَدَّثَنَا الزُّبَيْدِيُّ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " كَانَ تَاجِرٌ يُدَايِنُ النَّاسَ، فَإِذَا رَأَى مُعْسِرًا قَالَ لِفِتْيَانِهِ تَجَاوَزُوا عَنْهُ، لَعَلَّ اللَّهَ أَنْ يَتَجَاوَزَ عَنَّا، فَتَجَاوَزَ اللَّهُ عَنْهُ ".
Hişâm b. Ammâr bize tahdis etti, Yahyâ b. Hamza bize tahdis etti, ez-Zübeydî bize tahdis etti; ez-Zührî’den, [o] Ubeydullah b. Abdullah’tan; Ebû Hüreyre radıyallâhu anh’ı [şöyle derken] işitmiş: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem [şöyle] buyurdu: “İnsanlara borç veren (yüdâyinu’n-nâs) bir tüccar vardı. O darda kalmış (mu’siran) birini gördüğünde hizmetçilerine (fityânihî): ‘Onu muaf tutun [borcunu bağışlayın] (tecâvezû anhu), umulur ki Allah da bizden [günahlarımızı] muaf tutar/vazgeçer’ derdi. Bunun üzerine Allah da onu muaf tuttu [günahlarını bağışladı].”