2356. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدَانُ، عَنْ أَبِي حَمْزَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ شَقِيقٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ حَلَفَ عَلَى يَمِينٍ يَقْتَطِعُ بِهَا مَالَ امْرِئٍ، هُوَ عَلَيْهَا فَاجِرٌ، لَقِيَ اللَّهَ وَهْوَ عَلَيْهِ غَضْبَانُ" فَأَنْزَلَ اللَّهُ تَعَالَى {إِنَّ الَّذِينَ يَشْتَرُونَ بِعَهْدِ اللَّهِ وَأَيْمَانِهِمْ ثَمَنًا قَلِيلاً} الآيَةَ. فَجَاءَ الأَشْعَثُ فَقَالَ مَا حَدَّثَكُمْ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ، فِيَّ أُنْزِلَتْ هَذِهِ الآيَةُ، كَانَتْ لِي بِئْرٌ فِي أَرْضِ ابْنِ عَمٍّ لِي فَقَالَ لِي " شُهُودَكَ ". قُلْتُ مَا لِي شُهُودٌ. قَالَ " فَيَمِينَهُ ". قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِذًا يَحْلِفَ. فَذَكَرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم هَذَا الْحَدِيثَ، فَأَنْزَلَ اللَّهُ ذَلِكَ تَصْدِيقًا لَهُ.
Abdân bize tahdis etti. [O] Ebû Hamza’dan; [o] el-A’meş’ten; [o] Şakîk’ten; [o da] Abdullah [b. Mes’ûd] radıyallâhu anh’dan [naklederek] şöyle dedi: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim, bir başkasının malını elinden almak için yalan yere (fâcir) yemin ederse; Allah’ın huzuruna çıktığında O’nu kendisine gazap etmiş olarak bulur.” Bunun üzerine Allah Teâlâ: { إِنَّ الَّذِينَ يَشْتَرُونَ بِعَهْدِ اللَّهِ وَأَيْمَانِهِمْ ثَمَنًا قَلِيلاً } “Allah’a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir bedel karşılığında satanlar...” [ayetini] (Âl-i İmrân, 77) indirdi. [O sırada] el-Eş’as geldi ve: “Ebû Abdurrahmân (İbn Mes’ûd) size ne tahdis etti? Bu ayet benim hakkımda nazil oldu. Amca oğlumun arazisinde bana ait bir kuyu vardı [onunla ihtilafa düştük]. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bana: ‘Şahitlerini getir’ dedi. Ben: ‘Şahidim yok’ dedim. ‘Öyleyse o [karşı taraf] yemin etsin’ buyurdu. Ben: ‘Ey Allah’ın Resûlü! O zaman hemen yemin ediverir’ dedim. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bu hadisi zikretti; Allah Teâlâ da onu tasdik etmek üzere o ayeti indirdi.”