2505. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو النُّعْمَانِ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ جُرَيْجٍ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ جَابِرٍ.وَعَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهم ـ قَالَ قَدِمَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم صُبْحَ رَابِعَةٍ مِنْ ذِي الْحَجَّةِ مُهِلِّينَ بِالْحَجِّ، لاَ يَخْلِطُهُمْ شَىْءٌ، فَلَمَّا قَدِمْنَا أَمَرَنَا فَجَعَلْنَاهَا عُمْرَةً، وَأَنْ نَحِلَّ إِلَى نِسَائِنَا، فَفَشَتْ فِي ذَلِكَ الْقَالَةُ. قَالَ عَطَاءٌ فَقَالَ جَابِرٌ فَيَرُوحُ أَحَدُنَا إِلَى مِنًى وَذَكَرُهُ يَقْطُرُ مَنِيًّا. فَقَالَ جَابِرٌ بِكَفِّهِ، فَبَلَغَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَامَ خَطِيبًا فَقَالَ " بَلَغَنِي أَنَّ أَقْوَامًا يَقُولُونَ كَذَا وَكَذَا، وَاللَّهِ لأَنَا أَبَرُّ وَأَتْقَى لِلَّهِ مِنْهُمْ، وَلَوْ أَنِّي اسْتَقْبَلْتُ مِنْ أَمْرِي مَا اسْتَدْبَرْتُ مَا أَهْدَيْتُ، وَلَوْلاَ أَنَّ مَعِي الْهَدْىَ لأَحْلَلْتُ ". فَقَامَ سُرَاقَةُ بْنُ مَالِكِ بْنِ جُعْشُمٍ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ هِيَ لَنَا أَوْ لِلأَبَدِ فَقَالَ " لاَ بَلْ لِلأَبَدِ ". قَالَ وَجَاءَ عَلِيُّ بْنُ أَبِي طَالِبٍ ـ فَقَالَ أَحَدُهُمَا يَقُولُ لَبَّيْكَ بِمَا أَهَلَّ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم. وَقَالَ وَقَالَ الآخَرُ لَبَّيْكَ بِحَجَّةِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ـ فَأَمَرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنْ يُقِيمَ عَلَى إِحْرَامِهِ، وَأَشْرَكَهُ فِي الْهَدْىِ.
Ebû’n-Nu’mân bize tahdis etti, [o] dedi ki: Hammâd b. Zeyd bize tahdis etti. [O] Abdülmelik b. Cüreyc’den; [o] Atâ’den; [o] Câbir’den [nakletti]. Ayrıca [İbn Cüreyc], Tâvus’tan; [o da] İbn Abbâs radıyallâhu anhum’dan [naklederek şöyle] dedi: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, Zilhicce’nin dördüncü günü sabahında [Mekke’ye] geldi. [Ashabı ile beraber] yanlarında başka bir niyet olmaksızın sadece hac için telbiye getiriyorlardı (mühillîne bi’l-hacc). Geldiğimizde [Resûlullah] bize bu haccı umreye çevirmemizi ve [ihramdan çıkarak] eşlerimize helal olmamızı emretti. Bu durum insanlar arasında konuşulmaya başlandı (el-kâle). Atâ [şöyle] dedi: Câbir [insanların şöyle dediklerini nakletti]: “Yani birimiz Mina’ya, erkeklik uzvundan meni damlayarak mı gidecek?” Câbir eliyle [bunu nasıl yaptıklarını] tarif etti. Bu [konuşmalar] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e ulaşınca ayağa kalkıp bir hutbe verdi ve: “Bana ulaştığına göre birtakım kimseler şöyle şöyle diyorlarmış. Vallahi ben Allah’a onlardan daha çok hürmet eden (eberru) ve O’ndan daha çok sakınanım. Eğer bu işin başında, sonunda anladığım şeyi (haccı umreye çevirme emrini) bilseydim, kurbanlık (hedy) getirmezdim. Eğer yanımda kurbanlık olmasaydı ben de mutlaka ihramdan çıkardım” buyurdu. Bunun üzerine Surâka b. Mâlik b. Cu’şum ayağa kalkıp: “Ey Allah’ın Resûlü! Bu [hüküm] sadece bize mi özel yoksa ebediyen mi geçerli?” diye sordu. [Resûlullah]: “Hayır, ebediyen geçerli” buyurdu. [Ravi devamla] dedi ki: Alî b. Ebî Tâlib de [Yemen’den] geldi. —Ravi [İbn Cüreyc] dedi ki: Onlardan biri Alî’nin: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem neye niyet ettiyse ben de ona niyet ettim” dediğini; diğeri ise: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in haccı üzere niyet ettim” dediğini nakletti.— Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ona ihramlı kalmasını emretti ve onu kurbanlığına ortak etti.”