2510. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ عَمْرٌو سَمِعْتُ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنهما ـ يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ لِكَعْبِ بْنِ الأَشْرَفِ فَإِنَّهُ آذَى اللَّهَ وَرَسُولَهُ صلى الله عليه وسلم ". فَقَالَ مُحَمَّدُ بْنُ مَسْلَمَةَ أَنَا. فَأَتَاهُ فَقَالَ أَرَدْنَا أَنْ تُسْلِفَنَا وَسْقًا أَوْ وَسْقَيْنِ. فَقَالَ ارْهَنُونِي نِسَاءَكُمْ. قَالُوا كَيْفَ نَرْهَنُكَ نِسَاءَنَا، وَأَنْتَ أَجْمَلُ الْعَرَبِ قَالَ فَارْهَنُونِي أَبْنَاءَكُمْ. قَالُوا كَيْفَ نَرْهَنُ أَبْنَاءَنَا فَيُسَبُّ أَحَدُهُمْ، فَيُقَالُ رُهِنَ بِوَسْقٍ أَوْ وَسْقَيْنِ هَذَا عَارٌ عَلَيْنَا وَلَكِنَّا نَرْهَنُكَ اللأْمَةَ ـ قَالَ سُفْيَانُ يَعْنِي السِّلاَحَ ـ فَوَعَدَهُ أَنْ يَأْتِيَهُ فَقَتَلُوهُ، ثُمَّ أَتَوُا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرُوهُ.
Alî b. Abdullah bize tahdis etti, [o] dedi ki: Süfyân bize tahdis etti. [O] şöyle dedi: Amr, Câbir b. Abdullah radıyallâhu anhumâ’yı [şöyle] derken işitmiş: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Allah’a ve Resûlüne eziyet eden Ka’b b. el-Eşref’in [hakkından gelmeye] kim var?” buyurdu. Muhammed b. Mesleme: “Ben [varım]!” dedi. Yanına gidip: “Bize bir veya iki vesak ödünç (selef) vermeni istiyoruz” dedi. [Ka’b]: “Kadınlarınızı bana rehin verin” dedi. [Muhammed b. Mesleme ve arkadaşları]: “Sen Arapların en yakışıklısısın; kadınlarımızı sana nasıl rehin veririz?” dediler. [Ka’b]: “O halde oğullarınızı bana rehin verin” dedi. “Oğullarımızı nasıl rehin verelim? [Yarın bir gün] onlardan birine sövülür ve: ‘Bir veya iki vesak karşılığında rehin verildi!’ denilir. Bu bizim için bir ardır (utançtır). Lakin biz sana le'meyi rehin verelim” dediler. —Süfyân bununla silahı (silâh) kastettiklerini söyledi.— Ona [silahları getirmek üzere] söz verdiler ve sonra [gelip] onu öldürdüler. Ardından Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e gelip durumu haber verdiler.