2728. Hadis
حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُوسَى، أَخْبَرَنَا هِشَامٌ، أَنَّ ابْنَ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَهُ قَالَ أَخْبَرَنِي يَعْلَى بْنُ مُسْلِمٍ، وَعَمْرُو بْنُ دِينَارٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، يَزِيدُ أَحَدُهُمَا عَلَى صَاحِبِهِ وَغَيْرُهُمَا قَدْ سَمِعْتُهُ يُحَدِّثُهُ عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ قَالَ إِنَّا لَعِنْدَ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ حَدَّثَنِي أُبَىُّ بْنُ كَعْبٍ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مُوسَى رَسُولُ اللَّهِ " فَذَكَرَ الْحَدِيثَ {قَالَ أَلَمْ أَقُلْ إِنَّكَ لَنْ تَسْتَطِيعَ مَعِيَ صَبْرًا} كَانَتِ الأُولَى نِسْيَانًا، وَالْوُسْطَى شَرْطًا، وَالثَّالِثَةُ عَمْدًا {قَالَ لاَ تُؤَاخِذْنِي بِمَا نَسِيتُ وَلاَ تُرْهِقْنِي مِنْ أَمْرِي عُسْرًا}. {لَقِيَا غُلاَمًا فَقَتَلَهُ} فَانْطَلَقَا فَوَجَدَا جِدَارًا يُرِيدُ أَنْ يَنْقَضَّ فَأَقَامَهُ. قَرَأَهَا ابْنُ عَبَّاسٍ أَمَامَهُمْ مَلِكٌ.
İbrahim b. Musa bize tahdis etti. [Dedi ki]: Hişam bize haber verdi. [Dedi ki]: İbn Cüreyc kendisine haber verip şöyle demiştir: Bana Ya'lâ b. Müslim ve Amr b. Dinar, Said b. Cübeyr'den —biri diğerinden farklı [fazla] nakletmek üzere— haber verdiler. Ayrıca başkalarından da onun Said b. Cübeyr'e şöyle tahdis ettiğini işittim. Said b. Cübeyr dedi ki: Biz İbn Abbas —radıyallahu anhumâ—'nın yanındaydık. [İbn Abbas] dedi ki: Übey b. Ka'b bana tahdis etti. [O] dedi ki: Resulullah —sallallâhu aleyhi ve sellem—: “Musa [aleyhisselam], Allah'ın elçisidir,” buyurarak [Hızır ile olan] hadisi şöyle zikretti: { قَالَ أَلَمْ أَقُلْ إِنَّكَ لَنْ تَسْتَطِيعَ مَعِيَ صَبْرًا } “[Hızır]: “Sana, benimle beraberliğe sabretmeye asla güç yetiremezsin dememiş miydim?” [Kehf, 75] dedi.” [Musa'nın itirazlarından] birincisi unutma [nisyan] idi; ikincisi şart [gereği verilen bir söz] idi; üçüncüsü ise artık [yol ayrımını getiren] kasti bir durumdu. { قَالَ لاَ تُؤَاخِذْنِي بِمَا نَسِيتُ وَلاَ تُرْهِقْنِي مِنْ أَمْرِي عُسْرًا } “[Musa]: “Unuttuğum şeyden dolayı beni sorgulama ve bu işimde bana zorluk çıkarma” [Kehf, 73] dedi.” “Aralarında ilerlerken bir erkek çocuğa rastladılar, [Hızır] onu öldürdü. [Yine] yola koyuldular, yıkılmak üzere olan bir duvar buldular ve [Hızır] onu doğrulttu.” İbn Abbas [ilgili ayeti] “Onların ilerisinde [her sağlam gemiyi gasp eden] bir kral vardı” şeklinde okurdu.