Vasiyetler Kitabı

El-Buhari · Sahih-i Buhari (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

2750. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، وَعُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، أَنَّ حَكِيمَ بْنَ حِزَامٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ سَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَعْطَانِي، ثُمَّ سَأَلْتُهُ فَأَعْطَانِي ثُمَّ قَالَ لِي ‏ "‏ يَا حَكِيمُ، إِنَّ هَذَا الْمَالَ خَضِرٌ حُلْوٌ، فَمَنْ أَخَذَهُ بِسَخَاوَةِ نَفْسٍ بُورِكَ لَهُ فِيهِ، وَمَنْ أَخَذَهُ بِإِشْرَافِ نَفْسٍ لَمْ يُبَارَكْ لَهُ فِيهِ، وَكَانَ كَالَّذِي يَأْكُلُ وَلاَ يَشْبَعُ، وَالْيَدُ الْعُلْيَا خَيْرٌ مِنَ الْيَدِ السُّفْلَى ‏"‏‏.‏ قَالَ حَكِيمٌ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ، وَالَّذِي بَعَثَكَ بِالْحَقِّ لاَ أَرْزَأُ أَحَدًا بَعْدَكَ شَيْئًا حَتَّى أُفَارِقَ الدُّنْيَا‏.‏ فَكَانَ أَبُو بَكْرٍ يَدْعُو حَكِيمًا لِيُعْطِيَهُ الْعَطَاءَ فَيَأْبَى أَنْ يَقْبَلَ مِنْهُ شَيْئًا، ثُمَّ إِنَّ عُمَرَ دَعَاهُ لِيُعْطِيَهُ فَيَأْبَى أَنْ يَقْبَلَهُ فَقَالَ يَا مَعْشَرَ الْمُسْلِمِينَ، إِنِّي أَعْرِضُ عَلَيْهِ حَقَّهُ الَّذِي قَسَمَ اللَّهُ لَهُ مِنْ هَذَا الْفَىْءِ فَيَأْبَى أَنْ يَأْخُذَهُ‏.‏ فَلَمْ يَرْزَأْ حَكِيمٌ أَحَدًا مِنَ النَّاسِ بَعْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم حَتَّى تُوُفِّيَ رَحِمَهُ اللَّهُ‏.‏

Muhammed b. Yusuf bize tahdis etti. [Dedi ki]: el-Evzâî bize tahdis etti. [O] Zühri'den, [o] Said b. Müseyyeb ve Urve b. ez-Zübeyr'den [nakletti]. Hakim b. Hizâm —radıyallahu anh— şöyle anlatmıştır: Resulullah —sallallâhu aleyhi ve sellem—'den [mal] istedim, bana verdi. Sonra tekrar istedim, yine verdi. Daha sonra bana şöyle buyurdu: “Ey Hakim! Şüphesiz bu dünya malı taze [yeşil] ve tatlıdır. Kim onu gönül hoşluğuyla [sehâvet] ve hırs göstermeden alırsa, o mal kendisi için bereketli kılınır. Kim de ona göz dikerek [işrâf] ve hırsla alırsa, o malda kendisine bereket verilmez; o, yiyip de bir türlü doymayan kimse gibidir. Veren el, alan elden daha hayırlıdır.” Hakim dedi ki: Bunun üzerine ben: “Ey Allah'ın Resulü! Seni hak ile gönderen Allah'a yemin olsun ki; senden sonra dünyadan ayrılana dek kimseden hiçbir şey kabul etmeyeceğim,” dedim. Gerçekten de Ebû Bekir, Hakim'i [Beytülmalden] payını vermesi için çağırırdı lakin Hakim bir şey almayı reddederdi. Daha sonra Ömer onu payını alması için çağırdığında yine kabul etmedi. Bunun üzerine Ömer: “Ey Müslüman topluluğu! Ben ona, Allah'ın bu fey' [savaşsız kazanılan ganimet] malından kendisi için taksim ettiği hakkını arz ediyorum ancak o almaktan kaçınıyor,” dedi. Hakim, Nebi [sav]'den sonra vefat edene dek kimseden hiçbir şey almadı (Allah ona rahmet etsin).