2880. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو مَعْمَرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ لَمَّا كَانَ يَوْمُ أُحُدٍ انْهَزَمَ النَّاسُ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ وَلَقَدْ رَأَيْتُ عَائِشَةَ بِنْتَ أَبِي بَكْرٍ وَأُمَّ سُلَيْمٍ وَإِنَّهُمَا لَمُشَمِّرَتَانِ أَرَى خَدَمَ سُوقِهِمَا، تَنْقُزَانِ الْقِرَبَ ـ وَقَالَ غَيْرُهُ تَنْقُلاَنِ الْقِرَبَ ـ عَلَى مُتُونِهِمَا، ثُمَّ تُفْرِغَانِهِ فِي أَفْوَاهِ الْقَوْمِ، ثُمَّ تَرْجِعَانِ فَتَمْلآنِهَا، ثُمَّ تَجِيئَانِ فَتُفْرِغَانِهَا فِي أَفْوَاهِ الْقَوْمِ.
Bize Ebû Ma’mer tahdis etti. Bize Abdulvâris tahdis etti. Bize Abdulazîz, Enes'ten (r.a.) tahdis etti. O şöyle dedi: Uhud Günü olduğu zaman insanlar Nebi'den —sallallâhu aleyhi ve sellem— (ayrılıp) yenilgiye uğradılar. (Enes) dedi ki: Yemin olsun ki ben Âişe bint Ebî Bekir'i ve Ümmü Süleym'i gördüm. İkisi de (elbiselerini) sıvamışlardı, bacaklarındaki halhalları görüyordum. Kırbaları (su tulumlarını) (sırtlarında) taşıyorlardı —başkası: Kırbaları naklediyorlardı (dedi)—. (Kırbaları) sırtlarında (taşıyorlardı). Sonra onları (suyu) topluluğun (yaralıların) ağızlarına boşaltıyorlardı. Sonra dönüyorlar ve onları dolduruyorlardı. Sonra geliyorlar ve onları topluluğun ağızlarına boşaltıyorlardı.