2898. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ السَّاعِدِيِّ ـ رضى الله عنه أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْتَقَى هُوَ وَالْمُشْرِكُونَ فَاقْتَتَلُوا، فَلَمَّا مَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى عَسْكَرِهِ، وَمَالَ الآخَرُونَ إِلَى عَسْكَرِهِمْ، وَفِي أَصْحَابِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم رَجُلٌ لاَ يَدَعُ لَهُمْ شَاذَّةً وَلاَ فَاذَّةً إِلاَّ اتَّبَعَهَا يَضْرِبُهَا بِسَيْفِهِ، فَقَالَ مَا أَجْزَأَ مِنَّا الْيَوْمَ أَحَدٌ كَمَا أَجْزَأَ فُلاَنٌ. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَمَا إِنَّهُ مِنْ أَهْلِ النَّارِ ". فَقَالَ رَجُلٌ مِنَ الْقَوْمِ أَنَا صَاحِبُهُ. قَالَ فَخَرَجَ مَعَهُ كُلَّمَا وَقَفَ وَقَفَ مَعَهُ، وَإِذَا أَسْرَعَ أَسْرَعَ مَعَهُ قَالَ فَجُرِحَ الرَّجُلُ جُرْحًا شَدِيدًا، فَاسْتَعْجَلَ الْمَوْتَ، فَوَضَعَ نَصْلَ سَيْفِهِ بِالأَرْضِ وَذُبَابَهُ بَيْنَ ثَدْيَيْهِ، ثُمَّ تَحَامَلَ عَلَى سَيْفِهِ، فَقَتَلَ نَفْسَهُ، فَخَرَجَ الرَّجُلُ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ أَشْهَدُ أَنَّكَ رَسُولُ اللَّهِ. قَالَ " وَمَا ذَاكَ ". قَالَ الرَّجُلُ الَّذِي ذَكَرْتَ آنِفًا أَنَّهُ مِنْ أَهْلِ النَّارِ، فَأَعْظَمَ النَّاسُ ذَلِكَ. فَقُلْتُ أَنَا لَكُمْ بِهِ. فَخَرَجْتُ فِي طَلَبِهِ، ثُمَّ جُرِحَ جُرْحًا شَدِيدًا، فَاسْتَعْجَلَ الْمَوْتَ، فَوَضَعَ نَصْلَ سَيْفِهِ فِي الأَرْضِ وَذُبَابَهُ بَيْنَ ثَدْيَيْهِ، ثُمَّ تَحَامَلَ عَلَيْهِ، فَقَتَلَ نَفْسَهُ. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عِنْدَ ذَلِكَ " إِنَّ الرَّجُلَ لَيَعْمَلُ عَمَلَ أَهْلِ الْجَنَّةِ فِيمَا يَبْدُو لِلنَّاسِ، وَهْوَ مِنْ أَهْلِ النَّارِ، وَإِنَّ الرَّجُلَ لَيَعْمَلُ عَمَلَ أَهْلِ النَّارِ فِيمَا يَبْدُو لِلنَّاسِ، وَهْوَ مِنْ أَهْلِ الْجَنَّةِ ".
Bize Kuteybe tahdis etti. Bize Ya’kûb b. Abdurrahman, Ebû Hâzim’den, o Sehl b. Sa’d es-Sâidî’den (r.a.) [naklettiğine göre]; Resûlullah —sallallâhu aleyhi ve sellem— ile müşrikler karşılaştı ve savaştılar. Resûlullah —sallallâhu aleyhi ve sellem— askerlerine (karargahına) döndüğü, diğerlerinin de kendi askerlerine döndüğü sırada; Resûlullah'ın —sallallâhu aleyhi ve sellem— ashabı arasında (düşmandan) kopan ve ayrılan (tek kalan) hiç kimseyi bırakmayıp takip eden ve kılıcıyla vuran bir adam vardı. (Sahabeler): "Bugün hiçbirimiz, filanın yaptığı kadar (yararlılık) gösteremedi." dediler. Bunun üzerine Resûlullah —sallallâhu aleyhi ve sellem—: "Ama o ateş ehlindendir." buyurdu. Topluluktan bir adam: "Ben onun takipçisiyim (peşini bırakmam)." dedi. (O adam) onunla beraber çıktı; o durunca duruyor, hızlanınca onunla beraber hızlanıyordu. Derken adam ağır bir yara aldı. Ölümü çabuklaştırmak istedi. Kılıcının sapını yere, ucunu da iki memesinin arasına koydu. Sonra kılıcını üzerine yüklendi (üzerine abandı) ve kendini öldürdü. (Onu takip eden) adam Resûlullah'a —sallallâhu aleyhi ve sellem— çıkageldi ve: "Şehadet ederim ki sen Allah'ın Resûlüsün." dedi. (Nebi): "Bu ne (demek)?" (veya ne oldu?) buyurdu. Adam: "Az önce senin ateş ehlinden olduğunu zikrettiğin adam (var ya); insanlar buna şaşırmıştı. Ben de: 'Sizin için onu ben (gözetleyip haberini) alırım.' dedim. Onu aramak üzere çıktım. Sonra ağır bir yara aldı ve ölümü çabuklaştırmak istedi. Kılıcının sapını yere, ucunu iki memesinin arasına koydu. Sonra üzerine abandı ve kendisini öldürdü." dedi. Resûlullah —sallallâhu aleyhi ve sellem— o sırada şöyle buyurdu: "Şüphesiz bir adam, insanlara görünen (nezdinde) cennet ehlinin amelini işler, hâlbuki o ateş ehlindendir. Ve yine bir adam, insanlara görünen (nezdinde) ateş ehlinin amelini işler, hâlbuki cennet ehlindendir."