3020. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ إِسْمَاعِيلَ، قَالَ حَدَّثَنِي قَيْسُ بْنُ أَبِي حَازِمٍ، قَالَ قَالَ لِي جَرِيرٌ قَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَلاَ تُرِيحُنِي مِنْ ذِي الْخَلَصَةِ ". وَكَانَ بَيْتًا فِي خَثْعَمَ يُسَمَّى كَعْبَةَ الْيَمَانِيَةَ قَالَ فَانْطَلَقْتُ فِي خَمْسِينَ وَمِائَةِ فَارِسٍ مِنْ أَحْمَسَ، وَكَانُوا أَصْحَابَ خَيْلٍ ـ قَالَ ـ وَكُنْتُ لاَ أَثْبُتُ عَلَى الْخَيْلِ، فَضَرَبَ فِي صَدْرِي حَتَّى رَأَيْتُ أَثَرَ أَصَابِعِهِ فِي صَدْرِي وَقَالَ " اللَّهُمَّ ثَبِّتْهُ وَاجْعَلْهُ هَادِيًا مَهْدِيًّا ". فَانْطَلَقَ إِلَيْهَا فَكَسَرَهَا وَحَرَّقَهَا، ثُمَّ بَعَثَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُخْبِرُهُ فَقَالَ رَسُولُ جَرِيرٍ وَالَّذِي بَعَثَكَ بِالْحَقِّ، مَا جِئْتُكَ حَتَّى تَرَكْتُهَا كَأَنَّهَا جَمَلٌ أَجْوَفُ أَوْ أَجْرَبُ. قَالَ فَبَارَكَ فِي خَيْلِ أَحْمَسَ وَرِجَالِهَا خَمْسَ مَرَّاتٍ.
Bize Müsedded tahdis etti. Bize Yahyâ tahdis etti. İsmâîl’den [nakledildi]; o da Kays b. Ebû Hâzim’in şöyle dediğini haber verdi: Cerîr [b. Abdullah] bana şöyle dedi: Resûlullah —sallallâhu aleyhi ve sellem— bana: «Beni Zü’l-Halasa’dan kurtarıp ferahlatmaz mısın?» buyurdu. Zü’l-Halasa; Has’am kabilesi yurdunda bulunan ve 'Yemen Kabesi' denilen bir (tapınak) eviydi. Bunun üzerinde Ahmes kabilesinden, hepsi de iyi binici olan yüz elli süvariyle yola çıktım. (O vakitler) ben at üzerinde sağlam duramıyordum. Resûlullah göğsüme öyle (kuvvetli) vurdu ki parmaklarının izini göğsümde gördüm ve: «Allah’ım! Onu sabit kıl; onu hidayet rehberi ve hidayete ermiş biri eyle!» diye dua etti. Cerîr oraya gidip tapınağı yerle bir etti ve yaktı. Sonra durumu bildirmek için Resûlullah —sallallâhu aleyhi ve sellem—’e bir müjdeci gönderdi. Cerîr’in elçisi: «Seni hak ile gönderene yemin olsun ki, orayı uyuz (veya yanmış/bitik) bir deve gibi bırakmadan sana gelmedim!» dedi. Bunun üzerine Resûlullah, Ahmes atlılarına ve adamlarına beş defa bereket duasında bulundu.