Humusun Farz Kılınması Kitabı

El-Buhari · Sahih-i Buhari (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

3092. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي عُرْوَةُ بْنُ الزُّبَيْرِ، أَنَّ عَائِشَةَ أُمَّ الْمُؤْمِنِينَ ـ رضى الله عنها ـ أَخْبَرَتْهُ أَنَّ فَاطِمَةَ ـ عَلَيْهَا السَّلاَمُ ـ ابْنَةَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سَأَلَتْ أَبَا بَكْرٍ الصِّدِّيقَ بَعْدَ وَفَاةِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ يَقْسِمَ لَهَا مِيرَاثَهَا، مَا تَرَكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِمَّا أَفَاءَ اللَّهُ عَلَيْهِ‏.‏ فَقَالَ لَهَا أَبُو بَكْرٍ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ نُورَثُ مَا تَرَكْنَا صَدَقَةٌ ‏"‏‏.‏ فَغَضِبَتْ فَاطِمَةُ بِنْتُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَهَجَرَتْ أَبَا بَكْرٍ، فَلَمْ تَزَلْ مُهَاجِرَتَهُ حَتَّى تُوُفِّيَتْ وَعَاشَتْ بَعْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سِتَّةَ أَشْهُرٍ‏.‏ قَالَتْ وَكَانَتْ فَاطِمَةُ تَسْأَلُ أَبَا بَكْرٍ نَصِيبَهَا مِمَّا تَرَكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ خَيْبَرَ وَفَدَكٍ وَصَدَقَتِهِ بِالْمَدِينَةِ، فَأَبَى أَبُو بَكْرٍ عَلَيْهَا ذَلِكَ، وَقَالَ لَسْتُ تَارِكًا شَيْئًا كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَعْمَلُ بِهِ إِلاَّ عَمِلْتُ بِهِ، فَإِنِّي أَخْشَى إِنْ تَرَكْتُ شَيْئًا مِنْ أَمْرِهِ أَنْ أَزِيغَ‏.‏ فَأَمَّا صَدَقَتُهُ بِالْمَدِينَةِ فَدَفَعَهَا عُمَرُ إِلَى عَلِيٍّ وَعَبَّاسٍ، فَأَمَّا خَيْبَرُ وَفَدَكٌ فَأَمْسَكَهَا عُمَرُ وَقَالَ هُمَا صَدَقَةُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَتَا لِحُقُوقِهِ الَّتِي تَعْرُوهُ وَنَوَائِبِهِ، وَأَمْرُهُمَا إِلَى مَنْ وَلِيَ الأَمْرَ‏.‏ قَالَ فَهُمَا عَلَى ذَلِكَ إِلَى الْيَوْمِ‏.‏ قَالَ أَبُو عَبْد اللَّهِ اعْتَرَاكَ افْتَعَلْتَ مِنْ عَرَوْتُهُ فَأَصَبْتُهُ وَمِنْهُ يَعْرُوهُ وَاعْتَرَانِي

Bize Abdülaziz b. Abdullah tahdis etti. Bize İbrâhîm b. Sa'd, Sâlih’ten, o İbn Şihâb’dan [naklederek] zikretti. Bana Urve b. ez-Zübeyr haber verdi ki; müminlerin annesi Hz. Âişe —radıyallâhu anhâ— kendisine şunu anlatmış: Resûlullah’ın kızı Hz. Fâtıma —aleyhisselâm—, babasının vefatından sonra Hz. Ebû Bekir’e haber göndererek; Resûlullah —sallallâhu aleyhi ve sellem—’in Allah’ın kendisine verdiği 'fey' mallarından geride bıraktığı mirasın (kendisine düşen kısmının) verilmesini istedi. Hz. Ebû Bekir ona şu cevabı verdi: 'Resûlullah —sallallâhu aleyhi ve sellem— şöyle buyurmuştu: «Biz peygamberler miras bırakmayız; geride bıraktıklarımız ancak sadakadır (kamunun malıdır).»' Bu cevaba üzülen Hz. Fâtıma, Hz. Ebû Bekir’e kırıldı ve ondan uzak kalıp vefat edinceye dek konuşmadı. Nitekim Resûlullah’tan sonra ancak altı ay yaşadı. Fâtıma, Resûlullah’ın Hayber ve Fedek’teki hisseleri ile Medine’deki sadakalarından payını talep ediyor, Ebû Bekir ise: 'Ben, Resûlullah’ın yaptığı herhangi bir şeyi terk etmem, aynen devam ettiririm. Zira O’nun emrinden bir şeyi terk edersem doğru yoldan sapmaktan korkarım!' diyerek bunu reddediyordu. Daha sonra Hz. Ömer, Medine’deki vakıf mallarının idaresini Hz. Ali ve Hz. Abbâs’a devretti; fakat Hayber ve Fedek’i kendi elinde tuttu. Onların Resûlullah’ın bizzat (misafirlerini ağırlamak gibi) zaruri ihtiyaçları ve devlet borçları için ayırdığı sadakalar olduğunu, yetkisinin ise o günkü idarecide olması gerektiğini belirtti. Bu iki yerin durumu bugün dahi böyledir.