3115. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ سَالِمِ بْنِ أَبِي الْجَعْدِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الأَنْصَارِيِّ، قَالَ وُلِدَ لِرَجُلٍ مِنَّا غُلاَمٌ فَسَمَّاهُ الْقَاسِمَ فَقَالَتِ الأَنْصَارُ لاَ نَكْنِيكَ أَبَا الْقَاسِمِ وَلاَ نُنْعِمُكَ عَيْنًا، فَأَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ وُلِدَ لِي غُلاَمٌ، فَسَمَّيْتُهُ الْقَاسِمَ فَقَالَتِ الأَنْصَارُ لاَ نَكْنِيكَ أَبَا الْقَاسِمِ وَلاَ نُنْعِمُكَ عَيْنًا. فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " أَحْسَنَتِ الأَنْصَارُ، سَمُّوا بِاسْمِي، وَلاَ تَكَنَّوْا بِكُنْيَتِي، فَإِنَّمَا أَنَا قَاسِمٌ ".
Bize Muhammed b. Yûsuf tahdis etti. Bize Süfyân, el-A’meş’ten, o Sâlim b. Ebû’l-Ca’d’dan, o da Câbir b. Abdullah el-Ensârî’den —radıyallâhu anhumâ— [naklederek şunları] tahdis etti: Bizden birisinin bir oğlu oldu ve adını Kâsım koydu. Bunun üzerine Ensâr topluluğu: 'Biz sana «Ebû’l-Kâsım» demeyiz ve (bu isimlendirmeyle) senin gözünü aydın etmeyiz [razı olmayız]!' dediler. Adam Nebi —sallallâhu aleyhi ve sellem—’e gelerek: 'Ya Resûlullah! Bir oğlum oldu, adını Kâsım koydum; ancak Ensâr bu künye ile anılmama karşı çıkıyorlar.' dedi. Efendimiz: 'Ensâr doğru olanı yapmışlar. Benim ismimi çocuklarınıza verebilirsiniz ama künyemle künyelenmeyin [Ebû’l-Kâsım lakabını kullanmayın]. Çünkü ben ancak [rızık ve ganimetleri] Allah adına paylaştırıcı [kāsım] biriyim.' buyurdu.