Yaratılışın Başlangıcı Kitabı

El-Buhari · Sahih-i Buhari (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

3231. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ حَدَّثَنِي عُرْوَةُ، أَنَّ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ زَوْجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم حَدَّثَتْهُ أَنَّهَا قَالَتْ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم هَلْ أَتَى عَلَيْكَ يَوْمٌ كَانَ أَشَدَّ مِنْ يَوْمِ أُحُدٍ قَالَ ‏ "‏ لَقَدْ لَقِيتُ مِنْ قَوْمِكِ مَا لَقِيتُ، وَكَانَ أَشَدُّ مَا لَقِيتُ مِنْهُمْ يَوْمَ الْعَقَبَةِ، إِذْ عَرَضْتُ نَفْسِي عَلَى ابْنِ عَبْدِ يَالِيلَ بْنِ عَبْدِ كُلاَلٍ، فَلَمْ يُجِبْنِي إِلَى مَا أَرَدْتُ، فَانْطَلَقْتُ وَأَنَا مَهْمُومٌ عَلَى وَجْهِي، فَلَمْ أَسْتَفِقْ إِلاَّ وَأَنَا بِقَرْنِ الثَّعَالِبِ، فَرَفَعْتُ رَأْسِي، فَإِذَا أَنَا بِسَحَابَةٍ قَدْ أَظَلَّتْنِي، فَنَظَرْتُ فَإِذَا فِيهَا جِبْرِيلُ فَنَادَانِي فَقَالَ إِنَّ اللَّهَ قَدْ سَمِعَ قَوْلَ قَوْمِكَ لَكَ وَمَا رَدُّوا عَلَيْكَ، وَقَدْ بَعَثَ إِلَيْكَ مَلَكَ الْجِبَالِ لِتَأْمُرَهُ بِمَا شِئْتَ فِيهِمْ، فَنَادَانِي مَلَكُ الْجِبَالِ، فَسَلَّمَ عَلَىَّ ثُمَّ قَالَ يَا مُحَمَّدُ، فَقَالَ ذَلِكَ فِيمَا شِئْتَ، إِنْ شِئْتَ أَنْ أُطْبِقَ عَلَيْهِمِ الأَخْشَبَيْنِ، فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بَلْ أَرْجُو أَنْ يُخْرِجَ اللَّهُ مِنْ أَصْلاَبِهِمْ مَنْ يَعْبُدُ اللَّهَ وَحْدَهُ لاَ يُشْرِكُ بِهِ شَيْئًا ‏"‏‏.‏

Bize Abdullah b. Yûsuf tahdis etti. Bize İbn Vehb haber verdi. Bana Yûnus, ez-Zührî’den haber verdi; o 'Bana Urve tahdis etti' dedi; ona da Nebi —sallallâhu aleyhi ve sellem—’in zevcesi Âişe —radıyallâhu anhâ— şöyle haber vermiştir: Âişe, Nebi —sallallâhu aleyhi ve sellem—’e: 'Senin üzerine Uhud gününden daha şiddetli bir gün geldi mi?' diye sordu. Efendimiz şöyle buyurdu: 'Kavminden neler çektiğimi (zaten biliyorsun). Lakin onlardan gördüğüm eziyetlerin en ağırı Akabe (Taif’e gittiğim) gündeydi. O gün kendimi (İslam’a davet için) İbn Abdiyâlîl b. Abdi Külâl’e arz etmiştim ancak o istediğim şeye (davetime) icabet etmedi. Ben de derin bir keder içinde, nereye gittiğimi bilmez bir halde oradan ayrıldım. Kendime geldiğimde Karnü’s-Seâlib mevkiindeydim. Başımı yukarı kaldırdığımda bir de ne göreyim; bir bulut üzerime gölge salmış! Dikkatle baktığımda içinde Cebrâîl’i gördüm. Bana seslenerek: «Allah, kavminin sana ne dediğini ve senin davetini nasıl reddettiklerini işitti. Onlar hakkında dilediğini emretmen için sana Dağlar Meleği’ni gönderdi» dedi. Bunun üzerine Dağlar Meleği bana seslenip selam verdi ve: «Ey Muhammed! İşte durum böyledir, artık ne dilersen dileyebilirsin! Eğer istersen şu iki dağı (el-Ahşebeyn) onların üzerine kapatayım [onları ezip yok edeyim]!» dedi. Lakin Nebi —sallallâhu aleyhi ve sellem—: «Hayır! Aksine ben Allah’ın, onların soylarından sadece Allah’a ibadet eden ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayan bir nesil çıkarmasını ümit ediyorum» buyurdu.'