320. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ فَاطِمَةَ بِنْتَ أَبِي حُبَيْشٍ، كَانَتْ تُسْتَحَاضُ فَسَأَلَتِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " ذَلِكِ عِرْقٌ، وَلَيْسَتْ بِالْحَيْضَةِ، فَإِذَا أَقْبَلَتِ الْحَيْضَةُ فَدَعِي الصَّلاَةَ، وَإِذَا أَدْبَرَتْ فَاغْتَسِلِي وَصَلِّي ".
Abdullah b. Muhammed bize tahdis etti, dedi ki: Süfyan bize tahdis etti; Hişam’dan, babasından, Aişe’den [naklen] ki: “Ebu Hubeyş’in kızı Fatıma müstahâda idi (istihaza kanı görüyordu). Durumu Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e sordu. (Efendimiz): ‘O (kanama) ancak bir damardan (gelen kandır) ve ay hali (hayız) değildir. Ay halin geldiğinde namazı bırak, (vakti) geçip bittiğinde ise guslet ve namaz kıl.’ buyurdu.”