294. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ الْقَاسِمِ، قَالَ سَمِعْتُ الْقَاسِمَ، يَقُولُ سَمِعْتُ عَائِشَةَ، تَقُولُ خَرَجْنَا لاَ نَرَى إِلاَّ الْحَجَّ، فَلَمَّا كُنَّا بِسَرِفَ حِضْتُ، فَدَخَلَ عَلَىَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَنَا أَبْكِي قَالَ " مَا لَكِ أَنُفِسْتِ ". قُلْتُ نَعَمْ. قَالَ " إِنَّ هَذَا أَمْرٌ كَتَبَهُ اللَّهُ عَلَى بَنَاتِ آدَمَ، فَاقْضِي مَا يَقْضِي الْحَاجُّ، غَيْرَ أَنْ لاَ تَطُوفِي بِالْبَيْتِ ". قَالَتْ وَضَحَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ نِسَائِهِ بِالْبَقَرِ.
Ali b. Abdullah bize tahdis etti, dedi ki: Süfyan bize tahdis etti, dedi ki: Abdurrahman b. el-Kasım’ı işittim, dedi ki: Kasım’ı işittim, diyordu ki: Aişe’yi (şöyle) derken işittim: “Biz (Medine’den) sadece haccı niyet ederek çıktık. Şerif denilen yere vardığımızda ay hali (hayız) oldum. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ben ağlıyorken yanıma girdi ve: ‘Nen var? Hayız mı oldun?’ diye sordu. Ben: ‘Evet.’ dedim. (Resûlullah s.a.v.): ‘Şüphesiz bu, Allah’ın Adem’in kızları üzerine yazdığı (takdir ettiği) bir iştir. Beytullah’ı tavaf etmek dışında haccın yapacağı her şeyi yap.’ buyurdu.” (Aişe devamla) dedi ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem hanımları adına sığır kurban etti.”
295. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، قَالَ حَدَّثَنَا مَالِكٌ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كُنْتُ أُرَجِّلُ رَأْسَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَنَا حَائِضٌ.
Abdullah b. Yusuf bize tahdis etti, dedi ki: Malik bize tahdis etti; Hişam b. Urve’den, babasından, Aişe’den [naklen] dedi ki: “Ben ay hali (hayız) iken Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in başını tarardım.”
296. Hadis
حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُوسَى، قَالَ أَخْبَرَنَا هِشَامُ بْنُ يُوسُفَ، أَنَّ ابْنَ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَهُمْ قَالَ أَخْبَرَنِي هِشَامٌ، عَنْ عُرْوَةَ، أَنَّهُ سُئِلَ أَتَخْدُمُنِي الْحَائِضُ أَوْ تَدْنُو مِنِّي الْمَرْأَةُ وَهْىَ جُنُبٌ فَقَالَ عُرْوَةُ كُلُّ ذَلِكَ عَلَىَّ هَيِّنٌ، وَكُلُّ ذَلِكَ تَخْدُمُنِي، وَلَيْسَ عَلَى أَحَدٍ فِي ذَلِكَ بَأْسٌ، أَخْبَرَتْنِي عَائِشَةُ أَنَّهَا كَانَتْ تُرَجِّلُ ـ تَعْنِي ـ رَأْسَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهِيَ حَائِضٌ، وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حِينَئِذٍ مُجَاوِرٌ فِي الْمَسْجِدِ، يُدْنِي لَهَا رَأْسَهُ وَهْىَ فِي حُجْرَتِهَا، فَتُرَجِّلُهُ وَهْىَ حَائِضٌ.
İbrahim b. Musa bize tahdis etti, dedi ki: Hişam b. Yusuf bize haber verdi ki İbn Cüreyc onlara (şöyle) haber vermiş, (İbn Cüreyc) dedi ki: Hişam bana haber verdi; Urve’den [naklen] ki, ona (Urve’ye): “Ay hali (hayız) olan kadın bana hizmet edebilir mi, yahut cünüp olan kadın bana yaklaşabilir mi?” diye soruldu. Urve: “Bunların hepsi benim için kolaydır (sakıncası yoktur) ve her halükarda (bunlar) bana hizmet ederler; bunda hiç kimse için bir sakınca yoktur. Aişe bana, kendisi ay hali iken Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in başını taradığını haber verdi. O sırada Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem mescitte mücavirdi (itikaftaydı). Kendisi odasındayken, (Efendimiz) başını ona yaklaştırır, o da ay hali iken onu (başını) tarardı.” dedi.
297. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ الْفَضْلُ بْنُ دُكَيْنٍ، سَمِعَ زُهَيْرًا، عَنْ مَنْصُورٍ ابْنِ صَفِيَّةَ، أَنَّ أُمَّهُ، حَدَّثَتْهُ أَنَّ عَائِشَةَ حَدَّثَتْهَا أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَتَّكِئُ فِي حَجْرِي وَأَنَا حَائِضٌ، ثُمَّ يَقْرَأُ الْقُرْآنَ.
Ebu Nuaym el-Fazl b. Dükeyn bize tahdis etti, Züheyr’den [işitmiş], o Mansur b. Safiyye’den, o da annesinin ona [şöyle] tahdis ettiğinden; Aişe ona haber vermiş ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ben ay hali (hayız) iken kucağıma yaslanır, sonra da Kur’an okurdu.”
298. Hadis
حَدَّثَنَا الْمَكِّيُّ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، أَنَّ زَيْنَبَ ابْنَةَ أُمِّ سَلَمَةَ، حَدَّثَتْهُ أَنَّ أُمَّ سَلَمَةَ حَدَّثَتْهَا قَالَتْ، بَيْنَا أَنَا مَعَ النَّبِيِّ، صلى الله عليه وسلم مُضْطَجِعَةً فِي خَمِيصَةٍ إِذْ حِضْتُ، فَانْسَلَلْتُ فَأَخَذْتُ ثِيَابَ حِيضَتِي قَالَ " أَنُفِسْتِ ". قُلْتُ نَعَمْ. فَدَعَانِي فَاضْطَجَعْتُ مَعَهُ فِي الْخَمِيلَةِ.
Mekkî b. İbrahim bize tahdis etti, dedi ki: Hişam bize tahdis etti; Yahya b. Ebî Kesîr’den, Ebu Seleme’den, Ümmü Seleme’nin kızı Zeyneb’in ona tahdis ettiğinden, [o da] Ümmü Seleme’nin ona tahdis ettiğinden [naklen] dedi ki: “Ben Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraber hamîsa (siyah yünlü örtü) içinde uzanmışken ay hali (hayız) oldum. Sessizce yanından ayrılıp hayız elbiselerimi aldım. (Efendimiz s.a.v.): ‘Hayız mı oldun (nifas mı oldun)?’ diye sordu. Ben: ‘Evet.’ dedim. Bunun üzerine beni çağırdı, ben de onunla beraber hamîle (havlı örtü) içinde uzandım.”
299. Hadis
حَدَّثَنَا قَبِيصَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كُنْتُ أَغْتَسِلُ أَنَا وَالنَّبِيُّ، صلى الله عليه وسلم مِنْ إِنَاءٍ وَاحِدٍ، كِلاَنَا جُنُبٌ. وَكَانَ يَأْمُرُنِي فَأَتَّزِرُ، فَيُبَاشِرُنِي وَأَنَا حَائِضٌ. وَكَانَ يُخْرِجُ رَأْسَهُ إِلَىَّ وَهُوَ مُعْتَكِفٌ، فَأَغْسِلُهُ وَأَنَا حَائِضٌ.
Kabîsa bize tahdis etti, dedi ki: Süfyan bize tahdis etti; Mansur’dan, İbrahim’den, Esved’den, Aişe’den [naklen] dedi ki: “Ben ve Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, her ikimiz de cünüp olduğumuz halde tek bir kaptan guslederdik. Ben ay hali (hayız) iken bana (izar ile) örtünmemi emreder, sonra benimle mübaşeret (ten tene temas) ederdi. O itikafta iken başını bana doğru (dışarı) çıkarır, ben de ay hali olduğum halde onu yıkardım.”
302. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ خَلِيلٍ، قَالَ أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، قَالَ أَخْبَرَنَا أَبُو إِسْحَاقَ ـ هُوَ الشَّيْبَانِيُّ ـ عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الأَسْوَدِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَتْ إِحْدَانَا إِذَا كَانَتْ حَائِضًا، فَأَرَادَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ يُبَاشِرَهَا، أَمَرَهَا أَنْ تَتَّزِرَ فِي فَوْرِ حَيْضَتِهَا ثُمَّ يُبَاشِرُهَا. قَالَتْ وَأَيُّكُمْ يَمْلِكُ إِرْبَهُ كَمَا كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَمْلِكُ إِرْبَهُ. تَابَعَهُ خَالِدٌ وَجَرِيرٌ عَنِ الشَّيْبَانِيِّ.
İsmail b. Halil bize tahdis etti, dedi ki: Ali b. Müshir bize haber verdi, dedi ki: Ebu İshak —ki o Şeybânî’dir— bize haber verdi; Abdurrahman b. el-Esved’den, babasından, Aişe’den [naklen] dedi ki: “Bizden biri ay hali (hayız) iken Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onunla mübaşeret (ten tene temas) etmek istediğinde, hayzının en yoğun zamanında ona (izar ile) örtünmesini emreder, sonra onunla mübaşeret ederdi.” (Aişe devamla) dedi ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in kendi arzusuna (ihtiyacına) hakim olduğu gibi, hanginiz arzusuna hakim olabilir ki?” Bunu Halid ve Cerir de Şeybânî’den (rivayet ederek) takip etmişlerdir.
303. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو النُّعْمَانِ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ، قَالَ حَدَّثَنَا الشَّيْبَانِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ شَدَّادٍ، قَالَ سَمِعْتُ مَيْمُونَةَ، كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا أَرَادَ أَنْ يُبَاشِرَ امْرَأَةً مِنْ نِسَائِهِ أَمَرَهَا فَاتَّزَرَتْ وَهْىَ حَائِضٌ. وَرَوَاهُ سُفْيَانُ عَنِ الشَّيْبَانِيِّ.
Ebu Nu’man bize tahdis etti, dedi ki: Abdülvâhid bize tahdis etti, dedi ki: Şeybânî bize tahdis etti, dedi ki: Abdullah b. Şeddâd’dan, dedi ki: Meymune’yi (şöyle derken) işittim: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, hanımlarından biri ay hali (hayız) iken onunla mübaşeret (ten tene temas) etmek istediğinde, ona (izar ile) örtünmesini emrederdi.” Bunu Süfyan da Şeybânî’den rivayet etmiştir.
304. Hadis
حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي مَرْيَمَ، قَالَ أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي زَيْدٌ ـ هُوَ ابْنُ أَسْلَمَ ـ عَنْ عِيَاضِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ خَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي أَضْحًى ـ أَوْ فِطْرٍ ـ إِلَى الْمُصَلَّى، فَمَرَّ عَلَى النِّسَاءِ فَقَالَ " يَا مَعْشَرَ النِّسَاءِ تَصَدَّقْنَ، فَإِنِّي أُرِيتُكُنَّ أَكْثَرَ أَهْلِ النَّارِ ". فَقُلْنَ وَبِمَ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ " تُكْثِرْنَ اللَّعْنَ، وَتَكْفُرْنَ الْعَشِيرَ، مَا رَأَيْتُ مِنْ نَاقِصَاتِ عَقْلٍ وَدِينٍ أَذْهَبَ لِلُبِّ الرَّجُلِ الْحَازِمِ مِنْ إِحْدَاكُنَّ ". قُلْنَ وَمَا نُقْصَانُ دِينِنَا وَعَقْلِنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ " أَلَيْسَ شَهَادَةُ الْمَرْأَةِ مِثْلَ نِصْفِ شَهَادَةِ الرَّجُلِ ". قُلْنَ بَلَى. قَالَ " فَذَلِكَ مِنْ نُقْصَانِ عَقْلِهَا، أَلَيْسَ إِذَا حَاضَتْ لَمْ تُصَلِّ وَلَمْ تَصُمْ ". قُلْنَ بَلَى. قَالَ " فَذَلِكَ مِنْ نُقْصَانِ دِينِهَا ".
Said b. Ebî Meryem bize tahdis etti, dedi ki: Muhammed b. Ca’fer bize haber verdi, dedi ki: Zeyd —ki o İbn Eslem’dir— bana haber verdi; İyâz b. Abdullah’tan, Ebu Said el-Hudrî’den [naklen] dedi ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir Kurban —veya Ramazan— bayramında namazgaha çıktı. Kadınların yanından geçti ve: ‘Ey kadınlar topluluğu! Sadaka verin; zira bana cehennem ehlinin çoğunun sizler olduğu gösterildi.’ buyurdu. Onlar: ‘Neden ey Resûlullah?’ diye sordular. (Efendimiz): ‘Çünkü siz çokça lanet eder ve kocalarınıza (iyiliklerine) karşı nankörlük edersiniz. Akıl ve din yönünden eksik olanlardan hiçbirinin, aklı başında olan bir adamın aklını sizden daha fazla çeldiğini görmedim.’ buyurdu. Onlar: ‘Ey Resûlullah! Dinimizdeki ve aklımızdaki eksiklik nedir?’ diye sordular. (Resûlullah s.a.v.): ‘Kadının şahitliği erkeğin şahitliğinin yarısı değil mi?’ buyurdu. Onlar: ‘Evet.’ dediler. (Efendimiz): ‘İşte bu, aklının eksikliğindendir. (Kadın) ay hali (hayız) olduğunda namaz kılmaz ve oruç tutmaz değil mi?’ buyurdu. Onlar: ‘Evet.’ dediler. (Efendimiz): ‘İşte bu da dininin eksikliğindendir.’ buyurdu.”
305. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْقَاسِمِ، عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ خَرَجْنَا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم لاَ نَذْكُرُ إِلاَّ الْحَجَّ، فَلَمَّا جِئْنَا سَرِفَ طَمِثْتُ، فَدَخَلَ عَلَىَّ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَأَنَا أَبْكِي فَقَالَ {مَا يُبْكِيكِ}. قُلْتُ لَوَدِدْتُ وَاللَّهِ أَنِّي لَمْ أَحُجَّ الْعَامَ. قَالَ {لَعَلَّكِ نُفِسْتِ}. قُلْتُ نَعَمْ. قَالَ " فَإِنَّ ذَلِكَ شَىْءٌ كَتَبَهُ اللَّهُ عَلَى بَنَاتِ آدَمَ، فَافْعَلِي مَا يَفْعَلُ الْحَاجُّ، غَيْرَ أَنْ لاَ تَطُوفِي بِالْبَيْتِ حَتَّى تَطْهُرِي ".
Ebu Nuaym bize tahdis etti, dedi ki: Abdülaziz b. Ebî Seleme bize tahdis etti; Abdurrahman b. el-Kasım’dan, Kasım b. Muhammed’den, Aişe’den [naklen] dedi ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraber sadece haccı zikrederek (niyetlenerek) çıktık. Şerif’e vardığımızda ay hali (hayız) oldum. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ben ağlıyorken yanıma girdi ve: ‘Seni ağlatan nedir?’ diye sordu. Ben: ‘Vallahi bu yıl hacca niyetlenmemiş olmayı dilerdim.’ dedim. O: ‘Herhalde hayız (nifas) oldun?’ dedi. Ben: ‘Evet.’ dedim. (Efendimiz s.a.v.): ‘Şüphesiz bu, Allah’ın Adem’in kızları üzerine yazdığı (takdir ettiği) bir iştir. Temizleninceye kadar Beytullah’ı tavaf etmek dışında haccın yapacağı her şeyi yap.’ buyurdu.”
306. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، قَالَ أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّهَا قَالَتْ قَالَتْ فَاطِمَةُ بِنْتُ أَبِي حُبَيْشٍ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي لاَ أَطْهُرُ، أَفَأَدَعُ الصَّلاَةَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّمَا ذَلِكِ عِرْقٌ وَلَيْسَ بِالْحَيْضَةِ، فَإِذَا أَقْبَلَتِ الْحَيْضَةُ فَاتْرُكِي الصَّلاَةَ، فَإِذَا ذَهَبَ قَدْرُهَا فَاغْسِلِي عَنْكِ الدَّمَ وَصَلِّي ".
Abdullah b. Yusuf bize tahdis etti, dedi ki: Malik bize haber verdi; Hişam b. Urve’den, babasından, Aişe’den [naklen] dedi ki: “Ebu Hubeyş’in kızı Fatıma Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e: ‘Ey Resûlullah! Ben (kirlenince) temizlenemiyorum; namazı terk edeyim mi?’ diye sordu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: ‘O (kanama) ancak bir damardan (gelen kandır) ve ay hali (hayız) değildir. Ay halin geldiğinde namazı terk et, o (hayız) süresi geçince de kanı kendinden yıka ve namaz kıl.’ buyurdu.”
307. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، قَالَ أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ فَاطِمَةَ بِنْتِ الْمُنْذِرِ، عَنْ أَسْمَاءَ بِنْتِ أَبِي بَكْرٍ، أَنَّهَا قَالَتْ سَأَلَتِ امْرَأَةٌ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ، أَرَأَيْتَ إِحْدَانَا إِذَا أَصَابَ ثَوْبَهَا الدَّمُ مِنَ الْحَيْضَةِ، كَيْفَ تَصْنَعُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا أَصَابَ ثَوْبَ إِحْدَاكُنَّ الدَّمُ مِنَ الْحَيْضَةِ، فَلْتَقْرُصْهُ ثُمَّ لِتَنْضَحْهُ بِمَاءٍ، ثُمَّ لِتُصَلِّي فِيهِ ".
Abdullah b. Yusuf bize tahdis etti, dedi ki: Malik bize haber verdi; Hişam’dan, Fatıma bint el-Münzir’den, Ebu Bekir’in kızı Esma’dan [naklen] dedi ki: “Bir kadın Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e: ‘Ey Resûlullah! Birimizin elbisesine ay hali kanı isabet ettiğinde ne yapması gerektiğini bana söyle (ne dersin)?’ diye sordu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: ‘Herhangi birinizin elbisesine ay hali (hayız) kanı isabet ederse, onu (parmak uçlarıyla/tırnağıyla) kazısın, sonra üzerine su dökerek (çitileyip) yıkasın, sonra da o (elbise) içinde namaz kılsın.’ buyurdu.”
308. Hadis
حَدَّثَنَا أَصْبَغُ، قَالَ أَخْبَرَنِي ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ الْحَارِثِ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْقَاسِمِ، حَدَّثَهُ عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَتْ إِحْدَانَا تَحِيضُ، ثُمَّ تَقْتَرِصُ الدَّمَ مِنْ ثَوْبِهَا عِنْدَ طُهْرِهَا فَتَغْسِلُهُ، وَتَنْضَحُ عَلَى سَائِرِهِ، ثُمَّ تُصَلِّي فِيهِ.
Asbağ bize tahdis etti, dedi ki: İbn Vehb bana haber verdi, dedi ki: Amr b. el-Hâris bana haber verdi; Abdurrahman b. el-Kasım’dan, o babasından, Aişe’den [naklen] dedi ki: “Bizden biri ay hali (hayız) olurdu. Sonra temizlendiğinde elbisesinden kanı (tırnağıyla) kazır ve onu yıkardı. (Elbisenin) diğer kısımlarına da su serper (yıkar), sonra onun içinde namaz kılardı.”
309. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ خَالِدٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم اعْتَكَفَ مَعَهُ بَعْضُ نِسَائِهِ وَهْىَ مُسْتَحَاضَةٌ تَرَى الدَّمَ، فَرُبَّمَا وَضَعَتِ الطَّسْتَ تَحْتَهَا مِنَ الدَّمِ. وَزَعَمَ أَنَّ عَائِشَةَ رَأَتْ مَاءَ الْعُصْفُرِ فَقَالَتْ كَأَنَّ هَذَا شَىْءٌ كَانَتْ فُلاَنَةُ تَجِدُهُ.
İshak bize tahdis etti, dedi ki: Halid b. Abdullah bize tahdis etti; Halid’den, İkrime’den, Aişe’den [naklen] ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraber eşlerinden biri, müstahâda (istihaza olan) ve kan görüp durduğu halde itikafa girdi. Hatta bazen kandan dolayı altına bir leğen koyardı.” (Ravi Halid) iddia etti ki Aişe (bir defasında) aspir bitkisi (sarı-kırmızı renkli) suyunu gördü ve: “Sanki bu, falan hanımın gördüğü (akıntı) gibi bir şeydir.” dedi.
310. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، عَنْ خَالِدٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتِ اعْتَكَفَتْ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم امْرَأَةٌ مِنْ أَزْوَاجِهِ، فَكَانَتْ تَرَى الدَّمَ وَالصُّفْرَةَ، وَالطَّسْتُ تَحْتَهَا وَهْىَ تُصَلِّي.
Kuteybe bize tahdis etti, dedi ki: Yezid b. Zürey’ bize tahdis etti; Halid’den, İkrime’den, Aişe’den [naklen] dedi ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraber hanımlarından biri itikafa girdi. (Bu hanım) kan ve sarılık (akıntı) görüyordu; o namaz kılarken altındaki leğen (leğende kan birikirdi) dururdu.”
311. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا مُعْتَمِرٌ، عَنْ خَالِدٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ بَعْضَ، أُمَّهَاتِ الْمُؤْمِنِينَ اعْتَكَفَتْ وَهْىَ مُسْتَحَاضَةٌ.
Müsedded bize tahdis etti, dedi ki: Mu’temir bize tahdis etti; Halid’den, İkrime’den, Aişe’den [naklen] ki: “Müminlerin annelerinden biri, müstahâda (istihaza olan) olduğu halde itikafa girdi.”
312. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي نَجِيحٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ، قَالَ قَالَتْ عَائِشَةُ مَا كَانَ لإِحْدَانَا إِلاَّ ثَوْبٌ وَاحِدٌ تَحِيضُ فِيهِ، فَإِذَا أَصَابَهُ شَىْءٌ مِنْ دَمٍ، قَالَتْ بِرِيقِهَا فَقَصَعَتْهُ بِظُفْرِهَا.
Ebu Nuaym bize tahdis etti, dedi ki: İbrahim b. Nâfi bize tahdis etti; İbn Ebî Necîh’ten, Mücahid’den [naklen] dedi ki: Aişe (şöyle) dedi: “Bizden birimizin içinde ay hali (hayız) olduğu tek bir elbisesinden başka bir şeyi yoktu. Şayet ona (elbisesine) kandan bir şey isabet ederse, onu tükürüğüyle (ıslatır) ve tırnağıyla (kazıyıp) ufalayarak giderirdi.”
313. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الْوَهَّابِ، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ حَفْصَةَ ـ قَالَ أَبُو عَبْدِ اللَّهِ أَوْ هِشَامِ بْنِ حَسَّانَ عَنْ حَفْصَةَ، عَنْ أُمِّ عَطِيَّةَ ـ قَالَتْ كُنَّا نُنْهَى أَنْ نُحِدَّ عَلَى مَيِّتٍ فَوْقَ ثَلاَثٍ، إِلاَّ عَلَى زَوْجٍ أَرْبَعَةَ أَشْهُرٍ وَعَشْرًا، وَلاَ نَكْتَحِلَ وَلاَ نَتَطَيَّبَ وَلاَ نَلْبَسَ ثَوْبًا مَصْبُوغًا إِلاَّ ثَوْبَ عَصْبٍ، وَقَدْ رُخِّصَ لَنَا عِنْدَ الطُّهْرِ إِذَا اغْتَسَلَتْ إِحْدَانَا مِنْ مَحِيضِهَا فِي نُبْذَةٍ مِنْ كُسْتِ أَظْفَارٍ، وَكُنَّا نُنْهَى عَنِ اتِّبَاعِ الْجَنَائِزِ. قَالَ رَوَاهُ هِشَامُ بْنُ حَسَّانَ عَنْ حَفْصَةَ عَنْ أُمِّ عَطِيَّةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم.
Abdullah b. Abdülvehhâb bize tahdis etti, dedi ki: Hammâd b. Zeyd bize tahdis etti; Eyyub’dan, Hafsa’dan [naklen]. —Ebu Abdullah (Buhari) veya Hişam b. Hassân, Hafsa’dan, o da Ümmü Atiyye’den (şöyle rivayet etmiştir)— dedi ki: “Bize bir ölü için üç günden fazla yas tutmamız yasaklanırdı; ancak koca için dört ay on gün (yas tutulurdu). (Bu sürede) gözlerimize sürme çekmez, güzel koku sürünmez ve asb (Yemen’e özgü bir kumaş) elbise dışında boyalı elbise giymezdik. Birimiz ay halinden (hayız) dolayı guslettiği vakit, temizlendiğinde bir miktar kust-ı azfâr (bir çeşit tütsü/koku) kullanmamıza izin verilmişti. Bir de cenazeleri takip etmemiz (cenaze namazına/defnine katılmamız) yasaklanmıştı.” (Ravi) dedi ki: Bunu Hişam b. Hassân, Hafsa’dan, o Ümmü Atiyye’den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den rivayet etmiştir.
314. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ مَنْصُورِ ابْنِ صَفِيَّةَ، عَنْ أُمِّهِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ امْرَأَةً، سَأَلَتِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم عَنْ غُسْلِهَا مِنَ الْمَحِيضِ، فَأَمَرَهَا كَيْفَ تَغْتَسِلُ قَالَ " خُذِي فِرْصَةً مِنْ مِسْكٍ فَتَطَهَّرِي بِهَا ". قَالَتْ كَيْفَ أَتَطَهَّرُ قَالَ " تَطَهَّرِي بِهَا ". قَالَتْ كَيْفَ قَالَ " سُبْحَانَ اللَّهِ تَطَهَّرِي ". فَاجْتَبَذْتُهَا إِلَىَّ فَقُلْتُ تَتَبَّعِي بِهَا أَثَرَ الدَّمِ.
Yahya bize tahdis etti, dedi ki: İbn Uyeyne bize tahdis etti; Mansur b. Safiyye’den, o annesinden, Aişe’den [naklen] ki: “Bir kadın Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e ay halinden (hayızdan) sonraki guslü hakkında sordu. O da ona nasıl gusledeceğini emredip: ‘Misk sürülmüş bir parça (yün/pamuk) al ve onunla temizlen.’ buyurdu. Kadın: ‘Onunla nasıl temizleneceğim?’ dedi. O: ‘Onunla temizlen işte!’ buyurdu. Kadın: ‘Nasıl (temizleneceğim)?’ diye (tekrar) sorunca, (Efendimiz): ‘Sübhânallah! Temizlen (işte)!’ buyurdu. Bunun üzerine ben onu kendime doğru çekip: ‘Onu kanın izlerine (geldiği yere) sür.’ dedim.”
315. Hadis
حَدَّثَنَا مُسْلِمٌ، قَالَ حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، حَدَّثَنَا مَنْصُورٌ، عَنْ أُمِّهِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ امْرَأَةً، مِنَ الأَنْصَارِ قَالَتْ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم كَيْفَ أَغْتَسِلُ مِنَ الْمَحِيضِ قَالَ " خُذِي فِرْصَةً مُمَسَّكَةً، فَتَوَضَّئِي ثَلاَثًا ". ثُمَّ إِنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم اسْتَحْيَا فَأَعْرَضَ بِوَجْهِهِ أَوْ قَالَ " تَوَضَّئِي بِهَا " فَأَخَذْتُهَا فَجَذَبْتُهَا فَأَخْبَرْتُهَا بِمَا يُرِيدُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم.
Müslim bize tahdis etti, dedi ki: Vuheyb bize tahdis etti, Mansur bize tahdis etti; annesinden, Aişe’den [naklen] ki: “Ensar’dan bir kadın Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e: ‘Ay halinden (hayızdan) nasıl gusledeceğim?’ diye sordu. O: ‘Misk sürülmüş bir parça (yün/pamuk) al ve (onunla) üç defa temizlen.’ buyurdu. Sonra Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem (daha fazla açıklamaktan) haya edip yüzünü çevirdi —veya ‘onunla temizlen’ dedi—. Bunun üzerine ben onu (kadını) tutup kendime çektim ve ona Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in ne kasteddiğini (nasıl yapacağını) anlattım.”
316. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ، حَدَّثَنَا ابْنُ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، أَنَّ عَائِشَةَ، قَالَتْ أَهْلَلْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي حَجَّةِ الْوَدَاعِ، فَكُنْتُ مِمَّنْ تَمَتَّعَ، وَلَمْ يَسُقِ الْهَدْىَ، فَزَعَمَتْ أَنَّهَا حَاضَتْ، وَلَمْ تَطْهُرْ حَتَّى دَخَلَتْ لَيْلَةُ عَرَفَةَ فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ، هَذِهِ لَيْلَةُ عَرَفَةَ، وَإِنَّمَا كُنْتُ تَمَتَّعْتُ بِعُمْرَةٍ. فَقَالَ لَهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " انْقُضِي رَأْسَكِ، وَامْتَشِطِي، وَأَمْسِكِي عَنْ عُمْرَتِكِ ". فَفَعَلْتُ، فَلَمَّا قَضَيْتُ الْحَجَّ أَمَرَ عَبْدَ الرَّحْمَنِ لَيْلَةَ الْحَصْبَةِ فَأَعْمَرَنِي مِنَ التَّنْعِيمِ مَكَانَ عُمْرَتِي الَّتِي نَسَكْتُ.
Musa b. İsmail bize tahdis etti, İbrahim bize tahdis etti, İbn Şihâb bize tahdis etti; Urve’den, Aişe’den [naklen] dedi ki: “Veda Haccı’nda Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraber (ihrama girip) telbiye getirdim. Ben temettu’ haccı yapan ve yanına kurbanlık (hady) almayanlardandım.” (Aişe devamla) ay hali (hayız) olduğunu ve Arefe gecesine kadar temizlenemediğini bildirerek şöyle dedi: “Ey Resûlullah! Bu Arefe gecesidir ve ben sadece umre için temettu’ yapmıştım (ihrama girmiştim).” Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona: “Saçını çöz, tara ve umreni (şimdilik) bırak (hacca niyet et).” buyurdu. Ben de öyle yaptım. Haccı tamamladığımda, (Efendimiz) Hasbe gecesinde Abdurrahman’a emretti de o beni Ten’im’den başlatarak (eda edemediğim) umrem yerine umre yaptırdı.”
317. Hadis
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ خَرَجْنَا مُوَافِينَ لِهِلاَلِ ذِي الْحِجَّةِ، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ أَحَبَّ أَنْ يُهِلَّ بِعُمْرَةٍ فَلْيُهْلِلْ، فَإِنِّي لَوْلاَ أَنِّي أَهْدَيْتُ لأَهْلَلْتُ بِعُمْرَةٍ ". فَأَهَلَّ بَعْضُهُمْ بِعُمْرَةٍ، وَأَهَلَّ بَعْضُهُمْ بِحَجٍّ، وَكُنْتُ أَنَا مِمَّنْ أَهَلَّ بِعُمْرَةٍ، فَأَدْرَكَنِي يَوْمُ عَرَفَةَ وَأَنَا حَائِضٌ، فَشَكَوْتُ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " دَعِي عُمْرَتَكِ، وَانْقُضِي رَأْسَكِ وَامْتَشِطِي، وَأَهِلِّي بِحَجٍّ ". فَفَعَلْتُ حَتَّى إِذَا كَانَ لَيْلَةُ الْحَصْبَةِ أَرْسَلَ مَعِي أَخِي عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ أَبِي بَكْرٍ، فَخَرَجْتُ إِلَى التَّنْعِيمِ، فَأَهْلَلْتُ بِعُمْرَةٍ مَكَانَ عُمْرَتِي. قَالَ هِشَامٌ وَلَمْ يَكُنْ فِي شَىْءٍ مِنْ ذَلِكَ هَدْىٌ وَلاَ صَوْمٌ وَلاَ صَدَقَةٌ.
Ubeyd b. İsmail bize tahdis etti, dedi ki: Ebu Üsâme bize tahdis etti; Hişam’dan, babasından, Aişe’den [naklen] dedi ki: “Zilhicce hilaline denk gelecek şekilde (Medine’den) çıktık. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: ‘Kim umre için (ihrama girip) telbiye getirmek isterse getirsin. Şayet ben yanımda kurbanlığımı (hady) getirmemiş olsaydım, mutlaka umre için telbiye getirirdim.’ buyurdu. Bunun üzerine bazıları umre için, bazıları da hac için telbiye getirdi. Ben de umre için telbiye getirenlerdendim. Arefe günü geldiğinde ben ay hali (hayız) idim. Durumu Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e şikayet ettim. (Efendimiz): ‘Umreni (şimdilik) bırak; saçını çöz ve tara, (sonra da) hac için telbiye getir.’ buyurdu. Hasbe gecesi oluncaya kadar (denileni) yaptım. (O gece) yanıma kardeşim Abdurrahman b. Ebî Bekir’i gönderdi; ben de Ten’im’e çıktım ve (eda edemediğim) umrem yerine umre için telbiye getirdim.” Hişam dedi ki: “Bunların hiçbirinde ne kurbanlık (hady), ne oruç, ne de sadaka (gerekmişti).”
318. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّ اللَّهَ ـ عَزَّ وَجَلَّ ـ وَكَّلَ بِالرَّحِمِ مَلَكًا يَقُولُ يَا رَبِّ نُطْفَةٌ، يَا رَبِّ عَلَقَةٌ، يَا رَبِّ مُضْغَةٌ. فَإِذَا أَرَادَ أَنْ يَقْضِيَ خَلْقَهُ قَالَ أَذَكَرٌ أَمْ أُنْثَى شَقِيٌّ أَمْ سَعِيدٌ فَمَا الرِّزْقُ وَالأَجَلُ فَيُكْتَبُ فِي بَطْنِ أُمِّهِ ".
Müsedded bize tahdis etti, dedi ki: Hammâd bize tahdis etti; Ubeydullah b. Ebî Bekir’den, Enes b. Malik’ten, [o da] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklen] buyurdu ki: “Şüphesiz Allah Azze ve Celle rahme bir melek görevlendirmiştir. O (melek) der ki: ‘Ey Rabbim! (Şu an) nutfedir. Ey Rabbim! (Şimdi) alakadır (embryodur). Ey Rabbim! (Şimdi) mudgadır (bir çiğnem et parçasıdır).’ Allah onun yaratılışını tamamlamayı dileyince (melek): ‘Erkek mi yoksa dişi mi? Şakî (bedbaht) mi yoksa saîd (mesut) mi? Rızkı ve eceli nedir?’ diye sorar. Böylece (bunlar) annesinin karnındayken yazılır.”
319. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ خَرَجْنَا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي حَجَّةِ الْوَدَاعِ، فَمِنَّا مَنْ أَهَلَّ بِعُمْرَةٍ، وَمِنَّا مَنْ أَهَلَّ بِحَجٍّ، فَقَدِمْنَا مَكَّةَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ أَحْرَمَ بِعُمْرَةٍ وَلَمْ يُهْدِ فَلْيُحْلِلْ، وَمَنْ أَحْرَمَ بِعُمْرَةٍ وَأَهْدَى فَلاَ يَحِلُّ حَتَّى يَحِلَّ بِنَحْرِ هَدْيِهِ، وَمَنْ أَهَلَّ بِحَجٍّ فَلْيُتِمَّ حَجَّهُ ". قَالَتْ فَحِضْتُ فَلَمْ أَزَلْ حَائِضًا حَتَّى كَانَ يَوْمُ عَرَفَةَ، وَلَمْ أُهْلِلْ إِلاَّ بِعُمْرَةٍ، فَأَمَرَنِي النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنْ أَنْقُضَ رَأْسِي وَأَمْتَشِطَ، وَأُهِلَّ بِحَجٍّ، وَأَتْرُكَ الْعُمْرَةَ، فَفَعَلْتُ ذَلِكَ حَتَّى قَضَيْتُ حَجِّي، فَبَعَثَ مَعِي عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ أَبِي بَكْرٍ، وَأَمَرَنِي أَنْ أَعْتَمِرَ مَكَانَ عُمْرَتِي مِنَ التَّنْعِيمِ.
Yahya b. Bukeyr bize tahdis etti, dedi ki: Leys bize tahdis etti; Ukayl’den, İbn Şihâb’dan, Urve’den, Aişe’den [naklen] dedi ki: “Veda Haccı’nda Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraber (yola) çıktık. Kimimiz umre için, kimimiz de hac için telbiye getirmişti. Mekke’ye vardığımızda Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: ‘Kim umre için ihrama girip de yanına kurbanlık (hady) almamışsa ihramdan çıksın. Kim umre için ihrama girip kurbanlık getirmişse, kurbanını kesinceye kadar ihramdan çıkmasın. Kim de hac için telbiye getirmişse haccını tamamlasın.’ buyurdu.” (Aişe devamla) dedi ki: “Ben ay hali (hayız) oldum ve Arefe gününe kadar da ay halim devam etti. Ben sadece umre için telbiye getirmiştim. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bana saçımı çözmemi ve taramamı, hac için telbiye getirip umreyi (şimdilik) bırakmamı emretti. Ben de haccımı tamamlayıncaya kadar denileni yaptım. Sonra benimle beraber Abdurrahman b. Ebî Bekir’i gönderdi ve (eda edemediğim) umrem yerine Ten’im’den (başlayarak) umre yapmamı emretti.”
320. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ فَاطِمَةَ بِنْتَ أَبِي حُبَيْشٍ، كَانَتْ تُسْتَحَاضُ فَسَأَلَتِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " ذَلِكِ عِرْقٌ، وَلَيْسَتْ بِالْحَيْضَةِ، فَإِذَا أَقْبَلَتِ الْحَيْضَةُ فَدَعِي الصَّلاَةَ، وَإِذَا أَدْبَرَتْ فَاغْتَسِلِي وَصَلِّي ".
Abdullah b. Muhammed bize tahdis etti, dedi ki: Süfyan bize tahdis etti; Hişam’dan, babasından, Aişe’den [naklen] ki: “Ebu Hubeyş’in kızı Fatıma müstahâda idi (istihaza kanı görüyordu). Durumu Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e sordu. (Efendimiz): ‘O (kanama) ancak bir damardan (gelen kandır) ve ay hali (hayız) değildir. Ay halin geldiğinde namazı bırak, (vakti) geçip bittiğinde ise guslet ve namaz kıl.’ buyurdu.”
321. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، قَالَ حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، قَالَ حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، قَالَ حَدَّثَتْنِي مُعَاذَةُ، أَنَّ امْرَأَةً، قَالَتْ لِعَائِشَةَ أَتَجْزِي إِحْدَانَا صَلاَتَهَا إِذَا طَهُرَتْ فَقَالَتْ أَحَرُورِيَّةٌ أَنْتِ كُنَّا نَحِيضُ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَلاَ يَأْمُرُنَا بِهِ. أَوْ قَالَتْ فَلاَ نَفْعَلُهُ.
Musa b. İsmail bize tahdis etti, dedi ki: Hemmâm bize tahdis etti, dedi ki: Katâde bize tahdis etti, dedi ki: Muâze bana (şöyle) tahdis etti: Bir kadın Aişe’ye: “Birimiz temizlendiğinde (ay halindeyken kılamadığı) namazını kaza eder mi?” diye sordu. Aişe ona: “Sen Harûrî (Harici) misin? Biz Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in zamanında ay hali (hayız) olurduk da o bize bunu (namazı kaza etmemizi) emretmezdi.” —veya ‘bunu yapmazdık’— dedi.
322. Hadis
حَدَّثَنَا سَعْدُ بْنُ حَفْصٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شَيْبَانُ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ زَيْنَبَ ابْنَةِ أَبِي سَلَمَةَ، حَدَّثَتْهُ أَنَّ أُمَّ سَلَمَةَ قَالَتْ حِضْتُ وَأَنَا مَعَ النَّبِيِّ، صلى الله عليه وسلم فِي الْخَمِيلَةِ، فَانْسَلَلْتُ فَخَرَجْتُ مِنْهَا، فَأَخَذْتُ ثِيَابَ حِيضَتِي فَلَبِسْتُهَا، فَقَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَنُفِسْتِ ". قُلْتُ نَعَمْ، فَدَعَانِي فَأَدْخَلَنِي مَعَهُ فِي الْخَمِيلَةِ. قَالَتْ وَحَدَّثَتْنِي أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُقَبِّلُهَا وَهُوَ صَائِمٌ، وَكُنْتُ أَغْتَسِلُ أَنَا وَالنَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم مِنْ إِنَاءٍ وَاحِدٍ مِنَ الْجَنَابَةِ.
Sa’d b. Hafs bize tahdis etti, dedi ki: Şeybân bize tahdis etti; Yahya’dan, Ebu Seleme’den, Ebu Seleme’nin kızı Zeyneb’den [naklen] dedi ki: Ümmü Seleme (şöyle) tahdis etti: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraber hamîle (havlı örtü) altındayken ay hali (hayız) oldum. Sessizce süzülüp dışarı çıktım; hayız elbiselerimi alıp giyindim. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bana: ‘Hayız mı oldun?’ diye sordu. Ben: ‘Evet.’ dedim. Bunun üzerine beni çağırdı ve beni kendisiyle beraber örtünün altına aldı.” (Zeyneb devamla) dedi ki: “(Ümmü Seleme) bana Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in oruçluyken kendisini öptüğünü, ayrıca her ikisinin de cünüp olduklarında (aynı) bir kaptan beraberce guslettiklerini haber verdi.”
323. Hadis
حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ فَضَالَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ زَيْنَبَ ابْنَةِ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، قَالَتْ بَيْنَا أَنَا مَعَ النَّبِيِّ، صلى الله عليه وسلم مُضْطَجِعَةً فِي خَمِيلَةٍ حِضْتُ، فَانْسَلَلْتُ فَأَخَذْتُ ثِيَابَ حِيضَتِي فَقَالَ " أَنُفِسْتِ ". فَقُلْتُ نَعَمْ. فَدَعَانِي فَاضْطَجَعْتُ مَعَهُ فِي الْخَمِيلَةِ.
Muaz b. Fedâle bize tahdis etti, dedi ki: Hişam bize tahdis etti; Yahya’dan, Ebu Seleme’den, Zeyneb bint Ebî Seleme’den, Ümmü Seleme’den [naklen] dedi ki: “Ben Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraber hamîle (havlı örtü) altındayken ay hali (hayız) oldum. Sessizce süzülüp hayız elbiselerimi aldım. (Efendimiz): ‘Hayız mı oldun?’ diye sordu. Ben: ‘Evet.’ dedim. Bunun üzerine beni çağırdı, ben de onunla beraber hamîle (örtü) altına uzandım.”
324. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ ـ هُوَ ابْنُ سَلاَمٍ ـ قَالَ أَخْبَرَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ حَفْصَةَ، قَالَتْ كُنَّا نَمْنَعُ عَوَاتِقَنَا أَنْ يَخْرُجْنَ فِي الْعِيدَيْنِ، فَقَدِمَتِ امْرَأَةٌ فَنَزَلَتْ قَصْرَ بَنِي خَلَفٍ، فَحَدَّثَتْ عَنْ أُخْتِهَا، وَكَانَ زَوْجُ أُخْتِهَا غَزَا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ثِنْتَىْ عَشَرَةَ، وَكَانَتْ أُخْتِي مَعَهُ فِي سِتٍّ. قَالَتْ كُنَّا نُدَاوِي الْكَلْمَى، وَنَقُومُ عَلَى الْمَرْضَى، فَسَأَلَتْ أُخْتِي النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَعَلَى إِحْدَانَا بَأْسٌ إِذَا لَمْ يَكُنْ لَهَا جِلْبَابٌ أَنْ لاَ تَخْرُجَ قَالَ " لِتُلْبِسْهَا صَاحِبَتُهَا مِنْ جِلْبَابِهَا، وَلْتَشْهَدِ الْخَيْرَ وَدَعْوَةَ الْمُسْلِمِينَ ". فَلَمَّا قَدِمَتْ أُمُّ عَطِيَّةَ سَأَلْتُهَا أَسَمِعْتِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَتْ بِأَبِي نَعَمْ ـ وَكَانَتْ لاَ تَذْكُرُهُ إِلاَّ قَالَتْ بِأَبِي ـ سَمِعْتُهُ يَقُولُ " يَخْرُجُ الْعَوَاتِقُ وَذَوَاتُ الْخُدُورِ، أَوِ الْعَوَاتِقُ ذَوَاتُ الْخُدُورِ وَالْحُيَّضُ، وَلْيَشْهَدْنَ الْخَيْرَ وَدَعْوَةَ الْمُؤْمِنِينَ، وَيَعْتَزِلُ الْحُيَّضُ الْمُصَلَّى ". قَالَتْ حَفْصَةُ فَقُلْتُ الْحُيَّضُ فَقَالَتْ أَلَيْسَ تَشْهَدُ عَرَفَةَ وَكَذَا وَكَذَا
Muhammed —ki o İbn Selâm’dır— bize tahdis etti, dedi ki: Abdülvehhâb bize haber verdi; Eyyub’dan, Hafsa’dan [naklen] dedi ki: “Biz (ergenlik çağındaki) genç kızlarımızın iki bayramda dışarı çıkmalarına engel olurduk. Derken bir kadın gelip Benî Halef’in köşküne yerleşti. (Bu kadın) kız kardeşinden (şöyle) rivayet etti: Kız kardeşinin kocası, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraber on iki gazveye katılmış, kız kardeşim de bunlardan altısında onunla beraber bulunmuştu. (Kız kardeşim) dedi ki: ‘(Gazvelerde) yaralıları tedavi eder, hastalara bakardık.’ Kız kardeşim Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e: ‘Birimizin cilbabı (dış örtüsü) yoksa (bayram namazına) çıkmamasında bir sakınca var mıdır?’ diye sordu. (Efendimiz): ‘Arkadaşı kendi cilbabından ona giydirsin; o da hayra ve Müslümanların dualarına şahitlik etsin.’ buyurdu.” (Hafsa) dedi ki: “Ümmü Atiyye geldiğinde ona: ‘Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den (bunu bizzat) işittin mi?’ diye sordum. O: ‘Babam ona feda olsun, evet!’ —ki (Ümmü Atiyye) Efendimiz’den ne zaman bahsetse mutlaka ‘babam ona feda olsun’ derdi— ‘Onun şöyle buyurduğunu işittim: Genç kızlar, perde arkasındaki (evden çıkmayan) kadınlar —veya perde arkasındaki genç kızlar— ve ay hali (hayız) olanlar dışarı çıksınlar; hayra ve müminlerin dualarına şahit olsunlar. Ancak hayız olanlar namazgâhtan uzak dursunlar (namaza iştirak etmesinler).’” Hafsa: “Ay hali olanlar da mı?” diye sordum. (Ümmü Atiyye): “Onlar Arefe’de ve şurada burada (haccın diğer menasikinde) hazır bulunmuyorlar mı?” dedi.
325. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ أَبِي رَجَاءٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، قَالَ سَمِعْتُ هِشَامَ بْنَ عُرْوَةَ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبِي، عَنْ عَائِشَةَ،. أَنَّ فَاطِمَةَ بِنْتَ أَبِي حُبَيْشٍ، سَأَلَتِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَتْ إِنِّي أُسْتَحَاضُ فَلاَ أَطْهُرُ، أَفَأَدَعُ الصَّلاَةَ فَقَالَ " لاَ، إِنَّ ذَلِكِ عِرْقٌ، وَلَكِنْ دَعِي الصَّلاَةَ قَدْرَ الأَيَّامِ الَّتِي كُنْتِ تَحِيضِينَ فِيهَا، ثُمَّ اغْتَسِلِي وَصَلِّي ".
Ahmed b. Ebî Recâ bize tahdis etti, dedi ki: Ebu Üsâme bize tahdis etti, dedi ki: Hişam b. Urve’yi işittim, dedi ki: Babam bana Aişe’den [naklen] haber verdi ki: Ebu Hubeyş’in kızı Fatıma, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e: ‘Ben müstahâda oluyorum ve (kirlenince) temizlenemiyorum. Namazı terk edeyim mi?’ diye sordu. (Efendimiz): ‘Hayır, çünkü o ancak bir damardan (gelen kandır). Lakin (normalde) ay hali (hayız) olduğun günler miktarında namazı bırak, sonra guslet ve namaz kıl.’ buyurdu.”
326. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ مُحَمَّدٍ، عَنْ أُمِّ عَطِيَّةَ، قَالَتْ كُنَّا لاَ نَعُدُّ الْكُدْرَةَ وَالصُّفْرَةَ شَيْئًا.
Kuteybe b. Said bize tahdis etti, dedi ki: İsmail bize tahdis etti; Eyyub’dan, Muhammed’den, Ümmü Atiyye’den [naklen] dedi ki: “Biz (ay hali dışındaki günlerde gelen) bulanık (kudra) ve sarı (sufra) akıntıları bir şeyden (hayızdan) saymazdık.”
327. Hadis
حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْمُنْذِرِ، قَالَ حَدَّثَنَا مَعْنٌ، قَالَ حَدَّثَنِي ابْنُ أَبِي ذِئْبٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، وَعَنْ عَمْرَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّ أُمَّ حَبِيبَةَ اسْتُحِيضَتْ سَبْعَ سِنِينَ، فَسَأَلَتْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ ذَلِكَ، فَأَمَرَهَا أَنْ تَغْتَسِلَ فَقَالَ " هَذَا عِرْقٌ ". فَكَانَتْ تَغْتَسِلُ لِكُلِّ صَلاَةٍ.
İbrahim b. el-Münzir bize tahdis etti, dedi ki: Ma’n bize tahdis etti, dedi ki: İbn Ebî Zi’b bana tahdis etti; İbn Şihâb’dan, Urve’den ve Amre’den, [onlar da] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in eşi Aişe’den [naklen] dedi ki: “Ümmü Habîbe yedi yıl boyunca müstahâda oldu (istihaza kanı gördü). Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e sordu. (Efendimiz) ona gusletmesini emredip: ‘Bu ancak bir damardır (gelen kandır).’ buyurdu. (Ümmü Habîbe) her namaz için guslederdi.”
328. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي بَكْرِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ حَزْمٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَمْرَةَ بِنْتِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عَائِشَةَ، زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهَا قَالَتْ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِنَّ صَفِيَّةَ بِنْتَ حُيَىٍّ قَدْ حَاضَتْ. قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لَعَلَّهَا تَحْبِسُنَا، أَلَمْ تَكُنْ طَافَتْ مَعَكُنَّ ". فَقَالُوا بَلَى. قَالَ " فَاخْرُجِي ".
Abdullah b. Yusuf bize tahdis etti, Malik bize haber verdi; Abdullah b. Ebî Bekir b. Muhammed b. Amr b. Hazm’dan, o babasından, Amre bint Abdurrahman’dan, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in eşi Aişe’den [naklen] dedi ki: Aişe, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e: “Ey Resûlullah! Safiyye bint Huyay ay hali (hayız) oldu.” dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Herhalde o bizi (Mekke’den çıkmaktan) alıkoyacak; o sizinle beraber (İfade) tavafını yapmamış mıydı?” buyurdu. Yanındakiler: “Evet (yapmıştı).” dediler. (Efendimiz): “Öyleyse çıkabilirsin (yola çıkabiliriz).” buyurdu.
329. Hadis
حَدَّثَنَا مُعَلَّى بْنُ أَسَدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ طَاوُسٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ رُخِّصَ لِلْحَائِضِ أَنْ تَنْفِرَ، إِذَا حَاضَتْ. وَكَانَ ابْنُ عُمَرَ يَقُولُ فِي أَوَّلِ أَمْرِهِ إِنَّهَا لاَ تَنْفِرُ. ثُمَّ سَمِعْتُهُ يَقُولُ تَنْفِرُ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم رَخَّصَ لَهُنَّ.
Muallâ b. Esed bize tahdis etti, dedi ki: Vuheyb bize tahdis etti; Abdullah b. Tâvus’tan, o babasından, İbn Abbas’tan [naklen] dedi ki: “Ay hali (hayız) olan kadının, hayız olduğu takdirde (Veda tavafını yapmadan Mekke’den) ayrılmasına (nefer) izin verilmişti. İbn Ömer (bu konuda) başlangıçta kadının ayrılmamasını söylüyordu. Sonra onun: ‘Ayrılabilir; çünkü Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onlara (kadınlara bu konuda) ruhsat vermiştir.’ buyurduğunu işittim.”
331. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، عَنْ زُهَيْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " إِذَا أَقْبَلَتِ الْحَيْضَةُ فَدَعِي الصَّلاَةَ، وَإِذَا أَدْبَرَتْ فَاغْسِلِي عَنْكِ الدَّمَ وَصَلِّي ".
Ahmed b. Yunus bize tahdis etti, Züheyr’den [naklen], dedi ki: Hişam bize tahdis etti; Urve’den, Aişe’den [naklen] dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ay halin (hayız) geldiğinde namazı bırak, bittiğinde ise kanı kendinden yıka ve namaz kıl.”
332. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ أَبِي سُرَيْجٍ، قَالَ أَخْبَرَنَا شَبَابَةُ، قَالَ أَخْبَرَنَا شُعْبَةُ، عَنْ حُسَيْنٍ الْمُعَلِّمِ، عَنِ ابْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ سَمُرَةَ بْنِ جُنْدُبٍ، أَنَّ امْرَأَةً، مَاتَتْ فِي بَطْنٍ، فَصَلَّى عَلَيْهَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَقَامَ وَسَطَهَا.
Ahmed b. Ebî Süreyc bize tahdis etti, dedi ki: Şebâbe bize haber verdi, dedi ki: Şu’be bize haber verdi; Huseyn el-Muallim’den, İbn Büreyde’den, Semüre b. Cündüb’den [naklen] ki: “Bir kadın lohusa iken (doğum sebebiyle) vefat etti. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onun cenaze namazını kıldırdı ve (namazda) onun tam ortasında (hizasında) durdu.”
333. Hadis
حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ مُدْرِكٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَمَّادٍ، قَالَ أَخْبَرَنَا أَبُو عَوَانَةَ ـ اسْمُهُ الْوَضَّاحُ ـ مِنْ كِتَابِهِ قَالَ أَخْبَرَنَا سُلَيْمَانُ الشَّيْبَانِيُّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ شَدَّادٍ، قَالَ سَمِعْتُ خَالَتِي، مَيْمُونَةَ ـ زَوْجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهَا كَانَتْ تَكُونُ حَائِضًا لاَ تُصَلِّي، وَهْىَ مُفْتَرِشَةٌ بِحِذَاءِ مَسْجِدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهْوَ يُصَلِّي عَلَى خُمْرَتِهِ، إِذَا سَجَدَ أَصَابَنِي بَعْضُ ثَوْبِهِ.
Hasen b. Müdrik bize tahdis etti, dedi ki: Yahya b. Hammâd bize tahdis etti, dedi ki: Ebu Avâne —ki ismi Vaddâh’tır— kitabından (rivayetle) bize haber verdi, dedi ki: Süleyman eş-Şeybânî bize haber verdi; Abdullah b. Şeddâd’dan, dedi ki: Teyzem Meymune’yi —ki o Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in eşidir— (şöyle derken) işittim: “Ben ay hali (hayız) iken namaz kılmazdım ve Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in (namaz kıldığı) yerin hemen yanında uzanıp yatardım. O, humresi (küçük seccadesi) üzerinde namaz kılardı; secdeye vardığında elbisesinin bir kısmı bana değerdi.”