3392. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، قَالَ حَدَّثَنِي عُقَيْلٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، سَمِعْتُ عُرْوَةَ، قَالَ قَالَتْ عَائِشَةُ ـ رضى الله عنها فَرَجَعَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِلَى خَدِيجَةَ يَرْجُفُ فُؤَادُهُ، فَانْطَلَقَتْ بِهِ إِلَى وَرَقَةَ بْنِ نَوْفَلٍ، وَكَانَ رَجُلاً تَنَصَّرَ يَقْرَأُ الإِنْجِيلَ بِالْعَرَبِيَّةِ. فَقَالَ وَرَقَةُ مَاذَا تَرَى فَأَخْبَرَهُ. فَقَالَ وَرَقَةُ هَذَا النَّامُوسُ الَّذِي أَنْزَلَ اللَّهُ عَلَى مُوسَى، وَإِنْ أَدْرَكَنِي يَوْمُكَ أَنْصُرْكَ نَصْرًا مُؤَزَّرًا. النَّامُوسُ صَاحِبُ السِّرِّ الَّذِي يُطْلِعُهُ بِمَا يَسْتُرُهُ عَنْ غَيْرِهِ.
Abdullah b. Yûsuf bize söyledi, [dedi ki]: Leys bize söyledi, [dedi ki]: Ukayl bana söyledi; [o] İbn Şihâb'dan; [o şöyle demiş]: Urve'yi işittim, dedi ki: Âişe radıyallahu anhâ şöyle dedi: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem (Hira'dan) kalbi titreyerek Hatice'ye döndü. (Hatice) onu alıp Varaka b. Nevfel'e götürdü. O (Varaka), Hristiyan olmuş bir adamdı, İncil'i Arapça okurdu. Varaka (Nebi'ye): “Ne görüyorsun?” dedi. (Nebi) ona (gördüğünü) haber verdi. Varaka: “Bu, Allah'ın Musa'ya indirdiği Nâmûs'tur (Cebrail'dir). Eğer senin gününe (davet görevine/yurdundan çıkarılacağın güne) yetişirsem, sana (güçlü bir şekilde) yardım ederim” dedi. (Buhârî dedi ki:) Nâmûs; sır sahibidir ki (sırrı veren kişi) başkasından gizlediği şeyi ona bildirir.