3437. Hadis
حَدَّثَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُوسَى، أَخْبَرَنَا هِشَامٌ، عَنْ مَعْمَرٍ،. حَدَّثَنِي مَحْمُودٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي سَعِيدُ بْنُ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لَيْلَةَ أُسْرِيَ بِهِ لَقِيتُ مُوسَى ـ قَالَ فَنَعَتَهُ ـ فَإِذَا رَجُلٌ ـ حَسِبْتُهُ قَالَ ـ مُضْطَرِبٌ رَجِلُ الرَّأْسِ، كَأَنَّهُ مِنْ رِجَالِ شَنُوءَةَ ـ قَالَ ـ وَلَقِيتُ عِيسَى ـ فَنَعَتَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ـ رَبْعَةٌ أَحْمَرُ كَأَنَّمَا خَرَجَ مِنْ دِيمَاسٍ ـ يَعْنِي الْحَمَّامَ ـ وَرَأَيْتُ إِبْرَاهِيمَ، وَأَنَا أَشْبَهُ وَلَدِهِ بِهِ ـ قَالَ ـ وَأُتِيتُ بِإِنَاءَيْنِ أَحَدُهُمَا لَبَنٌ وَالآخَرُ فِيهِ خَمْرٌ، فَقِيلَ لِي خُذْ أَيَّهُمَا شِئْتَ. فَأَخَذْتُ اللَّبَنَ فَشَرِبْتُهُ، فَقِيلَ لِي هُدِيتَ الْفِطْرَةَ، أَوْ أَصَبْتَ الْفِطْرَةَ، أَمَا إِنَّكَ لَوْ أَخَذْتَ الْخَمْرَ غَوَتْ أُمَّتُكَ ".
İbrahim b. Musa bana söyledi, [dedi ki]: Hişâm bize haber verdi; [o] Ma'mer'den [nakletti]. [Ayrıca] Mahmud bana söyledi, [dedi ki]: Abdurrezzâk bize söyledi, [dedi ki]: Ma'mer bize haber verdi; [o] Zührî'den, [o] şöyle dedi: Saîd b. el-Müseyyeb bana haber verdi; [o] Ebû Hureyre radıyallahu anh'den [nakletti] ki, -o gece yürütüldüğü İsra gecesini kastederek- Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Musa ile karşılaştım." (Râvi dedi ki): (Nebi) onu tasvir etti: "(O) -zannedersem şöyle dedi:- uzun-ince yapılı (muztarib), saçı düz-kıvırcık arası (racil), sanki Şenûe (kabilesi) erkeklerinden biri gibi bir adamdı." (Nebi devamla) buyurdu ki: "Ve İsa ile karşılaştım." Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onu (da) tasvir etti ve şöyle dedi: "(O), orta boylu, kırmızıya çalan (beyaz tenli), sanki dimastan -yani hamamdan- çıkmış gibi (parlak ve temiz) idi." "Ve İbrahim'i gördüm. Onun çocukları içinde ona en çok benzeyen benim." (Nebi devamla) buyurdu ki: "Bana iki kap getirildi. Birisinde süt, diğerinde şarap (hamr) vardı. Bana: 'İkisinden dilediğini al' denildi. Ben sütü aldım ve onu içtim. Bana: 'Fıtrata hidayet edildin -veya fıtrata isabet ettin-. Şayet şarabı alsaydın ümmetin azardı' denildi."