3450. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ، عَنْ رِبْعِيِّ بْنِ حِرَاشٍ، قَالَ قَالَ عُقْبَةُ بْنُ عَمْرٍو لِحُذَيْفَةَ أَلاَ تُحَدِّثُنَا مَا سَمِعْتَ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ إِنِّي سَمِعْتُهُ يَقُولُ " إِنَّ مَعَ الدَّجَّالِ إِذَا خَرَجَ مَاءً وَنَارًا، فَأَمَّا الَّذِي يَرَى النَّاسُ أَنَّهَا النَّارُ فَمَاءٌ بَارِدٌ، وَأَمَّا الَّذِي يَرَى النَّاسُ أَنَّهُ مَاءٌ بَارِدٌ فَنَارٌ تُحْرِقُ، فَمَنْ أَدْرَكَ مِنْكُمْ فَلْيَقَعْ فِي الَّذِي يَرَى أَنَّهَا نَارٌ، فَإِنَّهُ عَذْبٌ بَارِدٌ ". قَالَ حُذَيْفَةُ وَسَمِعْتُهُ يَقُولُ " إِنَّ رَجُلاً كَانَ فِيمَنْ كَانَ قَبْلَكُمْ أَتَاهُ الْمَلَكُ لِيَقْبِضَ رُوحَهُ فَقِيلَ لَهُ هَلْ عَمِلْتَ مِنْ خَيْرٍ قَالَ مَا أَعْلَمُ، قِيلَ لَهُ انْظُرْ. قَالَ مَا أَعْلَمُ شَيْئًا غَيْرَ أَنِّي كُنْتُ أُبَايِعُ النَّاسَ فِي الدُّنْيَا وَأُجَازِيهِمْ، فَأُنْظِرُ الْمُوسِرَ، وَأَتَجَاوَزُ عَنِ الْمُعْسِرِ. فَأَدْخَلَهُ اللَّهُ الْجَنَّةَ ". فَقَالَ وَسَمِعْتُهُ يَقُولُ " إِنَّ رَجُلاً حَضَرَهُ الْمَوْتُ، فَلَمَّا يَئِسَ مِنَ الْحَيَاةِ أَوْصَى أَهْلَهُ إِذَا أَنَا مُتُّ فَاجْمَعُوا لِي حَطَبًا كَثِيرًا وَأَوْقِدُوا فِيهِ نَارًا حَتَّى إِذَا أَكَلَتْ لَحْمِي، وَخَلَصَتْ إِلَى عَظْمِي، فَامْتَحَشْتُ، فَخُذُوهَا فَاطْحَنُوهَا، ثُمَّ انْظُرُوا يَوْمًا رَاحًا فَاذْرُوهُ فِي الْيَمِّ. فَفَعَلُوا، فَجَمَعَهُ فَقَالَ لَهُ لِمَ فَعَلْتَ ذَلِكَ قَالَ مِنْ خَشْيَتِكَ. فَغَفَرَ اللَّهُ لَهُ ". قَالَ عُقْبَةُ بْنُ عَمْرٍو، وَأَنَا سَمِعْتُهُ يَقُولُ ذَاكَ، وَكَانَ نَبَّاشًا.
Musa b. İsmail bize söyledi, [dedi ki]: Ebû Avâne bize söyledi, [dedi ki]: Abdulmelik bize söyledi; [o] Rib'î b. Hirâş'tan [nakletti] ki, Ukbe b. Amr, Huzeyfe'ye: "Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den işittiklerini bize anlatmaz mısın?" dedi. (Huzeyfe) dedi ki: Ben O'nu şöyle derken işittim: "Deccâl çıktığı zaman, şüphesiz yanında su ve ateş olacaktır. İnsanların ateş olarak gördüğü şey soğuk sudur. İnsanların soğuk su olarak gördüğü şey ise yakıcı bir ateştir. Sizden kim (o zamana) yetişirse, ateş olarak gördüğü şeyin içine düşsün (girsin). Çünkü o tatlı, soğuk (sudur)." Huzeyfe dedi ki: Ve ben O'nu şöyle buyururken işittim: "Sizden öncekiler arasında bir adama, ruhunu kabzetmek için melek geldi. Ona: 'Hiç hayır işledin mi?' denildi. 'Bilmiyorum' dedi. Ona: 'Düşün (hatırla)' denildi. Dedi ki: 'Bir şey bilmiyorum; ancak dünyada insanlarla alışveriş yapar ve onlara karşılık (ödeme kolaylığı) sağlardım. Zengine mühlet verir, fakiri (borcunu) bağışlardım.' Bunun üzerine Allah onu Cennete koydu." (Huzeyfe) dedi ki: Ve ben O'nu şöyle buyururken işittim: "Bir adama ölüm gelip çattı. Hayattan ümidini kesince ailesine vasiyet etti: 'Ben öldüğüm zaman benim için çokça odun toplayın ve onda ateş yakın. (Ateş) etimi yiyip kemiğime ulaştığında ve ben kömür kesildiğimde, onu (kemiğimi) alın ve öğütün. Sonra rüzgarlı bir gün gözetin ve onu denize savurun.' (Ailesi) bunu yaptı. Allah onu topladı (diriltti) ve ona: 'Bunu neden yaptın?' dedi. (Adam): 'Senden korktuğum için' dedi. Bunun üzerine Allah onu bağışladı." Ukbe b. Amr dedi ki: Ben de O'nun bunu söylediğini işittim. (O adam) kefen soyucuydu.