3464. Hadis
حَدَّثَنِي أَحْمَدُ بْنُ إِسْحَاقَ، حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَاصِمٍ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ أَبِي عَمْرَةَ، أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ، حَدَّثَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم ح وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ رَجَاءٍ، أَخْبَرَنَا هَمَّامٌ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ أَبِي عَمْرَةَ، أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ حَدَّثَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " إِنَّ ثَلاَثَةً فِي بَنِي إِسْرَائِيلَ أَبْرَصَ وَأَقْرَعَ وَأَعْمَى بَدَا لِلَّهِ أَنْ يَبْتَلِيَهُمْ، فَبَعَثَ إِلَيْهِمْ مَلَكًا، فَأَتَى الأَبْرَصَ. فَقَالَ أَىُّ شَىْءٍ أَحَبُّ إِلَيْكَ قَالَ لَوْنٌ حَسَنٌ وَجِلْدٌ حَسَنٌ، قَدْ قَذِرَنِي النَّاسُ. قَالَ فَمَسَحَهُ، فَذَهَبَ عَنْهُ، فَأُعْطِيَ لَوْنًا حَسَنًا وَجِلْدًا حَسَنًا. فَقَالَ أَىُّ الْمَالِ أَحَبُّ إِلَيْكَ قَالَ الإِبِلُ ـ أَوْ قَالَ الْبَقَرُ هُوَ شَكَّ فِي ذَلِكَ، إِنَّ الأَبْرَصَ وَالأَقْرَعَ، قَالَ أَحَدُهُمَا الإِبِلُ، وَقَالَ الآخَرُ الْبَقَرُ ـ فَأُعْطِيَ نَاقَةً عُشَرَاءَ. فَقَالَ يُبَارَكُ لَكَ فِيهَا. وَأَتَى الأَقْرَعَ فَقَالَ أَىُّ شَىْءٍ أَحَبُّ إِلَيْكَ قَالَ شَعَرٌ حَسَنٌ، وَيَذْهَبُ عَنِّي هَذَا، قَدْ قَذِرَنِي النَّاسُ. قَالَ فَمَسَحَهُ فَذَهَبَ، وَأُعْطِيَ شَعَرًا حَسَنًا. قَالَ فَأَىُّ الْمَالِ أَحَبُّ إِلَيْكَ قَالَ الْبَقَرُ. قَالَ فَأَعْطَاهُ بَقَرَةً حَامِلاً، وَقَالَ يُبَارَكُ لَكَ فِيهَا. وَأَتَى الأَعْمَى فَقَالَ أَىُّ شَىْءٍ أَحَبُّ إِلَيْكَ قَالَ يَرُدُّ اللَّهُ إِلَىَّ بَصَرِي، فَأُبْصِرُ بِهِ النَّاسَ. قَالَ فَمَسَحَهُ، فَرَدَّ اللَّهُ إِلَيْهِ بَصَرَهُ. قَالَ فَأَىُّ الْمَالِ أَحَبُّ إِلَيْكَ قَالَ الْغَنَمُ. فَأَعْطَاهُ شَاةً وَالِدًا، فَأُنْتِجَ هَذَانِ، وَوَلَّدَ هَذَا، فَكَانَ لِهَذَا وَادٍ مِنْ إِبِلٍ، وَلِهَذَا وَادٍ مِنْ بَقَرٍ، وَلِهَذَا وَادٍ مِنَ الْغَنَمِ. ثُمَّ إِنَّهُ أَتَى الأَبْرَصَ فِي صُورَتِهِ وَهَيْئَتِهِ فَقَالَ رَجُلٌ مِسْكِينٌ، تَقَطَّعَتْ بِيَ الْحِبَالُ فِي سَفَرِي، فَلاَ بَلاَغَ الْيَوْمَ إِلاَّ بِاللَّهِ ثُمَّ بِكَ، أَسْأَلُكَ بِالَّذِي أَعْطَاكَ اللَّوْنَ الْحَسَنَ وَالْجِلْدَ الْحَسَنَ وَالْمَالَ بَعِيرًا أَتَبَلَّغُ عَلَيْهِ فِي سَفَرِي. فَقَالَ لَهُ إِنَّ الْحُقُوقَ كَثِيرَةٌ. فَقَالَ لَهُ كَأَنِّي أَعْرِفُكَ، أَلَمْ تَكُنْ أَبْرَصَ يَقْذَرُكَ النَّاسُ فَقِيرًا فَأَعْطَاكَ اللَّهُ فَقَالَ لَقَدْ وَرِثْتُ لِكَابِرٍ عَنْ كَابِرٍ. فَقَالَ إِنْ كُنْتَ كَاذِبًا فَصَيَّرَكَ اللَّهُ إِلَى مَا كُنْتَ، وَأَتَى الأَقْرَعَ فِي صُورَتِهِ وَهَيْئَتِهِ، فَقَالَ لَهُ مِثْلَ مَا قَالَ لِهَذَا، فَرَدَّ عَلَيْهِ مِثْلَ مَا رَدَّ عَلَيْهِ هَذَا فَقَالَ إِنْ كُنْتَ كَاذِبًا فَصَيَّرَكَ اللَّهُ إِلَى مَا كُنْتَ. وَأَتَى الأَعْمَى فِي صُورَتِهِ فَقَالَ رَجُلٌ مِسْكِينٌ وَابْنُ سَبِيلٍ وَتَقَطَّعَتْ بِيَ الْحِبَالُ فِي سَفَرِي، فَلاَ بَلاَغَ الْيَوْمَ إِلاَّ بِاللَّهِ، ثُمَّ بِكَ أَسْأَلُكَ بِالَّذِي رَدَّ عَلَيْكَ بَصَرَكَ شَاةً أَتَبَلَّغُ بِهَا فِي سَفَرِي. فَقَالَ قَدْ كُنْتُ أَعْمَى فَرَدَّ اللَّهُ بَصَرِي، وَفَقِيرًا فَقَدْ أَغْنَانِي، فَخُذْ مَا شِئْتَ، فَوَاللَّهِ لاَ أَجْهَدُكَ الْيَوْمَ بِشَىْءٍ أَخَذْتَهُ لِلَّهِ. فَقَالَ أَمْسِكْ مَالَكَ، فَإِنَّمَا ابْتُلِيتُمْ، فَقَدْ رَضِيَ اللَّهُ عَنْكَ وَسَخِطَ عَلَى صَاحِبَيْكَ ".
Ahmed b. İshâk bana söyledi, [dedi ki]: Amr b. Âsım bize söyledi, [dedi ki]: Hemmâm bize söyledi, [dedi ki]: İshâk b. Abdullah bize söyledi, [dedi ki]: Abdurrahman b. Ebî Amre bana söyledi ki, Ebû Hureyre ona, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den işittiğini hadis olarak nakletmiştir. (H). Ve Muhammed bana söyledi, [dedi ki]: Abdullah b. Recâ bize söyledi, [dedi ki]: Hemmâm bize haber verdi; [o] İshâk b. Abdullah'tan, [o] şöyle dedi: Abdurrahman b. Ebî Amre bana haber verdi ki, Ebû Hureyre radıyallahu anh ona, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittiğini hadis olarak nakletmiştir: "İsrailoğulları'ndan üç kişi; bir ala tenli (abraş), bir kel ve bir kör vardı. Allah onları imtihan etmek istedi. Onlara bir melek gönderdi. (Melek) ala tenliye geldi ve: 'Hangi şey sana daha sevimlidir?' dedi. (Adam): 'Güzel bir renk, güzel bir ten ve insanların beni çirkin gördüğü (şu halin) benden gitmesi' dedi. (Melek) onu sıvazladı ve (hastalığı) ondan gitti; ona güzel bir renk ve güzel bir ten verildi. (Melek): 'Hangi mal sana daha sevimlidir?' dedi. 'Deve' yahut 'sığır' dedi. -Râvi bu konuda şüphe etmiştir; ala tenli ile kelden biri deve, diğeri sığır demiştir.- Ona on aylık gebe bir dişi deve (uşerâ) verildi. (Melek): 'Bunda sana bereket verilsin' dedi. (Melek) kele geldi ve: 'Hangi şey sana daha sevimlidir?' dedi. (Adam): 'Güzel bir saç ve insanların beni çirkin gördüğü (şu halin) benden gitmesi' dedi. (Melek) onu sıvazladı ve (kelliği) gitti; ona güzel bir saç verildi. (Melek): 'Hangi mal sana daha sevimlidir?' dedi. 'Sığır' dedi. Ona gebe bir inek verildi ve (melek): 'Bunda sana bereket verilsin' dedi. (Melek) köre geldi ve: 'Hangi şey sana daha sevimlidir?' dedi. (Adam): 'Allah'ın bana görmemi (gözümü) geri vermesi ve böylece insanları görmem' dedi. (Melek) onu sıvazladı ve Allah ona görmesini geri verdi. (Melek): 'Hangi mal sana daha sevimlidir?' dedi. 'Koyun' dedi. Ona doğurgan bir koyun (şâten vâliden) verildi. (Deve ve sığır sahiplerinin hayvanları) yavruladı, bu (koyun sahibi) de yavrulattı. Bunun bir vadi dolusu devesi, şunun bir vadi dolusu sığırı, ötekinin de bir vadi dolusu koyunu oldu. Sonra (melek), ala tenliye (eski) suretinde ve kılığında geldi ve: 'Miskin (fakir) bir adamım. Yolculuğumda iplerim koptu (çaresiz kaldım). Bugün Allah'tan, sonra da senden başka (beni gideceğim yere) ulaştıracak kimsem yok. Sana güzel rengi, güzel cildi ve malı veren Allah aşkına, senden bir deve istiyorum ki onunla yolculuğuma devam edebileyim' dedi. (Adam) ona: '(Verilecek) haklar çoktur' dedi. (Melek) ona: 'Sanki seni tanır gibiyim. Sen, insanların kendisinden tiksindiği ala tenli (bir adam) değil miydin? Fakirdin de Allah sana verdi (zengin etti)' dedi. (Adam): 'Ben bu malı ancak büyükten büyüğe (atalarımdan) tevarüs ettim (miras aldım)' dedi. (Melek): 'Eğer yalancı isen, Allah seni eski haline döndürsün' dedi. Ve (melek) kele, (eski) suretinde ve kılığında geldi. Ötekine dediği gibi buna da dedi. Bu da ötekinin reddettiği gibi reddetti. (Melek): 'Eğer yalancı isen, Allah seni eski haline döndürsün' dedi. Ve (melek) köre, (eski) suretinde geldi ve: 'Miskin bir adam ve yolda kalmış biriyim. Yolculuğumda iplerim koptu. Bugün Allah'tan, sonra da senden başka (beni gideceğim yere) ulaştıracak kimsem yok. Sana görmeni geri veren Allah aşkına, senden bir koyun istiyorum ki onunla yolculuğuma devam edebileyim' dedi. (Adam): 'Ben de kördüm, Allah görmemi bana geri verdi. Fakirdim, beni zengin etti. Dilediğini al! Vallahi bugün Allah için aldığın hiçbir şeyde sana zorluk çıkarmam (engel olmam)' dedi. (Melek): 'Malın senin olsun (tut). Siz ancak imtihan edildiniz. Allah senden razı oldu, iki arkadaşına ise gazap etti' dedi."