3932. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ،. وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الصَّمَدِ، قَالَ سَمِعْتُ أَبِي يُحَدِّثُ، حَدَّثَنَا أَبُو التَّيَّاحِ، يَزِيدُ بْنُ حُمَيْدٍ الضُّبَعِيُّ قَالَ حَدَّثَنِي أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ لَمَّا قَدِمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْمَدِينَةَ، نَزَلَ فِي عُلْوِ الْمَدِينَةِ فِي حَىٍّ يُقَالُ لَهُمْ بَنُو عَمْرِو بْنِ عَوْفٍ ـ قَالَ ـ فَأَقَامَ فِيهِمْ أَرْبَعَ عَشْرَةَ لَيْلَةً، ثُمَّ أَرْسَلَ إِلَى مَلإِ بَنِي النَّجَّارِ ـ قَالَ ـ فَجَاءُوا مُتَقَلِّدِي سُيُوفِهِمْ، قَالَ وَكَأَنِّي أَنْظُرُ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى رَاحِلَتِهِ، وَأَبُو بَكْرٍ رِدْفَهُ، وَمَلأُ بَنِي النَّجَّارِ حَوْلَهُ حَتَّى أَلْقَى بِفِنَاءِ أَبِي أَيُّوبَ، قَالَ فَكَانَ يُصَلِّي حَيْثُ أَدْرَكَتْهُ الصَّلاَةُ، وَيُصَلِّي فِي مَرَابِضِ الْغَنَمِ، قَالَ ثُمَّ إِنَّهُ أَمَرَ بِبِنَاءِ الْمَسْجِدِ، فَأَرْسَلَ إِلَى مَلإِ بَنِي النَّجَّارِ، فَجَاءُوا فَقَالَ " يَا بَنِي النَّجَّارِ، ثَامِنُونِي حَائِطَكُمْ هَذَا ". فَقَالُوا لاَ، وَاللَّهِ لاَ نَطْلُبُ ثَمَنَهُ إِلاَّ إِلَى اللَّهِ. قَالَ فَكَانَ فِيهِ مَا أَقُولُ لَكُمْ كَانَتْ فِيهِ قُبُورُ الْمُشْرِكِينَ، وَكَانَتْ فِيهِ خِرَبٌ، وَكَانَ فِيهِ نَخْلٌ، فَأَمَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِقُبُورِ الْمُشْرِكِينَ فَنُبِشَتْ، وَبِالْخِرَبِ فَسُوِّيَتْ، وَبِالنَّخْلِ فَقُطِعَ، قَالَ فَصَفُّوا النَّخْلَ قِبْلَةَ الْمَسْجِدِ ـ قَالَ ـ وَجَعَلُوا عِضَادَتَيْهِ حِجَارَةً. قَالَ قَالَ جَعَلُوا يَنْقُلُونَ ذَاكَ الصَّخْرَ وَهُمْ يَرْتَجِزُونَ، وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَعَهُمْ يَقُولُونَ اللَّهُمَّ إِنَّهُ لاَ خَيْرَ إِلاَّ خَيْرُ الآخِرَهْ فَانْصُرِ الأَنْصَارَ وَالْمُهَاجِرَهْ.
Müsedded bize söyledi, [dedi ki]: Abdülvâris bize söyledi. (Diğer bir isnadla) İshak b. Mansur bize söyledi, [dedi ki]: Abdüssamed bize haber verdi; [o] şöyle dedi: Babamı anlatırken işittim, bize Ebû't-Teyyâh Yezîd b. Humeyd ed-Dubay'î söyledi; [o] şöyle dedi: Enes b. Mâlik radıyallahu anh bize [naklederek] dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Medine'ye geldiğinde, Medine'ye göre yukarı kısımda (Âliye'de) kalan ve kendilerine 'Benû Amr b. Avf' denilen bir mahallede konakladı. Onların arasında on dört gece kaldı. Sonra Benû Neccâr ileri gelenlerine haber gönderdi. Onlar da kılıçlarını kuşanmış bir halde geldiler. Enes der ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i bineği üzerinde, Ebû Bekir radıyallahu anh'ı da arkasında [terkisinde], Benû Neccâr topluluğunu da etrafında [yürürlerken] bugün bile daha görür gibiyim. Nihayet Ebû Eyyûb'un avlusuna indi. Namaz vaktine nerede erişirse orada namaz kılardı; hatta koyun ağıllarında dahi kılardı. Sonra [namaz kılınan bu yere] bir mescit inşa edilmesini emretti. Benû Neccâr ileri gelenlerine haber gönderdi; geldiklerinde onlara: 'Ey Benû Neccâr! Bana şu bahçenizin fiyatını söyleyin (onu bana satın)' buyurdu. Onlar: 'Hayır, vallahi biz onun bedelini ancak Allah'tan bekleriz' dediler. Enes der ki: [O bahçede] size söyleyeceğim şu şeyler vardı: Müşrik mezarları vardı, bina yıkıntıları vardı ve hurma ağaçları vardı. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem emretti de müşriklerin mezarları deşildi (taşındı), yıkıntılar düzeltildi ve hurma ağaçları kesildi. Sonra [kesilen] hurma ağaçlarını mescidin kıble tarafına dizdiler ve [kapı] sövelerini taştan yaptılar. [Mescidin inşaatında] o taşları [ve kayaları] taşımaya ve bu sırada recez (şiir) söylemeye başladılar. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem de onlarla beraberdi ve şöyle diyordu: 'Allah'ım! Şüphesiz âhiret hayrından başka hayır yoktur / Sen Ensar'a ve Muhacirler'e yardım eyle.'