3973. Hadis
أَخْبَرَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ يُوسُفَ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ عُرْوَةَ، قَالَ كَانَ فِي الزُّبَيْرِ ثَلاَثُ ضَرَبَاتٍ بِالسَّيْفِ، إِحْدَاهُنَّ فِي عَاتِقِهِ، قَالَ إِنْ كُنْتُ لأُدْخِلُ أَصَابِعِي فِيهَا. قَالَ ضُرِبَ ثِنْتَيْنِ يَوْمَ بَدْرٍ، وَوَاحِدَةً يَوْمَ الْيَرْمُوكِ. قَالَ عُرْوَةُ وَقَالَ لِي عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ مَرْوَانَ حِينَ قُتِلَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الزُّبَيْرِ يَا عُرْوَةُ، هَلْ تَعْرِفُ سَيْفَ الزُّبَيْرِ قُلْتُ نَعَمْ. قَالَ فَمَا فِيهِ قُلْتُ فِيهِ فَلَّةٌ فُلَّهَا يَوْمَ بَدْرٍ. قَالَ صَدَقْتَ. بِهِنَّ فُلُولٌ مِنْ قِرَاعِ الْكَتَائِبِ ثُمَّ رَدَّهُ عَلَى عُرْوَةَ. قَالَ هِشَامٌ فَأَقَمْنَاهُ بَيْنَنَا ثَلاَثَةَ آلاَفٍ، وَأَخَذَهُ بَعْضُنَا، وَلَوَدِدْتُ أَنِّي كُنْتُ أَخَذْتُهُ.
İbrâhîm b. Mûsâ bana haber verdi, [dedi ki]: Hişâm b. Yûsuf bize söyledi; [o] Ma'mer'den, [o] Hişâm'dan, [o] Urve'den [nakletti] ki; [Urve] şöyle demiştir: ez-Zübeyr'de [vücudunda] üç kılıç darbesi [izi] vardı; bunlardan biri omzundaydı. Ben parmaklarımı o [yaranın] içine sokardım. [Bu kılıç darbelerinin] ikisini Bedir günü, birini de Yermük günü almıştı. Urve [devamla] şöyle demiştir: Abdullâh b. ez-Zübeyr öldürüldüğünde Abdülmelik b. Mervân bana: 'Ey Urve! Zübeyr'in kılıcını tanır mısın?' diye sordu. 'Evet' dedim. 'Onda ne [belirleyici özellik] var?' dedi. 'Onda, Bedir günü [vuruşurken] meydana gelen bir çentik var' dedim. [Bunun üzerine Abdülmelik]: 'Doğru söyledin' diyerek [şu mısraı okudu]: 'O [kılıçlarda], orduların [birbirleriyle] çarpışmasından kalma çentikler vardır.' Sonra kılıcı Urve'ye geri verdi. Hişâm [der ki]: 'Biz o kılıca aramızda üç bin [dirhem] değer biçtik ve onu bizden biri aldı. Vallahi onu ben almış olmayı çok isterdim!'