3983. Hadis
حَدَّثَنِي إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِدْرِيسَ، قَالَ سَمِعْتُ حُصَيْنَ بْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ سَعْدِ بْنِ عُبَيْدَةَ، عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ السُّلَمِيِّ، عَنْ عَلِيٍّ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ بَعَثَنِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَبَا مَرْثَدٍ وَالزُّبَيْرَ وَكُلُّنَا فَارِسٌ قَالَ " انْطَلِقُوا حَتَّى تَأْتُوا رَوْضَةَ خَاخٍ، فَإِنَّ بِهَا امْرَأَةً مِنَ الْمُشْرِكِينَ، مَعَهَا كِتَابٌ مِنْ حَاطِبِ بْنِ أَبِي بَلْتَعَةَ إِلَى الْمُشْرِكِينَ ". فَأَدْرَكْنَاهَا تَسِيرُ عَلَى بَعِيرٍ لَهَا حَيْثُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقُلْنَا الْكِتَابُ. فَقَالَتْ مَا مَعَنَا كِتَابٌ. فَأَنَخْنَاهَا فَالْتَمَسْنَا فَلَمْ نَرَ كِتَابًا، فَقُلْنَا مَا كَذَبَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم، لَتُخْرِجِنَّ الْكِتَابَ أَوْ لَنُجَرِّدَنَّكِ. فَلَمَّا رَأَتِ الْجِدَّ أَهْوَتْ إِلَى حُجْزَتِهَا وَهْىَ مُحْتَجِزَةٌ بِكِسَاءٍ فَأَخْرَجَتْهُ، فَانْطَلَقْنَا بِهَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ عُمَرُ يَا رَسُولَ اللَّهِ، قَدْ خَانَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَالْمُؤْمِنِينَ، فَدَعْنِي فَلأَضْرِبْ عُنُقَهُ. فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " مَا حَمَلَكَ عَلَى مَا صَنَعْتَ ". قَالَ حَاطِبٌ وَاللَّهِ مَا بِي أَنْ لاَ أَكُونَ مُؤْمِنًا بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ صلى الله عليه وسلم أَرَدْتُ أَنْ يَكُونَ لِي عِنْدَ الْقَوْمِ يَدٌ يَدْفَعُ اللَّهُ بِهَا عَنْ أَهْلِي وَمَالِي، وَلَيْسَ أَحَدٌ مِنْ أَصْحَابِكَ إِلاَّ لَهُ هُنَاكَ مِنْ عَشِيرَتِهِ مَنْ يَدْفَعُ اللَّهُ بِهِ عَنْ أَهْلِهِ وَمَالِهِ. فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " صَدَقَ، وَلاَ تَقُولُوا لَهُ إِلاَّ خَيْرًا ". فَقَالَ عُمَرُ إِنَّهُ قَدْ خَانَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَالْمُؤْمِنِينَ، فَدَعْنِي فَلأَضْرِبَ عُنُقَهُ. فَقَالَ " أَلَيْسَ مِنْ أَهْلِ بَدْرٍ ". فَقَالَ " لَعَلَّ اللَّهَ اطَّلَعَ إِلَى أَهْلِ بَدْرٍ فَقَالَ اعْمَلُوا مَا شِئْتُمْ فَقَدْ وَجَبَتْ لَكُمُ الْجَنَّةُ، أَوْ فَقَدْ غَفَرْتُ لَكُمْ ". فَدَمَعَتْ عَيْنَا عُمَرَ وَقَالَ اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ.
İshak b. İbrâhîm bana söyledi, [dedi ki]: Abdullâh b. İdrîs bize haber verdi; [o] 'Husayn b. Abdurrahmân'dan işittim' dedi; [o] Sa'd b. Ubeyde'den, [o] Ebû Abdurrahmân es-Sülemî'den, [o da] Ali radıyallahu anh'tan [nakletti] ki; [Ali] şöyle demiştir: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem beni, Ebû Mersed'i ve Zübeyr'i gönderdi; hepimiz süvariydik. [Bize]: 'Ravda-i Hâh mevkiine varıncaya kadar gidin. Orada [müşriklerden] bir kadın vardır; yanında Hâtıb b. Ebî Beltea'nın müşriklere [Mekke'ye] gönderdiği bir mektup bulunmaktadır' buyurdu. Biz de kadını, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in buyurduğu yerde devesinin üzerinde giderken yakaladık. Ona: 'Mektup nerede?' dedik. 'Yanımda mektup falan yok' dedi. Devesini çöktürdük ve [üzerini] aradık, fakat bir mektup göremedik. Bunun üzerine: 'Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem asla yalan söylemez. Ya mektubu çıkarırsın ya da [aramak için] elbiselerini soyarız!' dedik. Kadın işin ciddi olduğunu görünce, [büründüğü elbisesiyle] bağladığı kuşağının (veya saç örgüsünün) arasından mektubu çıkarıp verdi. Biz de mektubu alıp Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e getirdik. Ömer: 'Ey Allah'ın Resulü! [Hâtıb] Allah'a, Resulüne ve müminlere hıyanet etmiştir. Bırak beni de onun boynunu vurayım!' dedi. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem [Hâtıb'a]: 'Seni buna sürükleyen nedir?' diye sordu. Hâtıb: 'Vallahi Allah'a ve Resulüne iman ediyor değilim diye değil. Sadece o kavmin [Kureyşlilerin] yanında bir minnetim/hatırım kalsın da Allah onun sayesinde [orada bıraktığım] ailemi ve malımı korusun istedim. Zira ashabından hiç kimse yoktur ki orada kendisini, ailesini ve malını koruyacak akrabası bulunmasın' dedi. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem: 'Doğru söyledi. Ona hayırdan başka bir şey söylemeyin' buyurdu. Ömer [yine]: 'O, Allah'a, Resulüne ve müminlere hıyanet etmiştir. İzin ver onun boynunu vurayım!' dedi. Bunun üzerine [Resulullah]: 'O, Bedir ehlinden değil midir?' buyurdu. [Sonra devamla]: 'Belki de Allah Bedir ehlinin durumuna vakıf oldu da onlar hakkında: "Dilediğinizi yapın; sizi şimdiden bağışladım (veya cennet size vacip oldu)" buyurmuştur' dedi. Ömer'in gözleri yaşardı ve: 'Allah ve Resulü en iyi bilendir' dedi.