Gazveler Kitabı

El-Buhari · Sahih-i Buhari (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

4160. Hadis

حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ خَرَجْتُ مَعَ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ ـ رضى الله عنه ـ إِلَى السُّوقِ، فَلَحِقَتْ عُمَرَ امْرَأَةٌ شَابَّةٌ فَقَالَتْ يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ هَلَكَ زَوْجِي وَتَرَكَ صِبْيَةً صِغَارًا، وَاللَّهِ مَا يُنْضِجُونَ كُرَاعًا، وَلاَ لَهُمْ زَرْعٌ وَلاَ ضَرْعٌ، وَخَشِيتُ أَنْ تَأْكُلَهُمُ الضَّبُعُ، وَأَنَا بِنْتُ خُفَافِ بْنِ إِيمَاءَ الْغِفَارِيِّ، وَقَدْ شَهِدَ أَبِي الْحُدَيْبِيَةَ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم، فَوَقَفَ مَعَهَا عُمَرُ، وَلَمْ يَمْضِ، ثُمَّ قَالَ مَرْحَبًا بِنَسَبٍ قَرِيبٍ‏.‏ ثُمَّ انْصَرَفَ إِلَى بَعِيرٍ ظَهِيرٍ كَانَ مَرْبُوطًا فِي الدَّارِ، فَحَمَلَ عَلَيْهِ غِرَارَتَيْنِ مَلأَهُمَا طَعَامًا، وَحَمَلَ بَيْنَهُمَا نَفَقَةً وَثِيَابًا، ثُمَّ نَاوَلَهَا بِخِطَامِهِ ثُمَّ قَالَ اقْتَادِيهِ فَلَنْ يَفْنَى حَتَّى يَأْتِيَكُمُ اللَّهُ بِخَيْرٍ‏.‏ فَقَالَ رَجُلٌ يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ أَكْثَرْتَ لَهَا‏.‏ قَالَ عُمَرُ ثَكِلَتْكَ أُمُّكَ، وَاللَّهِ إِنِّي لأَرَى أَبَا هَذِهِ وَأَخَاهَا قَدْ حَاصَرَا حِصْنًا زَمَانًا، فَافْتَتَحَاهُ، ثُمَّ أَصْبَحْنَا نَسْتَفِيءُ سُهْمَانَهُمَا فِيهِ‏.‏

İsmâil b. Abdillâh bize anlattı, [dedi ki]: Mâlik bana Zeyd b. Eslem’den, o babasından haber verdi. [Babası] şöyle dedi: Ömer b. el-Hattâb radıyallahu anh ile birlikte çarşıya çıktım. Genç bir kadın Ömer’e yetişti ve: "Ey Müminlerin Emiri! Kocam öldü ve geride küçük çocuklar bıraktı. Allah’a yemin olsun ki onlar bir paçayı bile pişiremezler (pişirecek halleri yoktur). Ne ekinleri var, ne de hayvanları. Sırtlanın (açlığın) onları yemesinden korktum. Ben Hufâf b. Îmâ el-Gifârî’nin kızıyım; babam Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte Hudeybiye’de bulunmuştur" dedi. Ömer onunla birlikte durdu, geçip gitmedi. Sonra: "Yakın (değerli) bir soya merhaba!" dedi. Sonra evde bağlı bulunan güçlü bir deveye yöneldi. Üzerine yiyecek doldurduğu iki çuval yükledi. İkisinin arasına da nafaka ve elbiseler koydu. Sonra devenin yularını kadına verdi ve: "Bunu götür! Allah size bir hayır (bolluk) getirinceye kadar bu tükenmeyecektir" dedi. Bir adam: "Ey Müminlerin Emiri! Ona çok verdin" dedi. Ömer: "Anası ölesice! Allah’a yemin olsun ki, ben bu kadının babasını ve kardeşini bir kaleyi uzun süre kuşatırken ve fethederken görür gibiyim. Sonra biz orada onların hisselerinden faydalanır olduk" dedi.