4178. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ سَمِعْتُ الزُّهْرِيَّ، حِينَ حَدَّثَ هَذَا الْحَدِيثَ،، حَفِظْتُ بَعْضَهُ، وَثَبَّتَنِي مَعْمَرٌ عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنِ الْمِسْوَرِ بْنِ مَخْرَمَةَ، وَمَرْوَانَ بْنِ الْحَكَمِ، يَزِيدُ أَحَدُهُمَا عَلَى صَاحِبِهِ قَالاَ خَرَجَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَامَ الْحُدَيْبِيَةِ فِي بِضْعَ عَشْرَةَ مِائَةً مِنْ أَصْحَابِهِ، فَلَمَّا أَتَى ذَا الْحُلَيْفَةِ قَلَّدَ الْهَدْىَ، وَأَشْعَرَهُ، وَأَحْرَمَ مِنْهَا بِعُمْرَةٍ، وَبَعَثَ عَيْنًا لَهُ مِنْ خُزَاعَةَ، وَسَارَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم حَتَّى كَانَ بِغَدِيرِ الأَشْطَاطِ، أَتَاهُ عَيْنُهُ قَالَ إِنَّ قُرَيْشًا جَمَعُوا لَكَ جُمُوعًا، وَقَدْ جَمَعُوا لَكَ الأَحَابِيشَ، وَهُمْ مُقَاتِلُوكَ وَصَادُّوكَ عَنِ الْبَيْتِ وَمَانِعُوكَ. فَقَالَ " أَشِيرُوا أَيُّهَا النَّاسُ عَلَىَّ، أَتَرَوْنَ أَنْ أَمِيلَ إِلَى عِيَالِهِمْ وَذَرَارِيِّ هَؤُلاَءِ الَّذِينَ يُرِيدُونَ أَنْ يَصُدُّونَا عَنِ الْبَيْتِ، فَإِنْ يَأْتُونَا كَانَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ قَدْ قَطَعَ عَيْنًا مِنَ الْمُشْرِكِينَ، وَإِلاَّ تَرَكْنَاهُمْ مَحْرُوبِينَ ". قَالَ أَبُو بَكْرٍ يَا رَسُولَ اللَّهِ، خَرَجْتَ عَامِدًا لِهَذَا الْبَيْتِ، لاَ تُرِيدُ قَتْلَ أَحَدٍ وَلاَ حَرْبَ أَحَدٍ، فَتَوَجَّهْ لَهُ، فَمَنْ صَدَّنَا عَنْهُ قَاتَلْنَاهُ. قَالَ " امْضُوا عَلَى اسْمِ اللَّهِ ".
Abdullâh b. Muhammed bize anlattı, [dedi ki]: Süfyân bize anlattı, [dedi ki]: ez-Zührî bu hadisi anlattığı sırada ondan işittim –ki bir kısmını ezberledim, Ma‘mer beni (bu konuda) teyit etti–: Urve b. ez-Zübeyr’den, o el-Misver b. Mahrame ve Mervân b. el-Hakem’den [nakletti]. Biri diğerinden daha fazla bilgi vererek dediler ki: Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem Hudeybiye senesinde ashabından bin küsur (on küsur yüz) kişi ile yola çıktı. Zülhuleyfe’ye geldiği zaman kurbanlıkları gerdanladı (taklid), nişanladı (iş'âr) ve oradan umre için ihrama girdi. Huzâa kabilesinden birini casus (gözcü) olarak gönderdi. Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem Aşdâd göletine (Gadîru’l-Eştât) varıncaya kadar yürüdü. Casusu ona geldi ve: "Kureyş senin için (büyük) topluluklar biriktirdi. Ve sana karşı Ehâbiş’i (çeşitli kabilelerden müttefikleri) topladılar. Onlar seninle savaşacaklar, seni Beyt’ten (Kabe’den) alıkoyacaklar ve engel olacaklar" dedi. Bunun üzerine [Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem]: "Ey insanlar! Bana fikir veriniz (istişare ediniz). Bizi Beyt’ten alıkoymak isteyen şu kimselerin ailelerine ve çoluk çocuklarına (üzerine) yönelmemi uygun görür müsünüz? Eğer (bize karşı) gelirlerse Allah azze ve celle müşriklerden bir gözü (bir casusu veya bir uzvu/gücü) kesmiş (yok etmiş) olur. Yok (gelmezlerse) onları malları yağmalanmış/kederli halde terk etmiş oluruz" buyurdu. Ebû Bekir: "Ey Allah’ın Resûlü! Sen bu Beyt’i kastederek yola çıktın. Kimseyi öldürmek istemiyorsun, kimseyle savaşmak istemiyorsun. O halde ona (Beyt’e) yönel. Kim bizi ondan alıkoyarsa onunla savaşırız" dedi. [Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem]: "Allah’ın ismiyle yürüyün" buyurdu.