4384. Hadis
حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، وَإِسْحَاقُ بْنُ نَصْرٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ آدَمَ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي زَائِدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الأَسْوَدِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ أَبِي مُوسَى ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَدِمْتُ أَنَا وَأَخِي، مِنَ الْيَمَنِ، فَمَكَثْنَا حِينًا مَا نُرَى ابْنَ مَسْعُودٍ وَأُمَّهُ إِلاَّ مِنْ أَهْلِ الْبَيْتِ، مِنْ كَثْرَةِ دُخُولِهِمْ وَلُزُومِهِمْ لَهُ.
Bana Abdullah b. Muhammed ve İshâk b. Nasr anlattı. Dediler ki: Bize Yahyâ b. Âdem anlattı, bize İbn Ebî Zâide anlattı, o babasından, o Ebû İshâk’tan, o Esved b. Yezîd’den, o Ebû Mûsâ’dan radıyallahu anh. Dedi ki: Ben ve kardeşim Yemen’den geldik. Bir süre İbn Mes’ûd’u ve annesini, (Resûlullah’ın yanına) çokça girip çıkmalarından ve onunla sıkı fıkı olmalarından dolayı Ehl-i Beyt’ten (hane halkından) biri zannettik.